Index AMATÖR SÖZ YAZARLARI AMATÖR SÖZ YAZARLARI |
| Sergül Vural |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Wednesday, 20 June 2007 | |
|
GÜVERCİN VURULUNCA Vurmayın güvercini, beyaz müjdeler aÄŸlar, Toprak kızar, gök küser, gam yüklenir yürekler. Ağır gelir gözlere dolup gelen damlalar, Akmasını bilmeyen gözyaşı seli bekler. Ne durulur ne coÅŸar ÅŸaÅŸkınlaşır dalgalar, Kıyılarla buluÅŸmak istemeler nâfile! Nâfile çırpınışlar, haykırışlar nâfile! Kanar, yürekler kanar güvercin vurulunca. Akıl idrak edince duygular da kabarır, Gelgitlerini özler deryalar buzullarda! Kaplarına dar gelir kalıplardaki buzlar. Sızlar ÅŸahit dimaÄŸlar, sızlar vekil kılınan, Haykırır bengi sular hayata hodri meydan! Ok fırlarken yayından arzular hedefini, Vuslatın yollarında hedef talan, ben talan, CoÅŸkun umutlar siner güvercin vurulunca. Mevsimler acımadan kar yaÄŸdırır düÅŸlere, Har düÅŸer gülüÅŸlere, sam vurur hasatları. Gamzeler mahzun mahzun terk eder muratları, Saltanata binenin tatlı dilinde zehir, Feryatları dillerden akseder kâinata, Peteklerdeki meçhul ne ezeldir ne ebed, Meded ister öteden menekÅŸeler, laleler, Toprak, tohuma biner güvercin vurulunca. Karların arasından uyanan nazlı güzel, İklimlerin içinde ne yaz bilir ne de güz, Elvan elvan çiçekler boyun büküp darılır, Burcu burcu kokular savrulmaz baharlara, Ovalar ve vadiler, yeÅŸillerle, sarılar, Öze dönüÅŸ içinde sarılır mavilere, Gelincikler daÄŸlarda karaları baÄŸlanır, Hüzünlerle donanır güvercin vurulunca. Zâlimin yüreÄŸinde gül soluk, gülÅŸen soluk, Mertlik damarlarında namertlik oluk oluk, EfsâneleÅŸen günler sarılır yeni güne, Örse konur yürekler, çekiçler iÅŸ başında, Demirden kanlar akar, yürekten demir sızar, Sevgi hamallarının yaÅŸlar akar g/özünden, Yetim başını eÄŸer, “vursunlar beni” diye, Dinmeyen yaÅŸlar donar güvercin vurulunca. Kanat kanat çırpınan umutlar düÅŸer suya, Ağır gelir tüyleri havadaki yokuÅŸa, Nefes nefese canlar yaÅŸama telaşında, Bir saÄŸa bir de sola baÅŸvurur, medet arar, İpekten döÅŸeklerde yâr sağır, aÄŸyar sağır, Martı demir alırken yelkeni eder fora, Terk eder denizleri ardına hiç bakmadan, Alev ayyukta yanar güvercin vurulunca. YüreÄŸin ÅŸafağından küskün bakınır güneÅŸ, Dayanır semâsına bayrak mahzun, nâzenin, GöÄŸsündeki ÅŸehitler uyanır birer birer, Kararır soylu sevdâ, ay yıldız düÅŸer gökten, YoldaÅŸ arar kendine, haldaÅŸ arar gönlüne, Dost dost, diye seslenir duyan olmaz sesini, SoluÄŸundaki canla teslim eder rûhunu, Dallara baykuÅŸ konar güvercin vurulunca. YokuÅŸları çıkanlar, düzde birden yorulur, Ayaklar tartmayınca dermanı arar dizler, Sorulur bu hesaplar, bir gün elbet sorulur, Sayılı nefeslerde can düÅŸer, canan düÅŸer, Sevgi meÅŸâlesinde çakmaz olur kıvılcım, Boynu bükük ceylanlar bakmaz olur ardına, Gözler küser dünyaya, gönül dalar ukbâya, KuÅŸlar uçmadan tüner güvercin vurulunca. Dalda yediverenler özler kendi gülünü, Yalan söyler aynalar gördüÄŸü gerçekleri, Ya da gerçekler susar, çatlatırlar aynayı, Yansıyan akislerde figan sarar akÅŸamı. Yıldızları acıtır karanlıkta kırıklar, Görmez olur gören göz, gizlenir akılda söz, ArÅŸa deÄŸer feryatlar, küser Ferhat Leylâ’ya, DaÄŸlar aÅŸkları yener güvercin vurulunca. Hırs coÅŸunca menfaat peÅŸinden sürüklenir, Denklenir kucaklara hak edilmeyen rızık, Yazık ki azık olur bu sonsuz yolculuÄŸa, DüÄŸümlenir boÄŸazda kara yüzlü lokmalar, TaÅŸ döner baÅŸa vurur, baÅŸ döner taÅŸa vurur, Yaralardan akmayan kanlar donar damarda, Toprak rahmeti özler, rahmet topraÄŸa hasret, Bal tutan zehre banar güvercin vurulunca. Zamanın pürtelâşı geçer ışık hızını, Kimse çekmez nazını saniyenin, saatin, “Dur gitme” dense bile dinlemez hiç kimseyi, Âsidir, rûhu âsi, emânet almaz dünü, Gider günlere doÄŸru ardına hiç bakmadan, Gözlerine takılan hatıralar acıtır, Kol kırılır, yen kalır bakışların içinde, Hayat insanı sınar güvercin vurulunca. GüneÅŸin doÄŸuÅŸuyla umutlar gülümserken, Özümsemez ışığı karanlıklar inatla, Sevginin deryasında, murat, bekler umutla, Ne umut gerçekleÅŸir ne de muratlar olur, Yüreklerdeki deprem sarsar sevdâ kuÅŸunu, Kırılır kanatları, yıkılır sırça köÅŸkü, AÅŸktan, meÅŸkten sıkılır, unutur cananını, Yürek tahtından iner güvercin vurulunca. Közler söner kül olur, küller yakar ateÅŸi, Al basar yanakları ya da yanaklar solar, Atış poligonunda yay gerilir, ok atar, Yayından fırlayan ok vaatler gibi kaçar, Hedefte vurulanlar kaybolur menzillerde, Naçar kalır dilinden sözlerini uçuran, Söze sûkut içiren dudaklar sarhoÅŸ olur, Sönerse sevdâ söner güvercin vurulunca. Toprak yeÅŸili arar, yeÅŸillerse maviyi, Bendini aÅŸamayan ırmaklar sele çaÄŸlar, AÄŸlar sürüklediÄŸi onca güzelliklere, Åžerâre çakmaz olur alevi yutar küller, Doyumsuz dünyadaki nefisler de doyumsuz, Nefeslerden hak-hukuk uyanır haykırarak, DaÄŸlar mâtemi solur, mâtem yansır daÄŸlara, Akisler bir bir diner güvercin vurulunca. Esrik rüzgârlar eser kadehsiz ve bâdesiz, Sürükler bilinmeyen diyarlara insanı, İnsan ki tutunmayı özler yarınlarına, Anları kaçırdıkça kovalar da kovalar, Nehir midir yolunu ÅŸaşırıp da aranan? Nerededir hayâller, nerededir hasretler? KaybolmuÅŸ pusulalar, kaybolmuÅŸ hep kaptanlar, Zaman geçmiÅŸi anar güvercin vurulunca. AteÅŸten gömlekleri giyinmek mârifet mi? Mârifet ateÅŸ giyip yakmamaktır tenini, Pamuklar ağırlaşır, demirler hafifleÅŸir, EmeÄŸin karşılığı verilmeden taşınmaz, Ruh bedene yenilse beden ruha yenilmez, Kendi eksenlerinde dolaÅŸan dönenceler, Çıkar yörüngesinden yazlar karışır kışa, Mevsimler gökten iner güvercin vurulunca. Cemre düÅŸmez topraÄŸa, bahar gelmez yapraÄŸa, BuharlaÅŸan bulutlar yaÅŸ düÅŸürmez gözünden, Mavi sızmaz özünden, gizler ayyuka çıkar, Ağırlaşır kanatlar, tüyleri hep demirden! Yere düÅŸer bedenler, dövülür yerde tenler, Bilenler, bilmeyenler görür acı gerçeÄŸi, Kuluçkalarda sancı dinmez doÄŸumdan önce, Gidenler hep aranır güvercin vurulunca. Mavi, vermez rengini ne denize, ne göÄŸe, Küser deniz maviye, mavi kaçar sonsuza, Sonsuz küçük, sonsuz sığ ve Süreyya parlamaz, Sırlamaz matemleri, gözyaÅŸları sırlamaz, Damlanın susuzluÄŸu kurutur kaynakları, Dünyayı da ÅŸaşırtıp geçilir tatlı candan, Mavice gidiÅŸlerin sonu hüsran ve elem, Suyunu yutar pınar güvercin vurulunca. Kaygısız bir dünyaya geldiÄŸimiz ilk günden, Çeker kendine dünya, yalanın yüzü güzel, Günlerin son durağı bekler durur sessizce, Nefessizce kafeste saklanır cennet günler. Kevser’in serinliÄŸi, tubanın gölgeleri, Görünmez belgeleri berât gecelerinin, Sevginin özü yürek, sözü sevdâ oldukça, Güller uçmayı dener güvercin vurulunca. DaÄŸlar akis vermeden nasıl dururmuÅŸ hayret! Gidenin ardı sıra mâteme mi bu gayret? SusmuÅŸ yankı dilleri, susmuÅŸ taÅŸ gönülleri, Zirvelerdeki karlar kaçırmaz ölümleri, Azrail’in elinde fermanların hası var, Güvercin yüreklerin hiç dinmeyen yası var, Cefâ biter, can biter, sefâ kalkınca ÅŸâha, Döner Mevlevi döner güvercin vurulunca. Vurmayın güvercini, beyaz müjdeler aÄŸlar, Kanar yürekler kanar güvercin vurulunca. Akıl idrak edince duygularda kabarır, CoÅŸkun umutlar siner güvercin vurulunca. Mevsimler acımadan kar yaÄŸdırır düÅŸlere, Toprak, tohuma biner güvercin vurulunca. Karların arasından uyanan nazlı güzel, Hüzünlerle donanır güvercin vurulunca. Zâlimin yüreÄŸinde gül soluk, gülÅŸen soluk, Dinmeyen yaÅŸlar donar güvercin vurulunca. Kanat kanat çırpınan umutlar düÅŸer suya, Alev ayyukta yanar güvercin vurulunca. YüreÄŸin ÅŸafağından küskün bakınır güneÅŸ, Dallara baykuÅŸ konar güvercin vurulunca. YokuÅŸları çıkanlar düzde nasıl yorulur? KuÅŸlar uçmadan tüner güvercin vurulunca. Dalda yediverenler özler kendi gülünü, DaÄŸlar aÅŸkları yener güvercin vurulunca. Hırs coÅŸunca menfaat peÅŸinden sürüklenir, Bal tutan zehre banar güvercin vurulunca. Zamanın pürtelâşı geçer ışık hızını, Hayat insanı sınar güvercin vurulunca. GüneÅŸin doÄŸuÅŸuyla umutlar gülümserken, Yürek tahtından iner güvercin vurulunca. Közler söner kül olur, küller yakar ateÅŸi, Sönerse sevda söner güvercin vurulunca. Toprak yeÅŸili arar yeÅŸillerse maviyi, Akisler bir bir diner güvercin vurulunca. Esrik rüzgârlar eser kadehsiz ve bâdesiz, Zaman geçmiÅŸi anar güvercin vurulunca. AteÅŸten gömlekleri giyinmek mârifet mi? Mevsimler gökten iner güvercin vurulunca. Cemre düÅŸmez topraÄŸa, bahar gelmez yapraÄŸa, Gidenler hep aranır güvercin vurulunca. Mavi, vermez rengini ne denize, ne göÄŸe, Suyunu yutar pınar güvercin vurulunca. Kaygısız bir dünyaya geldiÄŸimiz ilk günden, Güller uçmayı dener güvercin vurulunca. DaÄŸlar akis vermeden nasıl dururmuÅŸ hayret, Döner Mevlevi döner güvercin vurulunca.
AŞK ATEŞİ Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu ÅŸiirlerin her türlü telif hakkı ÅŸairin kendisine veya temsilcilerine aittir |
|
| Son Güncelleme ( Saturday, 24 October 2009 ) |



