Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow AMATÖR SÖZ YAZARLARI arrow AMATÖR SÖZ YAZARLARI   
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ð |H |I |Ý |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Þ |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow AMATÖR SÖZ YAZARLARI arrow AMATÖR SÖZ YAZARLARI

Mehmet Yaşar Genç PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Tuesday, 04 November 2008

Sample Image

 

HTML clipboard ÜÅžÜYEN ADAMA (ASIRLIK YÜKÜNÜ YÜKLENDİM
 
 Bir çehre düÅŸünün hakkı anlatan
 Eski iklimlerin ruhunu taşır
 Asırlık dertlerin yükünde yatan
 Bin bir düzen içre yalnız savaşır
 
 Yıllardır gezmedik yol bırakmadın
 Sahte kalemlere, söze bakmadın
 Özünü yıkacak ize akmadın
 Gittin, ÅŸehâdet mi sana yakışır
 
 Hayalini perde perde açarken
 Gönlünden ülkene ışık saçarken
 DaÄŸlar yuttu seni, gökte uçarken
 Sevdanı milletim duydu, aÄŸlaşır
 
 Serdengeçti bir er gibi yürüdün
 Vefa dergâhından aÅŸkı büründün
 Sonsuza giderken son kez göründün
 Melekler ruhuna candan bakışır
 
 Var git aÄŸam, karlı daÄŸlar önünde
 Üzülme sen, kirlilik yok dününde
 Baharı getirdin ÅŸu kış gününde
 Kırgınlıklar, dargınlıklar yatışır
 
 Hasret katar katar yolun beklenir
 GözyaÅŸları nehirlere eklenir
 Sensiz dünya gam yükünü yüklenir
 Muhsin'im davana binler kalkışır.
 

 

HTML clipboard DileÄŸim  

Zorlu bir işkenceyi yaşıyorum adınla
Emir ver celladına, güneÅŸ doÄŸsun bana yâr!

Gecelerimi bölüp, gündüzümü tükettin
Gözlerin ki akıtır beni bir ummana yâr!

Mahkumum, feryadımdan yankılanır duvarlar
Titriyorken bedenim, yakarışım sana yâr!

Unutmadı yüreÄŸim gözündeki nazarı
Çevir bakışlarını acı çeken cana yâr!

Ya darağacını kurup, yık sehpamı biteyim
Ya da saray kapını yazdır o fermana yâr!

Doktor bey  


Yılmaz bir yüreÄŸe sahip bedenin
Hayat savaşıdır varlık nedenin
Kapında bekleyen adın, erdemin
Reçeten yaz; gülsün yüzler doktor bey

Niyazımdır azat olsun kalbiniz
Tükenmesin sevinciniz, sevginiz
Türkülere konu olsun eliniz
Reçeten yaz; gülsün gözler doktor bey

Yazmanlığın ulaşsın elden ele
Uzmanlığın dolaşsın dilden dile
Solgun yüzler seninle dönsün güle
Reçeten yaz; gülsün sözler doktor bey.

Dokundu bana (türkü)  


Bir sitem sözcüÄŸün inletir beni
Özüme döndürür bakışın senin
Yapılan icraat anlatır beni
Közümü söndürür kalkışın senin

Sönük bir sevdayı yakmaya gelmem
Sıfırı tükettim gönülden gülmem
Saygın olmasam da soygunu bilmem
Çözümü dondurur akışın senin

Faydasız şarkıdan zar kaldı bana
Mahkum soÄŸukluÄŸu dokundu bana
BilmediÄŸim suçlar okundu bana
Dizbağım soldurur yokuşun senin.

Dolu Dizgin (sanat müziÄŸi)  


Atını mahmuzlayan
Süvari'dir emeÄŸim
Olur yağmur, fırtına
DüÅŸlerim sana gelir

Bitmeyen her akÅŸama
Aydınlıktır dileğim
Her geceden sabaha
DüÅŸlerim sana gelir

Mahkumun çilesine
Özgürlük dileneyim
Baharını gözleyen
DüÅŸlerim sana gelir

Dolu dizgin bir sevda
Benzeri zor bulunur
Güllerin aÄŸladığı
Şarkılardan duyulur.

El ne bilir (ezgi)  


El ne bilir emeğimin adını
Avcı olup vuruyor kanadını
Tahammülsüz; anar isem yadını
Kapım çalıp yıllarımı karalar

Baharı içinde taşırken dallar
Zamanı gelende açılır yollar
Gıybet oklarını savuran kullar
Hedef ÅŸaşıp hakikâtim yaralar

Nefreti tütersen yaralan kalbim
İmtihan sırrıyla varolan kalbim
Gülün kokusuna vurulan kalbim
Umut mayasıyla ömrün karalar.

Elveda demedin  


YüreÄŸinin kapıları demirden
Gidiyorken bir elveda demedin
DüÅŸlerim silinmiÅŸ not defterinden
Siliyorken bir elveda demedin

Yeryüzü Gül'lleri aÄŸlar,derinden
Ümidim kopardın ince yerinden
Gönül sarayımı ta temelinden
Yıkıyorken bir elveda demedin

Boğazımda boğdun son nefesimi
YaÅŸamak isteyen ilk hevesimi
Kapında bekleyen titrek sesimi
Duyuyorken bir elveda demedin.

Emi! .. (türkü)  


YüreÄŸime kızgın bir köz bıraktın
AteÅŸime çıra olasın emi!
Zehir havuzunda dilim yıkattın
Susuz çiçek gibi solasın emi!

Sazım kırık, sarınamam izlerin
Bedenimde aÄŸrı, çıban sözlerin
Götürürken hayatımı gözlerin
Korku tufanında kalasın emi!

Seni görüÅŸümde yazgımı sevdim
Kalemim aÄŸlarken çizgimi sevdim
İçimi dolduran ezgimi sevdim
Dertli şarkılarda yanasın emi!

Sevda kurÅŸununa hedefte yöndüm
Sürgünün yaÅŸayan mahkuma döndüm
Siyah gözlerine gönlümü gömdüm
Bir çöl soÄŸuÄŸunda donasın emi!

Yorgun hayallerim, bağımı ekmez
Damlalar gözümde, yaÄŸmur gerekmez
Yüklendim yokuÅŸu, dizlerim çekmez
Gergin hudutlara konasın emi!
 

 

HTML clipboard Çabalarım:

Yüzünden okurum garipliÄŸini
Göç katarı gözlerinde yol alır
Fayda vermez çabalarım gönlüne
Kuytu köÅŸelerde yüreÄŸim kalır

Nazlanırken ay doğardı geceye
Her yakarış gizem kadar heceye
Koparıldın, dalım kurudu gülüm
Hayat dündü bir girift bilmeceye

Damlayan evimin damı çürüdü
Bin bir böcek tavanımı bürüdü
YaÅŸadığım sır yumağı kördüÄŸüm
Esaretim mısralardan göründü

Hangi dağın Lâle’sini kokladım?
Boz bulanık yüreÄŸimi yokladım
Tabip deva sunmaz mısın gönlüme?
Ben derdimi mısralarda sakladım.

Çile:

Gül kokan bağımı diken bürüdü
Umut iklimine hazan yürüdü
Gözlerinden düÅŸen bana sürgündü
Sırtımdan çilemi kime vereyim?
Bilmiyorum ne diyara gideyim?

Rüzgârı çağırsam bana gelir mi?
Savurarak beni benden alır mı?
Göklerine bulut yapıp salar mı?
Sırtımdan çilemi kime vereyim?
Bilmiyorum ne diyara gideyim?

Gözümü damlatıp nehir akıtsam
Ayrılığım satanlara dağıtsam
Zamana yeniden tarihler atsam
Sırtımdan çilemi kime vereyim?
Bilmiyorum ne diyara gideyim?

Sönen yıllarımı yollarım saklar
Dertlerin anası beni kucaklar
Mecnunca yürüyüÅŸ, kıskanacaklar
Sırtımdan çilemi kime vereyim?
Bilmiyorum ne diyara gideyim?

Çizilen sınır:

Göz damarlarımdan çekildi suyum
Açılan kanallar çölüm bitirmez
Her makas vurunca deÄŸiÅŸti huyum
Dikilen yamalar geri getirmez

Sabır, sebat dedi mukaddes yolum
Bu yolda yürürken eksilmez dolum
Her atılan taşla yol vermez kolum
Mülkümü soyanlar ÅŸüphe götürmez

Kabarık deliller, etrafa saçık
Kim dir diye sorma perdeler açık
Debelenip durur beyninden uçuk
Çizilen sınıra aklın yetirmez

Çul'suz zannedilen ben miÅŸim meÄŸer?
SoÄŸuk hesaplardan biçilmiÅŸ deÄŸer
Hükmeden hükmünü vermiÅŸse eÄŸer
Atılan tohumu toprak yitirmez.

ÇocuÄŸum:

Kahramanı donmuÅŸ, hastadır düÅŸüm
Mutsuzluk yazıyor masal çocuÄŸum
Oyuncak gözlerden yere düÅŸmüÅŸüm
DüÅŸene dokunmak yasal çocuÄŸum

Sevdalar yetimdir, notana yazık
Zorlu bir koşudur yetmiyor azık
Toprağın baÄŸrından çıkmıyor kazık
Olup bitenlerden ders al çocuÄŸum

Soframızın tadı zehir kokusu
İnsanım sancılı kurulur pusu
Ak saçlı ihtiyar yoktur korkusu
Meydanlar dolmuÅŸtur uysal çocuÄŸum

Yıldızlar hastadır, aÄŸlıyor güneÅŸ
Acı gecelerde kaynıyor ateş
Barut kokusuna koÅŸuyor kardeÅŸ
Sabır türküsüne kurs al çocuÄŸum.

Daha dün gibi:

Masal girdabıydı yaşadıklarım
Sen gideli durulmuyor sularım
Aşkın alevinde yanar yıllarım
Rüya gemisinde saklarım seni

Susmak, benim tek kusurum bilirim
Kaderinle mutlu olman dilerim
Boynum bükük, huzuruna gelirim
Hatıramda her gün koklarım seni

Kırmızıyı yaÅŸar bütün sevdalar
Azat haberini bekler mısralar
Kalbimde yeÅŸerir, açar goncalar
Her gün seher vakti toplarım seni.

Dikenlerde aÄŸlar:

AÅŸkın sürgününde yol alır gönlüm
Yolumu kanatan dikenler aÄŸlar
Vuslatım bezetip götürür ölüm
Özlemi bahtıma çekenler aÄŸlar

Susuz bozkırımda matem havası
Nöbetimi bekler ecel mangası
Sevgiliden gelen, hançer yarası
YiÄŸit bileÄŸimi bükenler aÄŸlar.
 

 

HTML clipboard Candan Özge:
 
 Nasıl bilsin yalnızlığım
 Gelen hüznün ta kendisi
 Eski çaÄŸdan kopup gelen
 Aşıkların efendisi
 
 Ä°liklerime doldun candan özge ölüm hey!
 Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey!
 
 Rastlantı mısın ey dost?
 Toprağımı titrettin
 Mevsimlerime doÄŸru
 Gözlerinle göç ettin
 
 Ä°liklerime doldun candan özge ölüm hey!
 Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey!
 
 YüreÄŸimi tutuÅŸturdun
 Yaktın gönül ocağımı
 Bir virane kurmak için
 AÄŸlattın gönül dağımı
 
 Ä°liklerime doldun candan özge ölüm hey!
 Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey!
 
 DoÄŸ ey güneÅŸ, ufkum kara
 DaÄŸlarımın ahı bitsin
 CiÄŸerimde açan yara
 Gözlerimden kayıp gitsin
 
 Ä°liklerime doldun candan özge ölüm hey!
 Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey!
 
 Cevapsız dönen soru:
 
 AÅŸkın tarifi zor, neden ve niçin?
 Dilden dile dolar, söze karışır
 Gönül’den gönül’e yol bulmak için
 Habersiz bakışan göze karışır
 
 Bir çaÄŸlayan gibi çaÄŸlar derinden
 Gözyaşı akıtır yar kederinden
 Saba rüzgârıyla oynar yerinden
 Yürekten yüreÄŸe öze karışır
 
 Bir ömür taşınır en özel yerde
 Kuruyan dudakta saklı deÄŸerde
 Dünya dedikleri sürgün seferde
 Dumanı tütmeyen köze karışır
 
 Nehirler kurutur obur mu obur
 YaÄŸmuru kıskanan arzu doludur
 Sanırsın cevapsız dönen sorudur
 Bazen bahar olur güze karışır
 
 Bir kez kırıldı mı bine bölünür
 Yüklenen deÄŸere harcar bir ömür
 Beden dili olur göz den görünür
 Gülücük dağıtan yüze karışır
 
 Zaman denizinde sahile vurur
 GüvendiÄŸi daÄŸlar hayal doÄŸurur
 Leylâ Leylâ diye aÅŸk’a doÄŸrulur
 Mecnun’a yol olur, düze karışır
 
 Dert pınarı olup akar bedene
 Gurbeti tattırır aÅŸk’a gidene
 Hedefe koÅŸacak soylu nedene
 Yol’a hayat veren ize karışır
 
 Mutluluk adına hasret yüklüdür
 Gece ayazında beden kürküdür
 Kitaplar dolusu eser ülküdür
 Sayfalara sığmaz gize karışır.
 

 

HTML clipboard Bugün

Ümit duvarımı yıktın gül ile
İdam fermanımı verdin dil ile
Bitirdin ömrümü savurdun yele
Gözlerimde resmin dürüldü bu gün
Güllerim dikenle sarıldı bu gün

GüvendiÄŸim daÄŸlar devrildi nazdan
Alevler üÅŸüdü kuru ayazdan
Artık soran olmaz bahardan yazdan
Bahçem viran oldu bozuldu bu gün
Hasret katar katar dizildi bu gün.

 

Can kurban

Davet bilip doÄŸruyu
Çekilecek aÄŸrıyı
Düzeltmeye eÄŸriyi
BaÅŸ olan cana kurban

Mana bahrine dalıp
BahÅŸedileni bilip
Sevda kabından dolup
BoÅŸalan cana kurban

Hayra kurulan iÅŸe
Vermeli gönle neÅŸe
Bu uÄŸurda kardeÅŸe
AÅŸ olan cana kurban

Selam koyup dillere
Dağıtılan ellere
Irak olan illere
KuÅŸ olan cana kurban

BaÄŸlanarak özüne
Menfaatin sözüne
Cehaletin yüzüne
TaÅŸ olan cana kurban

Fitneleri kaldırıp
Alevini söndürüp
Yatağında dondurup
Kış olan cana kurban

Emir bilip izinde
Fer kalmasa dizinde
DüÅŸkünlerin gözünde
YaÅŸ olan cana kurban

Çürümek üzre kalıp
Deva için sarılıp
Vuslatı anda bulup
HoÅŸ olan cana kurban.
 

 

HTML clipboard Bir yanık ses
 
 Aynalara yansıyan
 Resmine dönüp baktım
 Saçlarımı aÄŸartan
 Mevsime gül bıraktım
 
 Bir yanık ses duyulur
 Erzurum daÄŸlarında
 Rüzgâr ile savrulur
 Virane baÄŸlarında
 
 Gönlümün yaylasına
 Yağız atlar koÅŸuyor
 Seninle yüreÄŸimde
 MeÅŸâle tutuÅŸuyor
 
 Bir yanık ses duyulur
 Erzurum daÄŸlarında
 Rüzgâr ile savrulur
 Virane baÄŸlarında
 
 Türkümüz mırıldanır
 Ayrılık yaÄŸmurları
 Öksüzdür yuvasında
 Åžimdi gurur kuÅŸları
 
 Bir yanık ses duyulur
 Erzurum daÄŸlarında
 Rüzgâr ile savrulur
 Virane baÄŸlarında
 

 

HTML clipboard Bir kara söz (türkü)

Bir bakışın kelepçedir yazıma
Dertlerimi yol eyledim sazıma
Hasretimi sarmaladım sızıma
Bağrıma gurbeti iz eyleyen yar

Bir alev bulutu göÄŸsüme dolar
KurumuÅŸ bedenim eyler ahuzar
Susuz yanan toprağımda ahım var
Adını yolunda giz eyleyen yar

Ararken düÅŸlerim devrildi zaman
Sızıya gömüldüm kavuÅŸmaz derman
Sensizlik gönlümü eyledi ziyan
Bahtımı bir kara söz eyleyen yar

Çaresiz beklerken yanan gecemde
Baharım ölüdür ÅŸimdi bahçemde
ölümü koklayan acım içimde
Ömrümü yakarak köz eyleyen yar.

 

Ben sana döndüm

Kalbim bilinmeyen gergin biçimde
Bir gizemli mevsim yaÅŸar içimde
Tahammül gücüm yok, gönlüm seçimde
Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm

Kendin tanımayan hırçın isimden
Deliksiz uykudan,sönük resimden
Yankısın kaybetmiÅŸ ölgün sesimden
Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm

Bu geçici han'dan, altın kafesten
Vakti talan eden sahte nefesten
Ruhumu kemiren ÅŸeytani sesten
Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm.

 

  HTML clipboard Gönül!

 

Yolları kör daÄŸlarının
Saçlarına düÅŸmüÅŸ Eylül!
Pas tutmuş rengi sevdanın
Uslanmaz mısın be gönül!

GördüÄŸün düÅŸler yalandı
Kerem gibi özün yandı
Beladan gayrı ne kaldı
Uslanmaz mısın be gönül!

Sokakların güne hasret
Ürkütmeli seni gurbet
Ömür biter, bitmez nöbet
Uslanmaz mısın be gönü!

Kapında beklersin onu
Yılların nöbet yorgunu
Kader savurur okunu
Uslanmaz mısın be gönül!

Ekersin toprağın bitmez
BaÄŸlarında Bülbül ötmez
Güz mevsimi senden gitmez
Uslanmaz mısın be gönül!

Göklerinden hüzün yaÄŸar
Tutsaklığın zindanı dar
Yalnızlık aşılmaz duvar
Uslanmaz mısın be gönül!

 

Bahtımız Bizim

 

Sensizlik yakıyor topraklarımı
Yağmura yaslanmak bahtımız bizim
Damlalar yokluyor yanaklarımı
Her gece ıslanmak bahtımız bizim

Umudu zorluyor beklenen uzak
Ne yakındır bize, ne gözden ırak
Dileğini yazıp ırmağa bırak
Sabırla uslanmak bahtımız bizim

Kalbime kazıdım her daim seni
Tahtımın üstüne koydum buseni
Kulağım taşıyor güzel sesini
Sesine seslenmek bahtımız bizim

Dermanı olmayan dert olmaz derler
Dermanın arayan yorulmaz derler
Sevdalı yüreÄŸe yollar tükenmez
Gönül seli taÅŸsa durulmaz derler.

 

Babamdır; Korkuma Siper

 

Babamdır; korkuma siper
Yuvamıza yılmaz nefer
Benliğimin temel taşı
Baha biçilmez mücevher

Sen, doÄŸruluk elbisesi
ÇocukluÄŸumun neÅŸesi
Klavuzum, gündüz, gecem
Sen, yüreÄŸimin busesi

ÖÄŸretindi adımların
Yolu oldun adamların
Sabır; seninle güzeldi
Filizlendi yardımların

Sitemine katlanırdım
Edebinden utanırdım
Duruşun hakkın yaranı
Dostu, düÅŸmanı tanırdım

Aza; kanaat önderim
Gittin, sahipsiz gönderim
Bıraktığın eserinden
Sonsuzda faydalan derim

Nakarat:
Sensiz, her yeni sabaha
Hasret ateşim yakarım
İçimde oluÅŸtu vaha
Bir yanım öksüz kalkarım.

 

Åžimdi anladınmı gülüm:

Sevdan gözümde durandır
Kalbime çadır kurandır
ÖzgürlüÄŸümü vurandır
Åžimdi anladın mı gülüm

Türküler saklasın seni
Yollarıma dolan gülüm
Yağmurlar aklasın seni
Uzaklarda solan gülüm

YüreÄŸime dolan güzel
Dallarıma oldun gazel
Sevdamız ebet ve ezel
Åžimdi anladın mı gülüm

Türküler saklasın seni
Yollarıma dolan gülüm
Yağmurlar aklasın seni
Uzaklarda solan gülüm

DaÄŸlarıma güz devirdin
Dünyamı buza çevirdin
Yazdıklarım olsun virdin
Åžimdi anladın mı gülüm

Türküler saklasın seni
Yollarıma dolan gülüm
Yağmurlar aklasın seni
Uzaklarda solan gülüm

Söylenecek sözün mü var?
Töremiz aşılmaz duvar
Artık yaradana yalvar
Åžimdi anladın mı gülüm

Türküler saklasın seni
Yollarıma dolan gülüm
Yağmurlar aklasın seni
Uzaklarda solan gülüm

Mürtecisin öz ülkende
Yangın için köz ülkende
Aradığın söz ülkende
Åžimdi anladın mı gülüm

Türküler saklasın seni
Yollarıma dolan gülüm
Yağmurlar aklasın seni
Uzaklarda solan gülüm.

 

Vay!

 

Karanlık sarmış her yanın
Çalar kapını rüyanın
Akıl sızım, gurbet yüzlüm
DeÄŸiÅŸmezidir dünyanın vay!

Gecelere taşınırım
Hasretinden aşınırım
Kavgamda asiyim bu gün
Yokluğunu kuşanırım vay!

Sabahıma devrilen kış
Yetim ruhlu, acı bakış!
VurulmuÅŸum sereserpe
Kalbimin damından akış vay!

Bu yol kırık, uçurum var
Bu yola girenler aÄŸlar
Dileğim aydınlanasın
Karanlıktan korku doğar vay!

(Nakarat)
SahteliÄŸin defterini
Dürmek için mevzilendim vay!
Ruhun kaybetmiÅŸ ferini
Hayat vermeye bilendim vay!

 

Akıp giden vakitlerim

Seninle savrulur nice bin bahar
Akıp giden vakit isyana doğru
Kapında bekleyen binlerce ahlar
Mahrem gecelerde ziyana doÄŸru.

Ruhum çeliÅŸkide dünyam kararır
Kalbime kurulan ıssız vahadır
Gün doÄŸarken bize ayrılık kalır
AÄŸlarken bedenim urgana doÄŸru.

Çığlığım kaybolur, sessizlik çöker
Kırık gönlüm aÅŸktan acılar çeker
Vefa bahçesine hicranım diker
Sonsuza gidilen divana doÄŸru.

 

Dönmeliyim

Sabır kuÅŸum kanat çırpar
KuÅŸkulanan yüreÄŸime
Gönlümün gözüne çarpar
Destek vurur direÄŸime

Korku besler açlığımı
DüÅŸ birikir ellerimde
Bu sevdaya tanığımı
Arayışım illerimde

Kaybolmadan güven duygum
GerçeÄŸe yol almalıyım
Ürkütmeden beni kaygım
ÖzgürlüÄŸüm salmalıyım

Üzerimde taşıdığım
Acılarımın bedeni
Bir Ok gibi taşındığım
Hedefte vurdum benbeni

Yollarım küsmekte haklı
Sürgünümden dönmeliyim
Yıllarım izimde saklı
Yorulmadan dinmeliyim

Saflığa dolan sevdanın
Engelini biliyorum
Vuslatı bulan sevdanın
Sonsuzunu diliyorum.

HTML clipboard Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

 

Bu ÅŸiirlerin her türlü telif hakkı ÅŸairin kendisine veya temsilcilerine aittir  
Son Güncelleme ( Monday, 30 March 2009 )
 
Üye Menüsü