Index AMATÖR SÖZ YAZARLARI AMATÖR SÖZ YAZARLARI |
| Ali Rıza Malkoç ( 2 ) |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Monday, 07 September 2009 | |
|
“Var!” denildi, ayak sürdük topraÄŸa Hakk’ın divanına durmaya geldim Muhabbeti, su yürütür yapraÄŸa O Kutlu Nebi’ye ermeye geldim Tebessümler sahte, bakış riyakâr Kimine zayiat, kimisine kâr Gün gelir her varlık sonsuza akar Yunus’un yoluna girmeye geldim Derindedir madenleri derinde PiÅŸer mi hiç ham gönüller serinde? Gündüz GüneÅŸ, gece Ay’ın yerinde Mevlana izini sürmeye geldim Daveti var, insanlığın özüne Sen kalbini yokla, ulaÅŸ gözüne “İncinsen de, inciltme” hak sözüne Hacı BektaÅŸ Veli görmeye geldim Sorular; göbekten baÄŸlı maddeye Sabrımız dönüÅŸtü, sanki haddeye Tahribata, tamir için hediye Asrın fanisini Sormaya geldim Toprağın türküsü, canın kafesi Her gönül'e ulaÅŸmıştır, gür sesi Birbirinden farklı rengi, nefesi Aşık Veysel ile karmaya geldim Yığınla gam taşır, yanık baÄŸrında Toplumsal mesajı; sitem, kahrında KurtuluÅŸ var, o mukaddes çaÄŸrında Aşık Ruhsati’yle varmaya geldim AÅŸüre gibiyiz, aynı kazanda Niyetler tartılır, büyük mizanda Güller açtı ne hikmetse hazanda Aşık Seyrani’yle dermeye geldim Yürüdük yorulduk, geldik düzlüÄŸe Her ÅŸey yakîn, ihtiyaç yok gözlüÄŸe Kelime ekleyin, çaÄŸdaÅŸ sözlüÄŸe Åžerrin defterini dürmeye geldim 23/12/2009 Bursa Kahve içtim gözlerinden En az kırk yıl unutamam Bal süzülür sözlerinden Ses, görüntü ile tamam Siyah Kâbe’nin örtüsü Beyaz, karlı dağın süsü Temsil eder sevinç-yası Her renk bizim için yaman Mavi rengi ufukların Denizlerin, ÅŸafakların Tadı yok bu durakların SonsuzluÄŸa kırdım dümen YeÅŸil, canlılık bereket Sen de üret, sen de tüket Yaradan sunuyor buket Åžükürsüz kalmayın aman Gri, itidalin adı Kanaat hayatın tadı Kimi boÄŸuldu, susadı Aç gözlü, bir günlük saman Pembe, hayale sürükler SessizliÄŸe mânâ yükler Duygular insanı yoklar Bu besteye gerek keman Kırmızı yakışır güle Bülbül konar, güle güle Sevgi muhabbet silsile AÅŸk ile geçiyor zaman Sarı, hüzünün ahengi Hem saman, hem altın rengi “Elveda” der biter cengi Toprak, yapraÄŸa son liman AteÅŸ söner, biter duman 30/08/2009 Bursa Yalan mı ? Yalan insana mahsustur Hayvanlar yalan söylemez Bu önemli bir husustur Hayvanlar yalan söylemez İnsan gizler vahÅŸetini Kalbindeki dehÅŸetini Kim yiyor kimin etini? Hayvanlar yalan söylemez Fili, diÅŸ için öldürdük Acaba kimi güldürdük? Hep insanları yıldırdık Hayvanlar yalan söylemez KuÅŸ yem taşır yuvasına Leylek uçar ovasına Arı sadık davasına Hayvanlar yalan söylemez İnek, ottan sütü verir İnsan alır satıverir İçine su katıverir Hayvanlar yalan söylemez Tavuk sunar yumurtayı At besliyor, yağız tayı Varsa, örtmüyor hatayı Hayvanlar yalan söylemez Tilki postu verdi sana Giy de, kurnazlık satsana Bunu da ekle yasana Hayvanlar yalan söylemez Neyi varsa ortadadır İstemez torpil ve hatır At, eÅŸek, kedi ve katır Hayvanlar yalan söylemez İnsan olmak, ne de zormuÅŸ Hakikat, avuçta "kor"muÅŸ Bilemem kim, nasıl yormuÅŸ? Hayvanlar yalan söylemez 07/08/2009 Bursa Sakın Yanlış yorumlamayınız Ben hem insanları hem de hayvanları seviyorum :) Kalıplara Hapsedilen İnsanlık Ehliyetin varmış, tamam anladık Göster ruhsatını, insan bilelim Maskenin ardında, melek misali Göster suratını, insan bilelim Kimisi güvenir, beyaz atına Kimisi sığınır, kravatına Kimisi yaslanır, fani tahtına Hepsinden arın da, aÅŸan bilelim Cinler meclisine giren çarpılır Vicdanî duygular, bir bir kırpılır Ham meyveler, kök dibine serpilir Gürleyince yaÄŸ da, nisan bilelim GösteriÅŸ kaldırmaz, yolun kuralı Nerde yüce tahtlar, hani kralı? Çile çöllerinde, bahtı yaralı Hüseyin’lere eÅŸ, Hasan bilelim İlim sermayesi, hürmete tahvil Verirken karınca, talebinde fil Dünyada müflissin, ahrette sefil Kilimde ilmek ol, desen bilelim Dur demekle, durmuyor koca dünya Aydan ışık aldık, güneÅŸten ziya Kalplere yakışan, lekesiz haya PiÅŸeni, koÅŸanı, coÅŸan bilelim Kalıplara hapsedilen insanlık Kavrulmaz yağıyla, ama yaÄŸdanlık BeÅŸ yüzyıl planlar, düÅŸünce anlık Ses ver kâinata, lisan bilelim Rüzgârın önünden, esen bilelim 30/05/2009 Bursa Tahvil: DeÄŸiÅŸtirme, çevirme, döndürme, dönüÅŸtürme. Bir Seher Vakti Kelimeler topladım ben yıllarca Mânâ yükledim de, ÅŸiire döndü Talihsiz bahtıma, kafiye koydum Nice çözülmezler, uÄŸura döndü Söz harmanı, hazır ise hasada Bütün yollar, kapalıdır fesada Ufuklarda yükseliyor gür seda İnleyen naÄŸmeler, çığıra döndü Seher vakti, aydınlığa iÅŸaret Yar sineni, bak ordadır beÅŸaret Haksız-acımasız yoruma ar et Hakir gördüklerin, deÄŸere döndü Geçitsiz yollarda, bekleme geç git Bu muydu ezelden verdiÄŸin ahit? Açık kapıların bekçisi ÅŸahit Ip ıssız mekanlar, ÅŸehir'e döndü Dua dua yükselince nefesler CoÅŸkuyla buluÅŸtu, aheste sesler İnsan, insanlığa muhabbet besler Fiziksel boyutta, zahire döndü Asıl olan sözdür, bir de eylemi Gönül damgalıysa, geçmiyor demi Beden hücre hücre, rotasız gemi Nedendir bilinmez, ÅŸaire döndü 12/05/2009 Bursa Dem: Zaman, vakit Çığır: Yol, iz, yöntem, devir BeÅŸaret: Müjde, muÅŸtu, sevindiren haber Ahit: And, söz verme, antlaÅŸma Aheste: YavaÅŸ, sessiz, ağır Zahir: Açık, belli, görünen Dudak Payı Büsbütün karartma, saf yüreÄŸini Bana da yer ayır, bir dudak payı Sevdalara yol aç, bil gereÄŸini Bana da yer ayır, bir dudak payı Yüklenince bulut, iner damlalar Islaklık içime inÅŸirah salar Hayalini doldurmasın “ÅŸâ'ÅŸâa”lar Bana da yer ayır, bir dudak payı Elinde yüzünde var akçe izi Maddi reçeteyle, diner mi sızı? Kov da gitsin, benlik çalan hırsızı! Bana da yer ayır, bir dudak payı Garazın – marazın, sarmış bedeni Kararan ufuklar, bitirir teni Kim arar ki, terk edip de gideni? Bana da yer ayır, bir dudak payı Açık kapı kalsın, kapama yolu Beklerken baharı, bastırır dolu Sorun ve cevabın, nâhoÅŸ kokulu Bana da yer ayır, bir dudak payı TaÅŸ yerinde ağır, itekle hele Güce güç katalım, verip el ele Zehir doldurur mu, gönül gönüle? Bana da yer ayır, bir dudak payı Bu kötü, o yanlış, diÄŸeri çirkin(!) Çamur suyu ile, dönüyor çarkın Hangi makam ile söylenir ÅŸarkın? Bana da yer ayır, bir dudak payı 23/05/2008 Bursa İnÅŸirah: Gönül açılması, ferahlık Åža'ÅŸaa: GösteriÅŸ, süs Akçe: Para Benlik: Kendilik, ÅŸahsiyet NâhoÅŸ: HoÅŸ olmayan, çirkin, kötü Bu Åžiirde Özne Sensin Adı konulmayan, sırlı sevda bu Gözümü kapayıp, gördüÄŸüm sensin İçten yangınlara, kâr eylemez su Görünmez yarama, sürdüÄŸüm sensin İlmek ilmek nakış, ördüÄŸüm sensin Gülistanda baÄŸda, derdiÄŸim sensin Hesaplar yapılır, sonuç tutmuyor Onay verir gönül, akıl gütmüyor Sıfırla çarpmaya, rakam yetmiyor Formülle toplayıp, kurduÄŸum sensin Kalp koridoruna, serdiÄŸim sensin Dört mevsim dört elle, sardığım sensin Mana aleminden, ilham gelince Beyindeki çıra, alev alınca Hece hece ummanlara dalınca Koyunca noktayı, erdiÄŸim sensin Rüyalar sonunda, gördüÄŸüm sensin Bitmez yolculukta, vardığım sensin Akıl indi göze, görüp inanır Madde ötesini, görmez aldanır Özlem arar bulur, dostunu tanır AteÅŸe su diye, verdiÄŸim sensin Kararınca zaman, durduÄŸum sensin Maharetsiz elde, kördüÄŸüm sensin 28/01/2007 Bursa Muhabbet Bağı Ha gayret can dostlar, sesler yükselsin Korodaki meÅŸke, vurgunum bugün Her hücreme buruk naÄŸme yüklensin Yüküm olmayınca, yorgunum bugün BaÄŸlama ahengi, alır götürür Neyden nefeslenen, kalbe oturur Kemane hüzne denk, bir ok batırır Muhabbet bağına, sürgünüm bugün Güftelerin nakşı, döner desene Güller sunar, söyleyene susana Bir madde ekledim, gönül yasama Sadece benliÄŸe, dargınım bugün Her vurgu hakikat, Hakk’da birleÅŸtik BuluÅŸtu nefesler, sözde gürleÅŸtik Kafesten ayrıldık, göÄŸe yerleÅŸtik Ey sevda kervanı, çarkınım bugün Her sevgi mayadır, tutar ya tutmaz Candan seveni can, asla unutmaz Hayale yerleÅŸir, gözü uyutmaz Dillere destansın, ÅŸarkınım bugün 28/02/2007 Bursa Hayal Et, Hâle Dönsün Bir rüya mı desem, yoksa hayal mi? Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… Desen desen çiçek açmış bahçede Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… Dikeni saklamış, gülün dalları Bir baÅŸka sarıyor, dostun kolları Neye alamettir, mevsim halleri? Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… Soframızdan, bülbül de yer karga da Sınırı aÅŸmayan, kalmaz arkada Zulüm bizden titrer, zalim korkuda Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… BaÄŸlamışlar taÅŸlarını ocağın Yörünge, dengesi iç içe çağın Merhamet kuÅŸandı köÅŸe bucağın Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… Beklentide sıfır, görevde hamal Anlayış dorukta, her fert pür kemal Diller hakta bülbül, kem sözlere lâl Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… Gönlün mimarisi, hayalle baÅŸlar Kumu niyetimiz, harcı gardaÅŸlar GerçeÄŸe yön tutmuÅŸ, hülyalar düÅŸler Toprağına, bahar gelmiÅŸ ülkemin… 26/04/2009 Bursa Vaziyetten Vasiyete Tanıyasın Yaradan’ı her daim Üzerine farzdır, “boÅŸlama” oÄŸul! Halk içinde hizmetkâr ol canlara Tek kiÅŸilik hayat “düÅŸleme” oÄŸul! Kanmayasın, ÅŸu dünyanın süsüne Cazip görüntüsü, gümbürtüsüne Mevlâm güç versin de haktan sesine Dik duruÅŸu asla “esleme” oÄŸul ! Dilin sivri olsa, sakın batmasın Gönlün hüzün dolsa, sakın yatmasın Haramı helale asla katmasın Vücutta habis ur “besleme” oÄŸul! Arı oÄŸul verir, kendi cinsinden İnsan tüter, haberi yok isinden Sen örnek ol, iz sürülsün peÅŸinden SaÄŸlam dala koruk “aÅŸlama” oÄŸul! Kimi pulda yüzer, kimisi çulsuz Azgın yoldan çıkmış, garibim yolsuz Erenler deryayı geçiyor salsız Hakiri, sakın ha, “fiÅŸleme” oÄŸul! Cemiyet insanı, hizmette önde Toptan tamirat var, boÅŸ durma sen de YiÄŸit belli olur, en kara günde Sür atını coÅŸsun, “çüÅŸleme” oÄŸul! Uyurken bir gözün açıkta olsun Dikkatin, akıldan kaçıkta olsun Merhametin, sevgin, kucakta olsun Åžefkat sarayını, “paslama” oÄŸul! Aldatanlar, aldanmıştır bilesin KurtuluÅŸ bekleyen, hayır dilesin Yüce hakikate, sen silsilesin Kirli duvarlara, “toslama” oÄŸul! Bu topraklar, takas edildi canla Yüzbinler yürüdü, Ukba’ya ÅŸanla İnsanlık niÅŸanlı, nefsi aÅŸanla Fikrini yabana “yaslama” oÄŸul! Vefa denen duygu, olmalı diri Unutmayan kalpler, saklamaz kiri Ruh yoksa birlikte, besbelli sürü Faydasız binayı “süsleme” oÄŸul! İnsaf elden uçtu, dipsiz kuyuda Olsun raÄŸbet, yıkıp-döken ayıda Güller açmış bize, karşı kıyıda Kömürü elmasla “eÅŸleme” oÄŸul! Her sâlâ duydukça, benim sanırım Sesteki mânâyı, iyi tanırım Kötü mirasımla, çok utanırım Üç olan hatamı, “beÅŸleme” oÄŸul! 27/04/2008 Bursa Ukba : Ahiret Koruk : Ham, olgunlaÅŸmamış, kısır Hakir: Hor görülen, aÅŸağılanan Habis : Kötü, zararlı, pis Silsile : Birbirine baÄŸlı, birbiriyle ilgili ÅŸeylerin olu Hece ve Mânâ Söz vardır, kâğıt kirletir Söz vardır, kışta terletir Söz vardır, göÄŸü gürletir “Kot” farkı var arasında! Göz vardır, önünü görmez Göz vardır, görür de ermez Göz vardır, ipe un sermez “Kat” farkı var arasında! Öz vardır, maya helâlden Öz vardır, anlayan halden Öz vardır, dem vurur elden “Öd” farkı var arasında! Yüz vardır, yüz sürülesi Yüz vardır, gül örülesi Yüz vardır, asrın hilesi “Had” farkı var arasında! İz vardır, varır sonsuza İz vardır, çıkar yönsüze İz vardır, yöndür densize “Tat” farkı var arasında! Toz vardır, çınar mayalar Toz vardır, taşır kayalar Toz vardır, çiÄŸner yayalar “Hat” farkı var arasında! “Mat” farkı var arasında! 12/04/2008 Bursa Nitelikli Sevda Åžu garip dünyaya ayak basalı Dikenli dikenli, “ikramlar” gördüm Kimisi kanunsuz, kimi yasalı Çaresi düÄŸümlü, ne “gamlar” gördüm Görüntü aldatır, “adam” sanılır Bastığı asfaltta, toz kıskanılır KiÅŸi o ki, fikri ile anılır İçerden çürümüÅŸ, ne “hamlar” gördüm Işığı depolar, sunar bizlere ÂÅŸk ile yol sürer, kör dehlizlere Yüz sürülür iÅŸte, böyle izlere Eriyip ışıtan, ne “mumlar” gördüm Özlenmez mi, kimsesizler kimsesi? Bir kulak ver, belki duyulur sesi Kirlendi bak, insanlığın nefesi Altından kancada, ne “yemler” gördüm Bol keseden dağıt, vaat ve kâğıt Çıkmamış canlara, olur mu ağıt? Yıllar var fikir tok(!) , aşımız öÄŸüt Tedavülde geçmez, ne “zamlar” gördüm Bir alana, bir bedava dediler İşe yaramadı, yedi kediler Geçide kapalı, dedikodular Derecede eksi, ne “namlar” gördüm Bir ile çoÅŸanlar, Bir’e koÅŸanlar! Birlikte engeli, bir bir aÅŸanlar! Havuzda eriyip, göÄŸe taÅŸanlar! Dumansız ateÅŸsiz, ne “cemler” gördüm Nitelikli sevda, tanır mı sınır? Sevgiye çıkmayan yollar aşınır GüneÅŸ batsa, buz gönülde ısınır Susuz topraklarda, ne “çimler” gördüm 21/04/2008 Bursa Gerek Hatalar haddi aşınca Çift gönüllü yürek gerek Çamur dize ulaşınca Çift gönüllü yürek gerek Hep konuÅŸan fikren hasta İcraat kokuÅŸmuÅŸ yasta Halden anlamayan dosta Çift gönüllü yürek gerek Sabır ümit kardeÅŸ bize Terimiz karışır ize Işık gereken gündüze Çift gönüllü yürek gerek Mânâsız harfe heceye Tütmez, tutuÅŸmaz bacaya Sabahı meçhul geceye Çift gönüllü yürek gerek Topuzu kaçmış kantara Kültürü uçmuÅŸ mantara Her ÅŸeyi nâmâ yontara Çift gönüllü yürek gerek Zulm altında ezilene Canlı canlı yüzülene Halka raÄŸmen yazılana Çift gönüllü yürek gerek Bu dünyanın yükü ağır Gece kahır, gündüz kahır Ne bağır, ne yardım çağır Çift gönüllü yürek gerek 26/01/2009 Bursa En Öndekiler Kutsal mesaj bize, doÄŸdu da geldi GözyaÅŸları dindi, duygular seldi Ufkumuzu sardı, yazgı ezeldi Cihana ÅŸefkatti, en öndekiler Maket misal kalpler, zümrüde döndü Zulümün ateÅŸi, nur ile söndü Hakikat aÅŸkına, ilk onlar yandı Çileye kanattı, en öndekiler Karanlıkta doÄŸan, yıldızdı onlar Işığın kıymeti, görmeyen anlar Turfanda bir ömür, geçirir sonlar Kandile berattı, en öndekiler Renk körü oldular, bütün ırklara Küçüklere sevgi, saygı kırklara Bıraktılar umut, dar ufuklara Göçtü de arattı, en öndekiler Adalet zirvede, merhamet kaftan Cemiyet dupduru, bir sudur saftan Kanatlanmış gelir, iÅŸte uzaktan Gönüllere tahttı, en öndekiler EÄŸriye doÄŸruya, elek oldular Birlikte çırpınan, yürek oldular Mazlumu koruyan, yelek oldular Zalime tokattı, en öndekiler Bugün bu ruhları, arar dururuz Malkoç Ali, eli göÄŸse vururuz Bir gün yeÅŸeririz, biz de buluruz Tohuma topraktı, en öndekiler 19/06/2006 Bursa İlgilisine Mektup (3) Vicdanlar yıpranmış, akıl yaralı Gönlümde reçete “buruÅŸtu” beyim Bencilce bakışa, kafa yoralı Kaç asır tarihe “karıştı” beyim Koca dünya, koca yalanmış meÄŸer Merkebin sırtında, gümüÅŸten eÄŸer İnsana yakışan, insanca deÄŸer Aynı safta canlar “vuruÅŸtu” beyim Süs bitkisi gibi dostu neyleyim Sen meyve ol, ben altında seleyim Hikmet kapısında, sâdık köleyim Sap ile samanlar, “yarıştı” beyim GüneÅŸte kuruttum hayallerimi Çok aradım, mevsimlerde yerimi İnsan nedir, iradesiz sürü mü? Kim gerçek murada “eriÅŸti” beyim? Åžafak söktü, kara göründü derken Özlemlerim, liman liman gezerken Rıhtımda bekledim, kaç sabah erken Elimde mendilim “kırıştı” beyim Zincirini kırdı, tutsak beyinler! Artık umut dolu naÄŸmeler inler Yetti gari, ayrılığı kim dinler? Kalp ile kafalar “barıştı” beyim 19/10/2008 Bursa Gezelim Görelim Anadolu’yu Samsun’da doÄŸdum ben, attım ilk adım Adım Ali Rıza, Malkoç soyadım Ayrılığım, kaç yıl oldu saymadım Gezelim görelim Anadolu’yu Urfa’da gazel var, derin hoyrat var İbrahim makamı, ruha hayrat var Maddede manada, coÅŸku gayret var Gezelim görelim Anadolu’yu Erzurum Çarşıda, baÄŸrı yanıklar Tatyanlar okunur, Hakk’a tanıklar BaÅŸ köÅŸeye oturtulur konuklar Gezelim görelim Anadolu’yu Sivas toprağından, seslenir ozan Aşıklar, inceden dertleri yazan Her dem bahardayız, uÄŸramaz hazan Gezelim görelim Anadolu’yu Diyarbakır’da var, yanık Güzelses CoÅŸkulu davullar, naÄŸmeli nefes Haykıran sevgiye, dar gelir kafes Gezelim görelim Anadolu’yu MaraÅŸ’ta toprakta, ÅŸair bitiyor Mana yüklü mesaj bize yetiyor MeÅŸhur dondurması, serinletiyor Gezelim görelim Anadolu’yu Trabzon, kemence horon deyince Åženlenir yaylalar, mani duyunca Üzülür mekanlar, görülmeyince Gezelim görelim Anadolu’yu İzmir’de efeler destan yazıyor Egeli zeybeÄŸim siper kazıyor Tarih canlanmış da bize kızıyor Gezelim görelim Anadolu’yu Bursa’da Osmanlı gelir hatıra Nasıl anlatayım, sığmaz satıra Derdimizi yükleyip de katıra Gezelim görelim Anadolu’yu Ülkemiz sallansa, koÅŸar Ankara Medeniyet ÅŸehri, sanmayın kara DaÄŸlar mı dayanır, hazır akara Gezelim görelim Anadolu’yu Çanakkale deyince, durup da düÅŸün YiÄŸit ÅŸehitlerim, süslesin düÅŸün Ne duruyorsunuz, yollara düÅŸün Gezelim görelim Anadolu’yu Van'a gelin hele kaleyi görün Erek' in başında uÅŸkunu derin Van Gölü, Åžah bağı cennetten yerin Gezelim görelim Anadolu’yu Dünyaya duyuldu Hatay'ın sesi MeÅŸhurdur ülkede ÅŸu künefesi Görülmeye deÄŸer uzun çarşısı Gezelim görelim Anadolu'yu İstanbul, bir çağı açan ÅŸehirdir Dünyaya, güzellik saçan ÅŸehirdir Saymadığım yetmiÅŸ kalan ÅŸehirdir Gezelim görelim Anadolu’yu 08/09/2006 Bursa Samsun'dan... Uzun yıllar sonra, geldim Samsun'a Dostlarımın izi, sözü silinmiÅŸ TükenmiÅŸ de zaman, yaslanmış sona Hayat denilen ÅŸey, dilim dilimmiÅŸ Anılar buÄŸulu, çekilmiÅŸ perde Derince bağım var, doÄŸduÄŸum yerde Kaderimde; neÅŸe de var keder de DokuduÄŸum; desen desen kilimmiÅŸ Her bir adım, alır götürür beni Durak durak, taşırım bu bedeni Can'a hasret, yeniden doÄŸdum yeni Kimdir bu yabancı, gelen de kimmiÅŸ? Misafir gibiyim, tüm mekânlarda Bir yer lâle devri, birisi darda Geliverir bazen, çile ard arda Sabrın kanatları, içime sinmiÅŸ DaÄŸ taÅŸ deniz, tümden yabancı bana Küresel kalkınma, galip sabana Parklar ve bahçeler, yakışmış sana Kaynak için sanki, altın bulunmuÅŸ Bir daha kavuÅŸmak, nasip mi bilmem? Hasret gündemimden, ben asla silmem Gelip de bulamam, belki gelemem Ömür sermayesi, nerde bilinmiÅŸ? 18/08/2007 Samsun Anadolum Güzel Yurdum Türkiyem Her sabah sevgiye, çadır kurulur Sevdalıyım asırlardır, türküye Her sepette, çürük elma bulunur Anadolum, güzel yurdum Türkiye Etrafına bak da, bil deÄŸerini İnancından güç al, at kederini Yorulmak yok, herkes silsin terini Anadolum, ezel yurdum Türkiye En zor günümüzde, yıkılmamışız Hain engellere, takılmamışız Mücadele için, hiç yılmamışız Anadolum, özel yurdum Türkiye Talihsiz günlere, sünger çekelim Önce gönlümüze, sevgi ekelim Kuru bostanlara, güller dikelim Anadolum, güzel yurdum Türkiye Kurt ile kuzuya, denge olmuÅŸuz DüÅŸman bile olsa, hatır sormuÅŸuz Susamış kalplere, otaÄŸ kurmuÅŸuz Anadolum, ezel yurdum Türkiye Dün olan gücüne, nedir ki engel? Sevgiyle koÅŸana, atmayın çengel Vakit erken iken, özüne dön gel Anadolum, özel yurdum Türkiye Malkoç Ali hayran, aziz yurduna Gönlü razı olmaz, hiçbir vurguna Mesajımız, yorguna ve dargına Anadolum, güzel yurdum Türkiye 08/06/2006 Bursa Damlalar Yorgun düÅŸtüm, karanlıkta koÅŸmaktan Ümit durağına, serdim hasırı Duygu hasılatım, geçmez elekten Tamı kaybetmeden, topla küsürü İnsanı insan bil, takma kulpunu Son nefese deÄŸin, yokla kalbini Åžaşırtmasın seni, günlük albeni Yanılır her beÅŸer, vardır kusuru Mevlana seslenir: “kim olunsan gel!” Åžimdi olsa derdi, “kim çağırsa git!” Pırıltılı sözler, hikmetli öÄŸüt Her devirde, aydınlatır asırı Dilleri tutulsa, gözünden akar TutuÅŸur kelime, sözünden akar Güven veren mânâ, yüzünden akar Bilen bilir bunu, nedir ki sırrı? Kimin umurunda, batarsa gemi? Ağıt mı yakalım, güzelleme mi? Doyumsuz nefise, vurursak gemi Olur artık, gönlümüzün esiri Karşılıksız sevgi, adı merhamet Åžefkat bağışlıyor, al da merhem et ÇaÄŸlayana oluk, kargaÅŸaya set İşte budur, safi kalbin öÅŸürü… 18/05/2008 Bursa Derin İnsan Gelecekten umut, geçmiÅŸten huzur Arar durur insan, yeÅŸeren düÅŸle Sığındığı sabır, her gelen Hızır Bazen de avunur, gündelik süsle Duygular, duyular, hep ilgi umar Yürekler yaralı, bazen tarumar Bir kaç gönülden söz, açığı yamar Åžahlanır yeniden, dipdiri hisle Nalıncı keseri, yürüyen zaman Yontup durur, umudumdan an be an Vicdan mihenk taşı, dokunma aman Kaybetme ölçüyü, gerisin boÅŸla Rahmet rüzgârıyla, açtık kanadı Yollar bazen, yolcuları sınadı Çıkmaz sokaktasın, bırak inadı Sırtını yıkılmaz duvara yasla YaÅŸamda nerdeyiz, baÅŸ mı, sonu mu? Kaynayan evrende, bu da soru mu? Ayırmıyor ateÅŸ, yaÅŸ mı, kuru mu? Toplumsal yangında, dostunu eÅŸle İnsanoÄŸlu, akar akar durulur Su testisi, su yolunda kırılır Beste noktalanır, bohça dürülür Çağırırlar gider, kutlu bir sesle 12/07/2008 Bursa Mihenk taşı : deÄŸerli madenler için denek taşı, (mecaz) Birinin deÄŸerini, ahlakını anlamaya yarayan ölçü Tarumar : Dağınık, karışık, periÅŸan. İlgilisine Mektup (2) Sakın isyan gibi algılanmasın Topraklar suyunu “tutmuyor” beyim Öküzün yemine bile yetmedi Bu yıl ürün para “etmiyor” beyim Küresel ısınma, küresel bela Nerede açık var, tespit evvela GeliÅŸmiÅŸ tarımda, okunur salâ Arazi bol, ürün “bitmiyor” beyim Hadi maldan geçtik, üründen daldan Zamanı yaÅŸamaz, bilmeyen haldan Tepside sunulan, bomboÅŸ hayalden Basiret sahibi, “tatmıyor” beyim GidemediÄŸin yer, deÄŸildir senin Ulaşımda, aÄŸzını aç kesenin Havadan, denizden, raydan küsenin İşleri yolunda “gitmiyor” beyim Balın varsa, sineÄŸin de çok olur Faydasız laf, geri dönen ok olur Gurur ile yol alanlar yok olur İbretli söz derse “yetmiyor” beyim Gitmek ile, varmak arasında fark Nasibin var ise,düzgün döner çark Kaybedecek ideali yoktan kork Hedefsiz, kuÅŸ bile “ötmüyor” beyim Suyumuz azaldı, aha bitecek Üç kova su kalmış, kime yetecek Gazla dönen türbin, iflas edecek Kimse hayırına “satmıyor” beyim SaÄŸlıkta kalite, artsın daha da EÄŸitim, güvenlik, bir çok sahada Nükleerde, geç kalınması hata Bölgemizde barış “tütmüyor” beyim Tembellik, tenperlik, tutunmaz bizde İbret vardır, bıraktığımız izde Ne kıştayız, ne baharda, ne güzde Mevsimler baÅŸlıyor, “bitmiyor” beyim 17/08/2008 Bursa İlgilisine Mektup (1) Selâmun Aleyküm, gelir mi sesim? Asırlardır, yüzler “gülmüyor” beyim Dert – derman karışmış, hepsi merasim Dost görünen bile, “bilmiyor” beyim Telgraf çekmiÅŸtim, geldi geriye GüneÅŸsiz buzdağı, nasıl eriye? Yanıldık!.. Tilkiyi kattık sürüye Neden, hak yerini “bulmuyor” beyim? Etrafı dolamış, ateÅŸ çemberi Herkese sunarız, miski amberi Selâm göndermiÅŸtim, çevirdi geri RüÅŸvet deÄŸil diye, “almıyor” beyim Günübirlik hesap ile ilerler HaÅŸerata, mesken olmuÅŸ kilerler Yol yordam bilmeze, bilmem ne derler? Bu naÄŸmeler, bizden “çalmıyor” beyim Tavan yaptı, “etiksiz” ahlâkımız (!) Leylekleri, geçti bak lak lakımız Suç dosyamız, süs yerine takımız Yüzsüzler saçını, “yolmuyor” beyim Kucağımda buldum, ben yükü gâmı Mum ile ararız, biz diÄŸerkâmı Kalbura çevirdik, iÅŸte ahkâmı Adalet yazıyla “gelmiyor” beyim Pazara çıkardık, aÅŸkı sevgiyi Doladık dillere, türlü sövgüyü Muhabbeti sorma, dipsiz bir kuyu Artık Ferhat dağı “delmiyor” beyim BoÅŸ yerinden baktım, bardağın bugün Bana matem günü, yad ele düÄŸün Gönülden hasadım, eksi topyekün Sadece susuz gül “solmuyor” beyim Sesime kulak ver “olmuyor” beyim 10/08/2008 Bursa DiÄŸerkâm: BaÅŸkalarını düÅŸünen Ahkâm: Hükümler Yad : Yabancı İlgilisine Mektup (3) Vicdanlar yıpranmış, akıl yaralı Gönlümde reçete “buruÅŸtu” beyim Bencilce bakışa, kafa yoralı Kaç asır tarihe “karıştı” beyim Koca dünya, koca yalanmış meÄŸer Merkebin sırtında, gümüÅŸten eÄŸer İnsana yakışan, insanca deÄŸer Aynı safta canlar “vuruÅŸtu” beyim Süs bitkisi gibi dostu neyleyim Sen meyve ol, ben altında seleyim Hikmet kapısında, sâdık köleyim Sap ile samanlar, “yarıştı” beyim GüneÅŸte kuruttum hayallerimi Çok aradım, mevsimlerde yerimi İnsan nedir, iradesiz sürü mü? Kim gerçek murada “eriÅŸti” beyim? Åžafak söktü, kara göründü derken Özlemlerim, liman liman gezerken Rıhtımda bekledim, kaç sabah erken Elimde mendilim “kırıştı” beyim Zincirini kırdı, tutsak beyinler! Artık umut dolu naÄŸmeler inler Yetti gari, ayrılığı kim dinler? Kalp ile kafalar “barıştı” beyim 19/10/2008 Bursa Cehalet BaÅŸa Bela Okumadan olmuyor Cehalet baÅŸa bela Kalemle de dolmuyor Cehalet baÅŸa bela Diploması tasdikli Aracı dört lastikli GittiÄŸi yol gedikli Cehalet baÅŸa bela Haberi yok yazandan Ayran içer kazandan Hakk korusun azandan Cehalet baÅŸa bela Dört söyleyip bir dinler Destekçisi yeminler YetiÅŸin ey emînler! Cehalet baÅŸa bela Beceremez kıskanır Cihanı sersem sanır Yorulur da usanır Cehalet baÅŸa bela Erdim sanır kemale Kalp ÅŸaşırır bu hale Cüsse deÄŸil merhale Cehalet baÅŸa bela Düstur eyle görgüyü Kalpten kaldır sürgüyü Kov gitsin ön yargıyı Cehalet baÅŸa bela 04/01/2009 Bursa istemem Vur nefsine eÄŸerini Kalpten uzak düÅŸ istemem YaÅŸarken bil deÄŸerini Gözde sahte yaÅŸ istemem Yırtıcı kuÅŸları geçtik Sanki yaban ele uçtuk Kefeni kendimiz biçtik Akıl almaz baÅŸ istemem Denge ile iradeli Eylem günaha perdeli Hesap ortada irdeli Ne taÅŸsın, ne boÅŸ istemem Ünlem yoktur, soru sormam Gül ile geleni kırmam Talebin hak ise dürmem Sözün belge, fiÅŸ istemem Bazen mülkümüz azdırır Dil dikenli, söz kızdırır Hırs dosta mezar kazdırır Göze gölge kaÅŸ istemem Karar belli, sınır nokta Her zaman, ÅŸüphe var çokta Sözü tadında bırak da Yaralayan taÅŸ istemem 15/12/2006 Bursa İnsan Var, İnsancık Var Seyreyler kâinatı İnsan var, insancık var Bakışında sanatı İnsan var, insancık var Zerreden yaratılmış Enaniyet katılmış Ünvanla parlatılmış İnsan var, insancık var Yutar her daim gâmı Cennettedir makamı Ders eylemiÅŸ ahkâmı İnsan var, insancık var Kimisi sever sisi Kim hürmet dilencisi Gönüllerin incisi İnsan var, insancık var Esintisi öteden ÇaÄŸrısı kaç kıtadan İlham almış atadan İnsan var, insancık var Veren el iz bırakır Altına döner bakır Sermayesi tam takır İnsan var, insancık var Her ân ikram-ı Hüda Ömür geçer beyhude Hak kapısında geda İnsan var, insancık var Sözü hassas terazi Toprak tohumdan razı Esir almış marazı İnsan var, insancık var 30/11/2008 Bursa Enaniyet: Bencillik, benlik Ahkâm : Hükümler Hüda : Yaratan, Hakk Maraz : Hastalık, zorluklar, engel Görüntüler-2 Åžeytan kıskandıran insanımız var Tatlı dil altında, “yılanlar” gördüm İnsanlık mı gaye, ÅŸöhret mi ÅŸan mı? Åžerrinden kaçınan “yılanlar” gördüm Genleriyle oynadılar sevginin Saltanatı sürer, bin bir sövgünün Çaktırmadan yuttur, modası günün Tek ayak üstünde, “yalanlar” gördüm Ayrık otu, barınmazdı bahçede Gönülsüz tek nakış, olmaz bohçada Bazen cümlelerde, bazen hecede Mânâyı kökünden , “yolanlar” gördüm Dünyevi – Uhrevi hesabı silmiÅŸ Bu yeni bir lisan, meÄŸer bir dilmiÅŸ Helalini zaten ganimet bilmiÅŸ Haramdan hileden, “çalanlar” gördüm “Hey gidi günler hey” demek çözüm mü? Kabına sığmayan nedir, özüm mü? Dal aşı tutmamış, suçlu üzüm mü? Yârenler, erenler, “bilenler” gördüm Kaliteyi abartıp da soralım Daha güzeline kafa yoralım Nerede hata var, orda duralım SaÄŸanak yaÄŸmurda, “solanlar” gördüm Her ânı, her rengi, farklı hayatın İniÅŸi, yokuÅŸu, çarklı hayatın Adası, kulesi, garklı hayatın AÄŸlanacak hale, gülenler gördüm 17/03/2009 Bursa Gark: Suya batma, batırma, boÄŸulma
|
|
| Son Güncelleme ( Monday, 28 December 2009 ) |



