Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Yorgo Bacanos |
|
|
|
| Yazar Yılmaz Tatlıses | |
| Wednesday, 23 May 2007 | |
21 Eylül 1900'de Silivri'de doÄŸdu, 24 Åžubat 1977'de İstanbul'da öldü. Rum ve Çingene asıllıdır. Lavtacı Haralambos'un oÄŸludur. Birçok üyesi musıkiÅŸinas olan bir aile ortamında yetiÅŸti. Aleko Bacanos erkek kardeÅŸi, kemençeci Anastas dayısıdır; kemençeci Sotiri ve ParaÅŸko Leondaridis ile de kardeÅŸ çocuklarıdır. Büyükbabası Leondi Efendi kemençe, dedesi Ligori Efendi de kanun çalıyorlardı. Yorgo, St.Benoit Lisesi'ndeki ortaöÄŸrenimini musıki hevesiyle yarıda bıraktı. Babasından aldığı ud ve lavta dersleriyle musıkiye baÅŸladı. Önce babasından, sonra Udi Kirkor ve Karnik Garmiyan Efendiler'den nota ve usül, Büyük Sinanyan'dan da batı musıkisi türünde piyano dersleri aldı. On iki yaşında , Taksim'deki Eftalipos Gazinosu'nda uduyla fasıllara katılarak musıki dünyasına girdi. Birkaç yıl içinde tanınmış bir udi oldu.1927'de Büyük Postane'nin üstünde Türk Telsiz Telefon Åžirketi'nce açılan ilk radyo yayınlarına katıldı; 1977'ye kadar elli yıl İstanbul Radyosu'nda ud çaldı; Mesut Cemil'in yönettiÄŸi "Klasik Koro"ya alındı. 1928'de kardeÅŸi Aleko Bacanos ile Kanuni Ahmet Yatman'la birlikte Hafız Kemal ve Sadettin Kaynak'a eÅŸlik etmek üzere Berlin'e gidip plaklar doldurdu. 1929'da Sadi Işılay'ın karısı Deniz Kızı Eftalya'ya eÅŸlik etmek üzere Paris'e gitti. Plaklara doldurduÄŸu nihavend, hüseyni, rast ve hüzzam taksimleri o yılların ürünüdür. Mısır ve Kıbrıs'ta da konserlere katılmış, ünlü muganniye Ümmü Gülsüm'ün hayranlığını kazanmıştır. Bacanos 1946'da İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti'ne girdi; 1953'ten 1967'ye kadar Münir Nurettin Selçuk yönetimindeki İcra Heyeti'nin Åžan Sineması konserlerine katıldı. Yorgo Bacanos Türk musıkisinde yakın tarihin en büyük birkaç udisinden biridir. Ud çalışı yalnız Türkiye'de deÄŸil, makam musıkisi geleneÄŸinin yaÅŸadığı hemen bütün OrtadoÄŸu ülkeleri ile Yunanistan'da da çok beÄŸenilmiÅŸtir. Uddan çıkardığı sesler benzerine pek az rastlanabilecek derecede güzel, parlak, zengin ve etkileyiciydi. Sazından elde ettiÄŸi sesler hem dolgun ve keskin, hem de bastığı perdenin hakkını tam olarak veren, temiz, kusursuz seslerdi. Çok güçlü bir saÄŸ ve sol el tekniÄŸi vardı. Ne kadar süratli çalarsa çalsın bastığı perdelerin netliÄŸi kaybolmazdı. Sazını serti keskin ama musıki ahenginden bir ÅŸey feda etmeyen mızrap vuruÅŸlarıyla çalardı. Udda mızraplıkla büyük eÅŸik arasını kullanır, mızrabını büyük eÅŸiÄŸe daha çok yaklaÅŸtırarak sazdan çok yüksek ses elde ederdi. Nitekim, kaç sazla birlikte çalarsa çalsın, udunun sesini toplu icrada daima duyurabilmiÅŸtir. Bacanos hemen bütün musıki topluluklarında , "Klasik Koro"larda, fasıllarda, saz eserlerinde, soliste eÅŸlikte her zaman aranan bir icracıydı. Nerede çalarsa çalsın ve Türk musıkisinin hangi türü olursa olsun, çaldığı topluluÄŸu sürükleyici bir sazende olarak sivrilmiÅŸti. Klasik beste ÅŸekillerinden fasıllara, fasıllardan İstanbul ve Rumeli türküleri ile oyun havalarına kadar Türk musıkisinin bütün ÅŸekillerinde icraya ezgi ve ritm zenginliÄŸi katmayı bilmiÅŸtir. Bacanos'un bu yönü üzerinde ayrıca durulmaya deÄŸer musıki deÄŸerleri taşır. ÖrneÄŸin, klasik eserlerin okunduÄŸu bir koroda viyolonsel gibi pest sesler veren bir ses yoksa, kaba tellerden çalar, böylece icraya pest seslerle bir derinlik kazandırmaya çalışırdı. Fasıllarda çalıyorsa, ara naÄŸmelerini çok deÄŸiÅŸik çeÅŸitlemelerle zenginleÅŸtirir, ÅŸarkılar ve mısralar arasındaki boÅŸlukları anında buluÅŸlarla o esere çok yakışan ezgicikler ve ritm hareketleriyle doldurur, böylece "doÄŸaçlama(irticali) aranaÄŸmeler"le besteli ara naÄŸmeye rakip olabilecek ezgiler üretirdi. Sirto, longa, zeybek gibi oyun havalarında mızrabını lavta mızrabı gibi kullanır, uda ritm vererek ezgiyi aynı ritm çeÅŸitlemeleri içinde sürdürebilirdi. Bu özellik, ritm duygusu çok geliÅŸmiÅŸ bir sanatçı olan Bacanos'a aittir. Hiç ÅŸüphesiz, Yorgo Bacanos Türk musıkisinin büyük taksim üstadları arasındadır. Taksimlerinde, her ÅŸeyden önce ezgileri ve buluÅŸları güzeldir, zevk ürünüdür. Bacanos taksim ederken ezgiler ve ezgi içindeki ezgicikler zincirleme bir düzenlilik içinde kesintisizce akıp gider. Taksimleri çok canlı ve hareketlidir; Bacanos belli bir makamı kendine özgü buluÅŸlarla ve çok deÄŸiÅŸik mızrap vuruÅŸlarıyla süslemeyi de bilir. Bazı taksimleri notaya alınmaya deÄŸer güzelliktedir. Udi Murat Torun'un notaya aldığı, bu sayfalarda sunduÄŸumuz rast taksimi bu deÄŸerli taksimlerinden biridir. Yorgo Bacanos bütün bu nitelikleriyle udda baÅŸlıbaşına bir üslup ve tavır örneÄŸi vermiÅŸtir. Onun tavrı daha ilk nota ve ölçülerde hemen ayırt edilebilecek kadar özgün ve kiÅŸiliklidir. Ondan hiç etkilenmemiÅŸ udi yok gibidir. Bestecilikle pek uÄŸraÅŸmamıştır. Ancak, bazı ÅŸarkıları günümüze kadar fasıllarda, plaklarda ve solo konserlerde sık sık okunmuÅŸtur. Mahur ("Hala kanayan kalbimi aÅŸk ateÅŸi daÄŸlar"), kürdilihicazkar ("NeÅŸ'eyle geçen ömrümü eyvah keder ettin") ve hüzzam ("Sevdası henüz sinede gönlüm gibi saÄŸdı") ÅŸarkıları hala sevilen ÅŸarkılardandır. |



