Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Yunus Emre |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Wednesday, 23 May 2007 | |
Türk halk ÅŸairlerinin tartışmasız öncüsü olan ve Türk'ün İslam'a bakışını Türk dilinin tüm sadelik ve güzelliÄŸiyle ortaya koyan Yunus Emre, sevgiyi felsefe haline getirmiÅŸ örnek bir insandır. Yaklaşık 700 yıldır Türk milleti tarafından dilden dile aktarılmış, türkü ve ilahilere söz olmuÅŸ, yer yer atasözü misali dilden dile dolaÅŸmış mısralarıyla Yunus Emre, Türk kültür ve medeniyetinin oluÅŸumuna büyük katkılar saÄŸlamış bir gönül adamıdır. Bazı kaynaklarda Anadolu'ya gelen Türk boylarından birine baÄŸlı olup, 1238 dolaylarında doÄŸduÄŸu rivayet edilirse de bu kesin deÄŸildir; tıpkı 1320 dolaylarında EskiÅŸehir'de öldüÄŸü yolundaki rivayetlerde olduÄŸu gibi. Batı Anadolu'nun birkaç yöresinde "Yunus Emre" adını taşıyan ve onunla ilgili görüldüÄŸünden "makam" adı verilen yer vardır.
Bir garip öldü diyeler Üç gün sonra duyalar SoÄŸuk su ile yuyalar Åžöyle garip bencileyin diyen Yunus, belki de doÄŸduÄŸu ve yaÅŸadığı topraklardan çok uzaklarda bu dünyadan göçüp gittiÄŸini anlatmak istemektedir. Türkiye'nin pek çok yerinde Yunus Emre'nin mezarı olduÄŸu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlardan baÅŸlıcaları ÅŸöyle sıralanabilir: EskiÅŸehir'in Mihalıççık ilçesine baÄŸlı Sarıköy; Karaman'da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Kula ile Salihli arasında Emre Sultan köyü; Erzurum, Duzcu köyü; Isparta'nın Keçiborlu ilçesi civarı; Aksaray; Afyon'un Sandıklı ilçesi; Ordu'nun Ünye ilçesi; Sivas yakınında bir yol üstü. GörüldüÄŸü gibi sayı ve iddia hayli kabarıktır. Bazı belgeler, Yunus Emre'nin asıl mezarının Karaman veya Sarıköy'de olduÄŸuna iÅŸaret etmektedir. Nitekim, 1970'li yılların başında Sarıköy'deki mezarın Yunus'a ait olduÄŸuna kesin gözüyle bakılarak bu köye Yunus Emre adı verildi ve oradaki bir bahçe içine anıt dikildi. 1980'li yıllarda ise, 1350'de yapılmış olan Karaman'daki Yunus Emre Camii'nin yanındaki mezarın onun gerçek mezarı olduÄŸu iddia edildi. Aslında bu durum, Yunus Emre'nin Türkler tarafından ne kadar sevildiÄŸi ve benimsendiÄŸinin çarpıcı bir örneÄŸidir. Gerçekten de halktan biri olan Yunus Emre, halkın deÄŸer, duygu ve düÅŸüncelerini dile getiriÅŸi itibariyle tarihimizin en halkla barışık aydınlarından biri olma özelliÄŸine sahiptir. Türk tasavvufunun dilde ve ÅŸiirde kurucusu olan Yunus Emre'nin ÅŸiirlerinde ahlak, hikmet, din, aÅŸk gibi konuların hemen hepsi tasavvuftan çıkar ve tasavvuf görüÅŸü çerçevesinde bir yere oturtulur. Mısralarında didaktik ahlak telkinlerinde bulunan Yunus Emre, "gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve "üstün bir deÄŸer" olarak ÅŸiirlerinde bu konuyu özenle iÅŸler. Bu arada Yunus Emre'yi öne çıkaran bir baÅŸka önemli özelliÄŸi de, ÅŸiirlerinde iÅŸlediÄŸi konuları ve telkinleri bizzat kendi hayatında uygulamasıdır. "Din tamam olunca doÄŸar muhabbet" diyen Yunus, İslam'ın sabır, kanaat, hoÅŸgörürlük, cömertlik, iyilik, fazilet deÄŸerlerini benimsemeyi telkin eder. Yunus'un sanat anlayışı, dini ve milli deÄŸerleri baÄŸdaÅŸtırdığı mısralarında kendini gösterir; millileÅŸen tasavvufa, Türkçe'nin en güzel ve en güçlü özelliklerini kullanarak tercüman olur. Gerçekten de 11,12 ve 13. asırlarda Türkistan ve Anadolu Türkleri arasında çok yayılan tasavvufun Türk ÅŸairleri arasında iki büyük sözcüsü vardır: Türkistan'da Ahmet Yesevi, Anadolu'da Yunus Emre... Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışında derviÅŸlik olgunluktur, aÅŸktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösteriÅŸe, hamlığa, riyaya, düÅŸmanlığa, ÅŸekilciliÄŸe karşı çıkmaktır. Yunus Emre aynı zamanda bütün insanlığa hitap eden büyük ÅŸairlerdendir. Bu anlamda Mevlana'nın bir benzeridir. O'nun Mevlana kadar çok tanınmayışı ise, bir yandan kullandığı dil olan Türkçe'nin Batı'da Farsça kadar bilinmemesi, öte yandan da Türk aydınlarının O'nu ihmal etmesindendir. Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle özdeÅŸleÅŸmiÅŸ "sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur. Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl baÄŸdaÅŸtırdığını gösteren en çarpıcı mısralarından birisi "Yaradılanı hoÅŸ gör / Yaradan'dan ötürü"dür. Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk, millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak etmektedirler. Madem ki insanoÄŸlu ruh yönüyle Allah'tan gelmektedir; öyleyse insanlar hiçbir ÅŸekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar. YaÅŸadığı çağın gerçekleri göz önünde bulundurulduÄŸunda Yunus'un bir baÅŸka önemli tarafı ortaya çıkar: Yunus Emre, hükümetsizlik içinde çalkalanan ve MoÄŸol istilaları ile mahvolan Anadolu topraklarında ortaya çıkan sapık batınî cereyanların hiçbirine kapılmadığı gibi, bu akımların Türklerin bütünlüÄŸüne zarar vermesi tehlikesi karşısında da engelleyici bir rol üstlenmiÅŸtir. Bu bakımdan bakıldığında Yunus Emre, hem Türk ÅŸiirinin kurucusu, hem de milli birliÄŸin önemli tutkallarından biridir. Yunus Emre, kelimenin tam anlamıyla "milli bir sanatçıdır. Tıpkı, Nasrettin Hoca, KöroÄŸlu, DadaloÄŸlu veya KaracaoÄŸlan gibi... |



