Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Yılmaz Güney |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Wednesday, 23 May 2007 | |
1937'de Adana'da doÄŸan Yılmaz Pütün, lise yıllarında, bisikletiyle sinemadan sinemaya on altı milimetrelik film bobinleri taşıyarak sinemaya ilk adımını atar. Sinemaya daha yakın olabilmek için Ankara Üniversitesi hukuk Fakültesini bırakır ve İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne yazılır."Sinemayla karşılaÅŸmam 13 yaşındayken oldu. Kavgalı dövüÅŸlü filmlerin gösterildiÄŸi fukara sinemalarına gidiyorduk. Kendimizi daha rahat hissediyorduk bu sinemalarda. Mesela bir Galatasaray Sineması vardı, çok güzeldi. Önünden geçer bakardık ama çok lükstü gitmeye korkardık. İstesek parasını verip girebilirdik. Ama ne kıyafetimizi nede yapımızı uygun görmezdik o sinemaya" Bu arada, Adana'da pursantaj memurluÄŸunu yaptığı Dar film'in İstanbul bürosunda çalışmaya baÅŸlar. Atıf Yılmaz'la tanışır ve onun asistanlığını yapmaya baÅŸlar. Onüç dergisinde 1956 yılında yayınlanan Üç Bilinmeyenli EÅŸitsizlik Sistemleri adlı öyküsünde komünizm propagandası yaptığı için, 1961 yılında 18 ay hapis ve 8 ay Konya'ya sürgün cezası verilir. Öyküden ceza almasına neden olan paragraf: "İğrenerek baktı -iyice iÄŸrenememiÅŸti-.Yüzü daha bir buruÅŸtu. Yapmacıklı bir sinirle "Siz böylesiniz iÅŸte"dedi."En iyiniz bile böyle. Kendi çıkarlarınız için neler yapmazsınız.İşçiymiÅŸ.Basit bir iÅŸçiymiÅŸ-seyircilerin durumlarını da görmek istiyordu-ben bir iÅŸçiyim. Beni basit görmezsin deÄŸil mi?İşine yararım. Keyfini getiririm; doÄŸru deÄŸil mi söylediklerim-söyledikleri doÄŸruydu. Birinci ÅŸahıs doÄŸru demiyordu-.Ah domuzlar sizi. Bir gün hepinizin topunuzu attıracaklar ya; dur bakalım ne zaman." İlk kez hapse giren Yılmaz Güney, hayatının muhakemesini yapar, kendini yeniler ve düÅŸünsel yapısını geliÅŸtirir. Kendisine bir misyon biçer, bunu nasıl gerçekleÅŸtireceÄŸinin hesaplarını yapar. Hapishaneden çıktıktan sonra zor günler geçiren Yılmaz Güney'in daha sonra rol aldığı film sayısı artmaya baÅŸlar. 1964'te rol aldığı 10 Korkusuz Adam filminde hiç konuÅŸmayan, sürekli arka cebinde taşıdığı konyağı içen bir ayyaşı canlandırır. Bu rol, filmde fazla bir önem taşımadığı halde, Yılmaz Güney'in göründüÄŸü sahnelerde sinema salonları inler. Böylece Yılmaz Güney bir mitos haline gelmeye baÅŸlar ve senarist ve oyuncu olarak birçok filmde görev alır. Ben, oyuncu olarak halkın giyiminden, davranışlarından farklı olmamaya çalışıyordum. Zaten olamazdım ki. Ben zaten kendimi oynuyordum. Åžöyle bir durum var: Yaptığım bütün filmlerde benden bir parça vardır. Seyyit Han, Toprağın Gelini ve Hudutların Kanunu filmleriyle ilk iÅŸaretlerini veren sürecin sonunda beklenen çıkış Umut filmi ile yaÅŸanır. Türk sinemasında yer yerinden oynar. Umut, Yılmaz Güney'in baÅŸyapıtlarından biridir. Ayıca Türkiye'de devrimci sinemanın da ilk ve en iyi örneklerinden biridir. Bu filmi, Acı, Ağıt, Baba, ArkadaÅŸ ve EndiÅŸe takip eder. 1979'da çekilen Sürü ve 1981 yılında çekilen Yol ile yurtdışında önemli ödüller alır. Yol, Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye kazanır. "DüÅŸünmeden hiçbir insanın herhangi bir ÅŸey yapabilmesine imkan yoktur. Ben sadece düÅŸündürmek istiyorum." 1983'te bir hapishane'de yaÅŸananları anlattığı Duvar (Le Mur) filminden sonra 9 Eylül 1984'te hayata gözlerini kapar. Yılmaz Güney, aydın kimliÄŸinin sorumluluÄŸunu taşımış ve bedelini ödemekten kaçınmamıştır |




