Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER   
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ð |H |I |Ý |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Þ |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER

Tanburi Büyük Osman Bey PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Wednesday, 23 May 2007
Sample Image 1816 yılında İstanbul'da Tophâne civarında doÄŸdu. Tanburî Numan AÄŸa'nın torunu, Zeki Mehmed AÄŸa'nın oÄŸludur. Henüz sekiz yaşında iken Enderûn'a alındı. Osman Bey Enderûn'da bir taraftan muhtelif bilgiler, diÄŸer taraftan da zamanın mûsikî ustalarından mûsikî ve tanbur çalmasını öÄŸreniyordu.
OÄŸlunun Enderûn'a alınmasında ısrarlı olan Zeki Mehmed AÄŸa, tanbur öÄŸretmedeki isteksizliÄŸini burada da göstermiÅŸ, oÄŸluna ders vermemiÅŸtir. Osman Bey, Enderûn'da bulunan diÄŸer tanburîlerden istifade etmekle birlikte, sazını kendi gayreti ile ilerletti. Rıfat Bey, HâÅŸim Bey gibi ses ustaları ile fasıllara katılıyordu. ". . . İlk zamanlarda bir hanende fakat daha ziyade iyi bir tanburî olmaya çalışan Osman Bey, babasının ölümünden sonra tamamen ve münhasıran sazı ile meÅŸgul olmuÅŸ ve herbiri en nefis saz eserlerinden olan peÅŸrevlerini bu zamanlarda bestelemiÅŸtir. Abdülmecid'in son senelerinde sersazende olan Osman Bey, bu vazifesini Abdülaziz zamanında da muhafaza ederek sarayda yapılan incesaz fasıllarına , tanburu ile iÅŸtirak ederdi. Mevlânâ Celâleddin Rûmî'ye karşı duyduÄŸu muhabbet ve iÅŸtiyakın verdiÄŸi heyecanla, mevlevihânelerin hemen hemen hepsine ve bilhassa Cuma günleri Kulekapısı Mevlevihânesi'ne muntazaman devam ederdi. . "

ÖÄŸrendiÄŸi tanbura daha sonra "Kendi kabiliyet ve istidadının orijinalitesini de ilave ederek, babasının tavrına daha renkli bir tavır vermiÅŸtir. Tarihçi Ata Bey'den naklen verilen bilgilere göre çok nüktedan, güler yüzlü, zarif bir kimseymiÅŸ. Bu nedenle her mecliste aranır, sevilir ve sayılırmış. "Osman Bey hassas bir kulaÄŸa sahipmiÅŸ. Tanburun iki telinden birinde gayet hafif bir uyuÅŸmazlık sezse derhal telin birini koparır atar ve sazını tek tel ile çalarmış.

Eserlerini deÄŸiÅŸtirenlere, naÄŸme ilave edenlere çok kızarmış. Hattâ bir gün bir yerde, UÅŸÅŸak peÅŸrevinin teslimine geçilecek kısmı biraz deÄŸiÅŸik çalmaya kalkan bir kânuniyi dövmeye bile kalktığı rivayet olunur. "

Osman Bey 1885 yılında , uzun zamandan beri çekmekte olduÄŸu bir göÄŸüs hastalığından öldü;Yahya Efendi Dergâhı mezarlığına defnedildi, üç erkek bir kız çocuÄŸu olmuÅŸtur.

Bir bestekâr olarak". . . Söz mûsikîsine ait bazı eserler bestelemiÅŸse de, onun asıl ÅŸahsiyetini temin eden eserleri, cidden nefis ve üstadâne olan peÅŸrev ve saz semailerindedir ki bu çeÅŸit eserler Osman Bey'i kabiliyet ve istidadının son tekâmül merhalesine eriÅŸtirmiÅŸtir. Eski bestekârlarımızdan bir kaçının bu yoldaki eserleri istisna edilirse, geriye kalan peÅŸrevler mükerrer ve uzun parçalar, hatırda tutulması zor ve karışık bir uslûbla bestelenmiÅŸ ve bir peÅŸrevin hânelerinde muhtelif usûllere yer verilmiÅŸti. İşte Osman Bey bu hâlin daha derli toplu hâle getirilmesine çalışmış, hakikaten bu çeÅŸit eserlere yeni, sade ve güzel bir istikamet vermeye muvaffak olmuÅŸtur. Osman Bey'in peÅŸrevleri gerek ses ve gerek usûl bakımından çok muvazeneli ve ölçülüdür. ÇoÄŸu devrikebir usûlünde olan bu eserler, saz mûsikîsi repertuarımızın birer ÅŸaheseridir diyebiliriz. Osman Bey eski peÅŸrevlerimizi ÅŸiddetle tenkîd edermiÅŸ;bunlar arasında yalnız Gazi Giray 'ın Hüzzam PeÅŸrevi'ni fevkalâde beÄŸenir, takdir eder ve bu peÅŸrevden bahsedildiÄŸi zaman (Sehl-i mümtenidir;tanziri kabil deÄŸildir) dermiÅŸ. Hattâ Hüzzam Âyin için bu makamdan devrikebir usûlünde bir peÅŸrev bestelemesini rica edenlere (Gazi Giray'ın Hüzzam PeÅŸrevi varken, ben o makamdan baÅŸka peÅŸrev yapmaya teeddüb ederim)diye özür dilermiÅŸ. Fakat, Galata Mevlevihânesi ÅŸeyhi Âtaullah Efendi'nin ısrarı ile sık sık dinlediÄŸimiz hüzzam peÅŸrevini vücuda getirmiÅŸtir ki, eserleri içinde zoraki bir gayretle yaptığı ve diÄŸerleri kadar muvaffak olamadığı eseri budur.

Santurî Ziya Bey'in Neyzen Aziz Dede'den naklen verdiÄŸi bilgiye göre, Sultan II. Abdülhamid'in baskılı yıllarında Veled Çelebi bir süre İstanbul'da ikamete zorlanmış ve bu sıralarda Kulekapısı Mevlevihânesi'nde oturmuÅŸtur. Burada dönemin mûsikîÅŸinasları toplanır, âyin icra edilirmiÅŸ. Veled Çelebi bir gün Osman Bey'e diÄŸer eserlerine ek olarak sûzinâk, rast ve saba makamlarından birer peÅŸrev bestelemesini rica etmiÅŸ. Osman Bey de Benli Hasan AÄŸa'nın rast, Tanburî Emin AÄŸa'nın sûzinâk peÅŸrevleri olduÄŸu için bağışlanmasını istemiÅŸ. Saba peÅŸrevi için "OÄŸlum Aziz! Bir peÅŸrev için aylarca, senelerce uÄŸraşırdım;fakat saba peÅŸrevini Hazret-i Pîr'in aÅŸkıyla bir ayda tamamladım "dermiÅŸ.

Osman Bey için bir saz ve söz eseri bestekârı, özellikle peÅŸrev bestekârıdır denebilir. Saz semailerinde peÅŸrevleri kadar baÅŸarılı olmadığı kabul edilir. Zaten saz semaileri babasının ve baÅŸka bestekârların peÅŸrevleri için istek üzerine bestelenmiÅŸtir. Elimizde on altı peÅŸrev, on bir saz semaisi, yirmi beÅŸ kadar ÅŸarkısı bulunmaktadır

 

 
GiriÅŸ
Üye Menüsü