Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER   
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ð |H |I |Ý |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Þ |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER

Seden Gürel PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Thursday, 24 May 2007
Sample Image 12 Eylül 1965 yılında Ankara'da Gülhane hastanesinde 8 aylıkken annemin özel doÄŸumevinde doÄŸum yapma projesini mahvederek doÄŸuvermiÅŸim gece 02:00 sularında bilemeden tarihe yazılacak bir günde doÄŸduÄŸumu... Sedat, Semra ve Sedef' ten oluÅŸan familyaya biraz Seden Kızıltunç' tan esinlenilerek ama anlamı bilinmediÄŸi için bu da S' eden geliyor denerek eden adını almışım... Ebe azimle beni erkek sanıp göbeÄŸimi Ali diye kesmiÅŸ olsa da babaannemin adı olan Nadire' de göbek adım olarak konmuÅŸ... Kısacası 24 yılını Nadire Seden Kutlubay olarak geçirdiÄŸim yaÅŸamım baÅŸlayıvermiÅŸ bir çığlıkla... Bu çığlık seslimiydi sessizmiydi bilmiyorum ama yine 35 yıl boyunca "müteyakkız" namı diÄŸer "uyanık" olarak benimsediÄŸim adımın esas anlamının "sessizliÄŸin çığlığı" olduÄŸunu öÄŸrenince merak eder oldum ilk çığlığımı... Bu arada adımızın (adı Seden olanlardan bahsediyorum) bilmediÄŸim bir tanımını bilen varsa lütfen iletsin ona da uyum saÄŸlarım sanırım ama iÅŸin doÄŸrusu ben bu sessizliÄŸin çığlığı iÅŸini pek sevdim vazgeçesim de yok...
 
 Asker çocuÄŸu olarak dünyaya gelmiÅŸ olmam nedeniyle babam emekli olana kadar İstanbul - Ankara - Gölcük arasında mekik dokuduk biraz, aslında ablam 4.sınıfa kadar her yıl baÅŸka bir okulda okuma ÅŸanssızlığını benden daha fazla yaÅŸadı zira ben daha ilkokul 1. sınıftayken babam emekli oldu ve biz son karargahımız olan İstanbul'a yerleÅŸtik. sonuçta ben ki okul deÄŸiÅŸtirerek ÅŸanslı kullar arasına yazdırdım adımı... Ama keÅŸke biraz daha Ankara'da kalsaydık ve canım dedem (dedelerimi tanıyamamış olduÄŸum için halamın can yoldaşı, hayat arkadaşı ve Allah daha çoook uzun ömürler versin sevgili eÅŸine dede derim) bir sene daha evlerinin önünden geçerken sadece bizim için sıcak yatağından kalkıp camı açıp attığı ÅŸekerlerden (bir gün bile sektirmedi) biraz daha atsaydı...
 
 Neyse sonuçta İstanbul'a geldik ve ben ikinci sınıfa Bahariye İlkokulu'nda baÅŸladım, beÅŸinci sınıfa kadar da bu okulda okuyup oradan mezun olmayı baÅŸardım ama taşınmaya alışmışız bi kere, bu nedenle de periyodik aralarla ÅŸehir içinde aynı sokakta bile olsa taşınmayı sürdürdük. Eh insanın eÅŸi de öÄŸretmen çocuÄŸu olunca, evlendikten sonra da bu alışkanlığımızı sürdürerek 3 yılda bir ev deÄŸiÅŸtirdik bu arada bizi bir önce yaÅŸadığımız mekanda bulamayanlar boÅŸandığımızı ya da evimizi ayırdığımızı söyleyip durdular olsun elalemin aÄŸzı torba deÄŸil dolayısıyla büzmek imkansız koyverin gitsin...
 
 O kadar kısa bir ÅŸekilde günümüze geleceÄŸimi sanıyosanız da acaip aldanıyosunuz zira sanat hayatımın baÅŸlangıcına dönersem 3 yaşında halamın gecelik ve sabahlıklarını giyip kendimi "ve ÅŸimdi huzurlarınızda Çolpaaaan İlhaaaan" diye sundurarak aile meclisine söylediÄŸim ÅŸarkılara geri dönmem gerekir, korkmayın bunu da yapmiiiicam. Ama Bahariye ilkokulunda okurken önce koroya katılıp sonra da ilk solom olan "Yine Bir Gülnihal" adlı ÅŸarkıyla okulu, velileri ve deee tüm öÄŸretmenleri aÄŸlattığımı söylemeden de duramıyacağım bir gerçek... O zamanlarda ÅŸarkının sözlerini tam anlıyamadığım için nasıl o kadar içli söylemeyi baÅŸarmış olduÄŸumu da hala anlıyabilmiÅŸ deÄŸilim ama olsun. ( aslında pek de güzel anlıyorum müzik evrenseldir ve bugün beni hiç bilmediÄŸim dildeki bir ÅŸarkı, kimi zaman aÄŸlatır kimi zaman da güldürür ) Neyse hakikaten oldukça baÅŸarılı bir öÄŸrenci olarak ilkokulu bitirdim... Ahaaaa hatırlayıverdim bunu da yazıcam... hadi bakalım... O dönemlerde TRT' nin açmış olduÄŸu bir yarışma vardı adını gerçekten hatırlayamıyorum ama yeni ya da genç yetenekler gibi bir ÅŸeydi. Radyoevine gidip kaydınızı yaptırıyordunuz ve sizi sınava çağırıyorlardı bu sınavda baÅŸarılı olursanız ( yaaaani yetenekli görülürseniz ) tekrar çağırılıyordunuz ve ses kaydınız yapılıyordu ardından da aynı adlı programda ÅŸarkılarınızı milyonlara iletme ÅŸansına sahip oluyordunuz siyah beyaz camda... Annemle babama bu yarışmaya katılma isteÄŸimi ilettiÄŸimde inanamadılar utangaç kızlarının bu isteÄŸine ama saygı duydular ve vazgeçmeyeceÄŸinden eminsen diyerek kaydımı yaptırdılar. (aslında son dakika korkup kaçacağımdan eminlerdi diye düÅŸünüyorum) Sınav günü geldi çattı... Vazgeçmedim... Semiramis Pekkan'ın "Nerdeysen" ve Rana Alagöz'ün "AÅŸkın Gözü Kör mü Acaba" adlı ÅŸarkılarını seslendirdim ve baÅŸarılı oldum sınavda, ardından kayıtlar yapıldı ama program yayından kaldırıldı ve ben "Küçük Seden" olamadım... Kader... Olsun zaten iÅŸin açıkçası ben oraya kadar olan kısmı istiyodum geri kalan kısmından hakikaten kaçabilirdim : Neyse ciddi hayat yolunda ablamın ardından Maarif Koleji'ni (mezun olurken Kadıköy Anadolu Lisesi idi adı arada sanırım bir kaç isim daha deÄŸiÅŸtirdi 7 yıl büyük bir keyifle okuduÄŸum okulum..: ) kazanmam gerektiÄŸi aksi takdirde Kadıköy Kız Lisesine gideceÄŸim tebliÄŸ edildi ailem tarafından... Neeee ? Karma okul dururken tek kız okulumu ?... bırrrrr.... Tabi ki tebligata uyduk ve 48. olarak (aman tanrım baÅŸarısızlık ablam 25. olmuÅŸtu) kazandık okulu... Ne iyi etmiÅŸim ve ne iyi etmiÅŸler... Keyifle bin kez daha dönüp o yedi seneyi okurum sevgili okulumda ama aynı arkadaÅŸlarımı aynı öÄŸretmenlerimi de isterim... Özellikle ufkumu açan bana müziÄŸi öÄŸreten, daha da sevdiren, yaÅŸatan öÄŸretmenlerim Fikret Evcil ve Turgut ErtaÅŸ'ı... Hala onlardan öÄŸreneceÄŸim çok ÅŸey var çünkü... yedi yıl yetmedi... Hazırlık A da İngilizce yi öÄŸrenmek için sınıfça debelenirken ben yine müziÄŸin içine dalıverip okul korosuna atıverdim kapağı...29-Ekim ve 10-Kasım' larla baÅŸladı yeni sergüzeÅŸt... Bu kez solom "İstiklal Savaşımın En Büyük Kahramanı" diye baÅŸlıyordu ve ben söylerken aÄŸlıyordum çünkü ne söylediÄŸimi çok iyi biliyordum... Notalarla haşır neÅŸir olduk, köklü bir koro eÄŸitimi almaya baÅŸladık, klasik müzikle içiçe yoÄŸrulduk... Yaşımız itibarı ile 2 sesli olan koromuz biz büyüdükçe güçlendi 4 sesli oldu, Niksar'ın Fidanlarından, Yunus Emre Oratoryosuna, Muammer Sun'dan Bach'a uzanan yolculuÄŸu hep birlikte gerçekleÅŸtirdik... Müzik dersleri yetmedi, öÄŸle teneffüslerinde buluÅŸtuk, o da yetmedi Cumartesi Pazar günleri okulumuzda buluÅŸup çalıştık üfff demeden... Hem müziÄŸi içimize sindirdik, hem Türkiye Liselerarası Çoksesli Korolar birincisi olduk, Atatürk Kültür Merkezin de her yıl çok güzel eserleri seslendirme ÅŸansını elde ettik, bilgilendik, yüreklendik, mutlu olduk... Umarım öÄŸretmenlerimizi de mutlu ettik... Tabiiii ben enerji dolu bir yaratık olduÄŸum için bu çalışma bana yetmedi ve Milliyet Gazete'sinin düzenlediÄŸi "Liselerarası Müzik Yarışması" na da okulumuzun kız solisti olarak katıldım... Herkes güzel güzel bilindik ÅŸarkılar söylerken ben okulumuzun orkestrasını oluÅŸturan ve hepsi benden 3 yaÅŸ büyük olan aaaabilerim Mithat, Erhan, Göksel, Önder ve Fatih'in ( hepsi bugün kocaman birer iÅŸadamı ve benim candostlarım ) seçimi olan Jesus Christ Superstar Rock Opera'dan "The Temple" adlı ÅŸarkıyı çığlık çığlığa söylemek durumunda kaldım... Veee yineee iyiki de kalmışım, bu kez hayatıma müzikaller ve yeni hayaller girdi zira... çok önemli bir adamla daha tanıştım... Okul orkestramızı çalıştırmayı kabul eden ve bizimle birlikte her anını geçiren çoook çok önemli bir adam... ozamanlar harika çocuk bugün harika adam... Aydın Esen... Üç yıl üst üste kız solist dalında okuluma birincilik kazandırdım... YaÅŸasııııın ! : Bu arada sporcu da olma azmi içerisinde voleybol oynama giriÅŸimlerinde de bulundum 4 yıl kadar debelendim, zira pek yetenekli deÄŸildim, herhalde beni sevdiler ve katlandılar Altınyurt Klubünde, ben olmuyo bırakıyorum diyene kadar atmadılar beni takımdan saÄŸolsunlar... Antrenmanlar da, hafta sonları spor salonları da çok keyifliydi... Dersler, müzik, spor baÅŸka biÅŸeye vakit kalmıyordu zaten iÅŸin açıkçası...Yine aynı zamanlarda Aydın Esen'le birlikte ilk Eurovision'a katılma giriÅŸimini de gerçekleÅŸtiriyorduk. "Dostluk" adlı ÅŸarkı finale kalmayı baÅŸardı ama finalde ÅŸarkıyı Kayahan seslendirdi... Olsun ben bu arada ilk stüdyo deneyimimi yaÅŸadım hem de İstanbul GeliÅŸim Stüdyolarında Garo Mafyan ve Selçuk BaÅŸar' ın denetiminde, yaşım 14'kene...( böyle bir kelime olmadığını kesinlikle biliyorum, hoÅŸuma gitti ama etkilenip kullanmayın, yanlış yapmış olursunuz.) Åžerif YüzbaşıoÄŸlu ile tanıştım, okulumu bitirdikten sonra yurtdışı müzik festivallerine katılmayı planladık maalesef gerçekleÅŸtiremedik... Büyük ustayı kaybettik... Ve ben böylesine büyük bir ustadan bir ÅŸeyler öÄŸrenme ÅŸansına sahip olamadım...
 
 Veeee 1983 yılı geldi çattı... Mezun oldum liseden yine iyi bir öÄŸrenci olarak, üniversite sınavlarında da baÅŸarılı olup İ.T.Ü Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümünü kazandım... Ne olacak ÅŸimdi ?... Mimar olma yolunda ilerliyoruz, bitti mi müzik????? Galiba...9999 Hayııııııır ! Benimle aynı dönemde BoÄŸaziçi Üniversitesine giren ve müzikle de içiçe olan arkadaÅŸlarımdan bir haber geldi çok zaman geçmeden... Müzik Klubünde pop caz besteler yapan ve bu besteleri garip bir ustalıkla seslendiren bir grup vardı veeeee konserleri vardı... İlk konserlerine izleyici olarak gittim, e tabi hayaller kurmaya baÅŸladım ben de onlarla ÅŸarkı söylesem diye... O da ne ? Bir hafta sonra tanışmak istediler benimle... Müzik yarışmalarından tanırlarmış beni OOOOOOLEEEEEEY! Yine gittim BoÄŸaziçi Üniversitesine tanıştık, her ÅŸey süpeeeeeer....Üstelik tanıştığım gençlerden biri de Aykut Gürel...: Bak sen ÅŸu iÅŸe... Provalar, gidiÅŸ geliÅŸler, keyifli günler, ama hayal gerçekleÅŸmedi... Zira sinir ve ukala ve kendini beÄŸenmiÅŸ Aykut'la kavga ettik ben ÅŸarkı söylemiyorum dedim... O da solist mi yok dedi...
 
 Tasarı geometri ve perspektif derslerine asıl Seden, müzik bitti 9... Olgun insanlarız canım... Bi süre sonra Aykut aradı... Reklam müziklerini seslendirmek istermisin diye ??? O da ne demek istemez miyim....Beni stüdyoya götürdü ve Melih Kibar'la tanıştırdı... O gece ilk reklam müziÄŸi seslendirmesini gerçekleÅŸtirdim "Çikita Muzlu Çiklet".... Yeni bir sayfa açılmıştı iÅŸte hem okul, hem müzik yeniden... Tabi annem içinde biraz merak dolu günler... Okuldan çıkıp stüdyoya gidiyordum ve epey geç saatlerde dönebiliyordum eve, ertesi sabah ta yine okul... Bir sürü reklam müziÄŸini seslendirme ve yeni insanlarla tanışma dönemi baÅŸlamıştı hayatımda... Ardından Melih Kibar'la birlikte katıldığımız ilk Eurovision Åžarkı Yarışması Grup "Klips ve Onlar" ÅŸarkı adı "Halley" ve Türkiye birinciliÄŸi... Derslerimin ağırlığı ve sınav dönemi yüzünden Norveç' e gidemiyiÅŸim...Ardından 3-5 kez daha Eurovision Åžarkı Yarışmalarına katılış... KuÅŸadası Müzik Festivaline de... Stüdyolarda bol bol vokal yapma ve sahnelere de el atıp en ÅŸanslı ortamlarda vokal yapma ve deÄŸiÅŸik bir yönünü de öÄŸrenme müziÄŸin ,vedeeee... aslında en kana giren noktasından bir kez daha geçme... Ve hakikaten en deÄŸerli insanlarla birlikte olarak... Nilüfer, Nükhet Duru, Ajda Pekkan, İlhan İrem ve Sezen Aksu... Ve bi cesaret 1992 yılında ilk albümüm "Bir Yudum Sevgi" yi sizlerle paylaÅŸmak.... Sonrasını biliyorsunuz zaten, birlikte yaÅŸadık ardından gelen yılları... E bu arada okul bitmiÅŸ, evlenmiÅŸim, çocuklarım olmuÅŸ, artık onlar en yakın dostlarım ne mutlu bana.... ( Seden'in jurnalinden... hep Feride'nin olacak deÄŸil ya...
 
GiriÅŸ
Üye Menüsü