Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER   
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ð |H |I |Ý |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Þ |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER

Neşe Karaböcek PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Thursday, 24 May 2007
Sample Image1945'in 1 Nisan'ında, İstanbul YeÅŸilköy'de üç katlı ahÅŸap bir evde doÄŸar NeÅŸe Karaböcek. Aile, ikisi ölen üç kızın ardından bir kız daha doÄŸduÄŸunu görünce biraz burkulur ama ebesi ‘‘Bak, göbeÄŸini uzun kesiyorum, sesi güzel olsun’’ diyerek annesine verir altı kiloluk bebeÄŸi. Neyse dördüncü doÄŸumdan sonra bir erkek çocuÄŸa sahip olur anne ve babası ve iki kız çocuÄŸa daha...
 
 Eh ebenin neredeyse bir ermiÅŸ olduÄŸu, sesin güzel -hatta soprano- olduÄŸu çok geçmeden ortaya çıkar; cumbada oturup sokaÄŸa bakarak ve elindeki çorba kaşığıyla tempo tutarak ‘‘Çile Bülbülüm Çile’’, ‘‘Fincanı TaÅŸtan Oyarlar’’, ‘‘Limon Ektim TaÅŸa...’’ gibi ÅŸarkıları döktüren, henüz 2,5 yaşında bir kızdır.
 
 Babasının Devlet Demiryolları'ndaki görevi nedeniyle Ankara'ya taşınmalarının ardından, komÅŸuların da zorlamasıyla, Ankara Radyosu'nda çocuk korosunu yöneten AyÅŸe Abla'ya götürür annesi. Ama AyÅŸe Abla elinde kaşıkla kocaman kocaman ÅŸarkılar söyleyip, kocaman kocaman ÅŸarkıcılara taÅŸ çıkaran küçük NeÅŸecan Göktürk'ü ne yapsın; o çocuk ÅŸarkıları söyleyen çocuklarla çalışmaktadır! Fakat anne dayatınca, konservatuvara götürmesi için bir kart yazar.
 NeÅŸecan birkaç gün sonra, büyük bir salonun ortasındaki kuyruklu piyanonun önündedir. Nazım Ülgen ‘‘çocuk’’u görünce uzun bir ‘‘Aaaaa’’ çeker; beklediÄŸinden çok küçüktür çünkü. Neyse, elinde kaşığı ve boyu piyano tuÅŸlarının hizasında olmak üzere, bir ‘‘Çile Bülbülüm’’ çeker NeÅŸecan. Nazım bey ayaÄŸa fırlar:
 - Hanım hanım bu çocuk ne böyle? Cüce mi yoksa?
 - Beyefendi kendinize gelin! Görmüyor musunuz küçücük çocuk.
 - Affedersiniz birden ÅŸok oldum. Ne bileyim, hiç böyle ÅŸey görmedim.

 Ä°LK ROLÜ 3,5 YAÅžINDA
 O sıralarda Ankara Devlet Tiyatrosu Küçük Tiyatro Bölümü kurulur. Muhsin ErtuÄŸrul'un talimatıyla gazetelere ilan verilerek, tiyatroya alınacak yetenekli küçükler aranır. NeÅŸecan yine büyük bir salonda, Muhsin ErtuÄŸrul'un karşısındadır ÅŸimdi. O da ÅŸaşırır duyduklarına ve gördüklerine. Ama bir sorun vardır: ‘‘Daha ilkokula gitmiyor, okuma yazması yok. Oyunu nasıl ezberler...’’ Yine de imtihanı kazanır; üstelik tiyatro, ÅŸan ve bale bölümlerine kabul edilir. İlk rolü ‘‘ÅŸarkı söyleyen bir kuÅŸ’’tur, yaşı 3,5'ken alır bu rolü. Sonra Mümtaz Zeki TaÅŸkın'ın yazdığı iki oyunda baÅŸrol oynar: Yıldız Ece ve Kara Böcek. Mümtaz Bey'in hep ‘‘Böcek’’ diye sevdiÄŸi ve bu nedenle de adına bu oyunu yazdığı NeÅŸecan, sonraları hep NeÅŸe Karaböcek olarak anılacaktır. DiÄŸer oyunlardan kat kat fazla oynanan Kara Böcek, NeÅŸecan'ın o küçücük haliyle CumhurbaÅŸkanı İsmet İnönü ile de tanışmasına vesile olacaktır.
 
 Daha sonra Devlet Operası'na alınır. Soprano olarak yetiÅŸtirilir. Carmen, La Bohem operalarında, Çaykovski'nin KuÄŸu Gölü'nde yaşını aÅŸan görevler alır. Muhsin ErtuÄŸrul'la Büyükbaba ve Torunu oyununu birlikte oynarlar. Bu arada bir de Halkevi'nde de halk tiyatrosu eÄŸitimi alır. Ve bütün bunlar o henüz ilkokula baÅŸlamadan gerçekleÅŸir.
 Nihayet ilkokula baÅŸlar! Altı yaşında, ikinci sınıftan. Ama aynı zamanda tiyatroda, operada rol alır; bale eÄŸitimine devam eder, bir de üstüne gazinolarda ‘‘solist’’ olur. Yedi yaşındayken, semaverden çay içilip fındık fıstık yenilen Ankara Cebeci Dörtyol Aile Bahçesi'nde sahnede bulur kendini. Ablasıyla birlikte, Karaböcekler olarak türküler söylerler, Safiye Ayla, Hamiyet Yüceses'ten önce! Ama NeÅŸecan tek başına ‘‘Akmıyor ÇeÅŸmi Siyah’’, ‘‘Aheste Çek Kürekleri’’ ve inanmayacaksınız ‘‘Makber’’i icra etmektedir. Bahçe dolar taÅŸar, Ankara çalkalanır. O ise bebeklerle hiç oynamayan, evcilik oynayan kızları ‘‘Allah Allah, yapma ÅŸeylerle oynuyorlar’’ diye garipseyen bir çocuktur o zaman.
 
 Eh sonunda bir tercih yapacaktır; ne de olsa yedi yaşına gelmiÅŸtir! Tabii ailesinin etkisiyle tercih sahneden yana olur. Operayı bırakır ama, okul, konservatuar ve sahne devam eder. Bu arada Fahri Kopuz'dan, Türk müziÄŸi, nota ve solfej dersleri alır. (Sizin de içinizden yeteeeeeer demek gelmiyor mu?) Bir bakarsınız, plakçılar kapıda. Yedi yaşında ilk plağını da doldurur: Bir Arap ÅŸarkısı Alloma ve Tintin Tini Mini Hanım (Neyse ki bir çocuk ÅŸarkısı)!
 
 Ortaokulu bitirince ablası evlenir ve NeÅŸe Karaböcek tek başına sahnelerdedir artık. Ama o batı, özellikle İspanyol müziÄŸine merak sarmıştır. Ankara Radyosu'nda Flamingo Dans Orkestrası eÅŸliÄŸinde Latin Amerika müziÄŸi icra eder. Sonra ‘‘Türk müziÄŸinde daha çaÄŸa uygun, çok sesli bir deÄŸiÅŸiklik yapmak lazım’’ der kendi kendine. Bir ÅŸarkı bulur, gerçi kendisinde önce 11 kiÅŸi tarafından okunmuÅŸtur ama meÅŸhur olmamıştır. O ise aradığını bulmuÅŸtur; ÅŸarkıyı batı enstrümanlarıyla İspanyol tarzında çaldırır ve okur. ‘‘Artık SevmeyeceÄŸim’’ ve ‘‘AÄŸlama DeÄŸmez Hayat’’ın olduÄŸu 45'lik, 15 milyon satar! O artık bildiÄŸimiz NeÅŸe Karaböcek'tir. İlk Altın Plak ödülünü o zaman alacak ve sonra bunların sayısını 16'ya çıkarıp, rekoru hálá kimseye kaptırmayacaktır.
 
 Pek çok ‘‘tarz’’ı dener ve baÅŸardığını düÅŸünür. SöylediÄŸine göre arabeski çıkaran -ve sonra baba Orhan Gencebay'ın karşısında arabeskin annesi olan- odur. Ama Klasik Türk MüziÄŸi de okumuÅŸtur, arabesk de Latin de İspanyol da... Hatta türküler; batı enstrümanlarıyla, ‘‘Pop türkü’’ olarak. Amerika'ya ilk gittiÄŸinde, kimse bilmezken, Türkçe sözlü new age'le döner geri. Hep arar, bir süre sonra kendisi bıkar çünkü. 15-20 yıldır kışları yaÅŸadığı Amerika'da ÅŸimdi yine bir ‘‘yeni sound’’ bulmuÅŸtur ama buraya gelmesi için biraz erkendir. Peki bu arada opera? Hálá sever; ama ‘‘bu iÅŸlere girince, dönüÅŸü zor olur ya...’’ Yine de ara sıra acaba Opera'ya baÅŸvursam mı, diye düÅŸünmeden edemez.
 KomÅŸuların, ‘‘Aman Arife hanım, sen NeÅŸe'yi Ankara radyosunda çocuk programları yapan bir AyÅŸe abla var, ona götür’’ diyeceÄŸi yıllara çok az var.Sahneleri tanıdığında henüz ilkokula bile gitmeyen bir çocuktur.Batılı müzik eÄŸitiminin yanında Halkevi'nde, ‘‘Halk Tiyatrosu’’ eÄŸitimi de alır NeÅŸecan Göktürk.Åžimdi eski gazinoların önünden geçtiÄŸinde o ÅŸaÅŸaalı günleri hatırlıyor. Eskiden adabıyla oturulup müzik dinlenen masalarda ÅŸimdi göbek atılmasını anlayamıyor.
 NeÅŸe Karaböcek, 26 yıldır gazeteci Tevfik Yener'le evli ve Hasan isminde bir çocukları var.
 
 16 Altın Plak sahibi olan Karaböcek, bu rekoru hálá kimseye kaptırmadı
 
GiriÅŸ
Üye Menüsü