Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Mazhar Fuat Özkan |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Friday, 25 May 2007 | |
Mazhar Fuat Özkan’ın temeli 1960’lı yılların hemen başında atıldı: Fuat’la Mazhar tesadüfen tanıştı, anlaÅŸtı, müzik yapmaya baÅŸladı. Bu tanışma konusunda rivayet muhtelif… Ama nesne ve özneler belli: Mazhar Alanson’un elinde bir Beatles plağı gören Fuat Güner, plağı beraber dinlemeyi önerir, eve giderler; dinlerken bir ara gitar ele alınır, akorlar çalınmaya baÅŸlar ve beraber müzik yapabileceklerini anlarlar. Plak kesin Beatles plağı ama albüm adı konusunda çeliÅŸkili bilgiler var. Tanışma yeri de kimi zaman bir pasaj, kimi zaman belediye otobüsü ya da Kadıköy’de bir çay bahçesi. Bu o kadar önemli deÄŸil elbet ama "Mazhar Fuat Özkan’a asla laf söyletmeyen biri" olarak ayrıntılar konusunda biraz hassas ve nazlı olduÄŸumu kabul ediyorum.
Kaygısızlar’ın ilk kadrosunda, Mazhar’la Fuat’ın yanında Ali Serdar ve Semih Oksay var. TopluluÄŸun katıldığı ilk büyük sahne gösterisi de 1965 yılında üçüncüsü düzenlenen BoÄŸaziçi Festivali. Yarışmalı festivalde Erol Büyükburç, İlham Gencer, Yurdaer DoÄŸulu, Silüetler gibi dönemin önemli ÅŸarkıcı ve topluluklarıyla sahne alan Kaygısızlar’ın, bol bol ödül dağıtılan yarışmadan ödül alamayan tek topluluk olarak çıkmaları bir talihsizlik. Kaygısızlar, yarışmada beÄŸeni toplamışlar, Münir Tireli’ye göre "tipik bir rahatsız beat kuÅŸağını temsil eden bir poz vermiÅŸler ve bu festival konusunda da kaygısız tavırlarını sürdürmüÅŸlerdi." 1967’ye kadar kendi kanatlarıyla uçan Kaygısızlar, o yılın sonlarına doÄŸru Barış Manço ile birleÅŸti ve birbiri ardına plaklar yaptı. Kol DüÄŸmeleri, Seher Vakti, Kızılcıklar, Bebek, Unutamıyorum, AÄŸlama DeÄŸmez Hayat, Kirpiklerin Ok Ok Eyle, Kağızman hep bu dönemin ÅŸarkıları. Barış Manço – Kaygısızlar ortaklığı, verilen ürünlerin kalitesi ile takdire ÅŸayan ancak kısa süren bir ortaklık olması itibariyle üzücü. Barış Manço’nun erken dönem kayıtları içerisinde en baÅŸarılıları Kaygısızlar’la yapılanlar. O döneme dair söylenecek çok söz var ama yazı kısa olmak zorunda. Bu dönemi, daha gencecik bir gitarist olan Fikret Kızılok’un da zaman zaman Kaygısızlar kayıtlarına katılarak ve konserlerde çalarak dinleyici karşısına çıktığı bilgisiyle kapatayım. 1969 yılında, Manço’dan ayrıldıktan hemen sonra, bir 45’lik plak yapan Kaygısızlar, Son Gece adlı bu ilk plaklarıyla pek baÅŸarı elde edemedi. Beraberliklerini, Mazhar ve Fuat dışında sürekli deÄŸiÅŸen elemanlarla sürdüren topluluk, bir süre sonra kaçınılmaz olarak Mazhar – Fuat ikilisine evirildi. Mazhar – Fuat, 1971 yapımı Türküz Türkü Çağırırız albümüyle ilgi topladı. Güllerin İçinden, Adımız Miskindir Bizim gibi sonradan ünlenecek ÅŸarkıların da yer aldığı albümün en ilginç ÅŸarkılarından biri, Nerde Hani, yıllar sonra Mazhar Alanson’un Cem Yılmaz’la birlikte oynadığı Her Åžey Çok Güzel Olacak adlı filmde Bu Ne Biçim Hikaye Böyle adıyla kullanıldı ve güzel klibinin ötesinde, Cem Yılmaz’ın yorumuyla da ilgi çekti. Türküz Türkü Çağırırız baÅŸarılı bir albümdü ama uzun soluklu olamadı. Dönemin ‘pop’ furyasında kayboldu, unutuldu. Åžimdi, benim yana yakıla aradığım bir plak ve bulunamaz durumda. 1975’te İpucu BeÅŸlisi adıyla yeni bir birliktelik doÄŸdu. Bu kez Mazhar’la Fuat’ın yanında daha önceden tanıdıkları bir genç, Özkan UÄŸur da vardı. Aslında Mazhar – Fuat döneminde de yer alan Özkan, albümde bas çalmış ancak adını henüz Mazhar’la Fuat’ın yanına koymamıştı. Ayhan SicimoÄŸlu ve Galip Boransü’nün de katılımıyla yapılan ilk ve tek plak Heyecanlı, ileride yapılacak çalışmaların ön habercisiydi. Yıllar sonra, Dönmem Yolumdan albümünde yeniden yorumlanan bu ÅŸarkı, döneminin ötesinde bir çalışmaydı ve İzzet Öz’ün TRT için çektiÄŸi ilginç kliple de ilgi toplamıştı. Zaman zaman TRT’nin gösterdiÄŸi ancak arÅŸivlerde çürümeye bırakılmış bu klip, Mazhar Fuat Özkan’ın da ilk görüntülü belgesi. Sonrası sıkıntılı yıllar aslında: Özkan UÄŸur’un bir dönem bağımsız kurduÄŸu Karma adlı toplulukla yaptığı İmkansız adlı plak, birbiri ardına gidilen askerlikler, ayrı kalınmaya mecbur bırakılmışlıklar, evlilikler hep bu döneme rastlıyor. Ferhan Åžensoy tarafından kurulan Orta oyuncular ’ın ilk prodüksiyonları Åžahları da Vururlar ve Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı’nın müzikleri de bu dönemin ürünleri. Fuat’la Özkan, bu oyunların müziklerini yapmakla kalmamış, bizzat sahneye çıkarak ÅŸarkıları canlı seslendirmiÅŸlerdi. Bu arada, Mazhar’la Fuat’ın da Egemen Bostancı ’nın Merhaba Müzik adlı gösterisinde yer aldıklarını unutmamak gerekiyor. Bu sıkıntılı dönemin sonu, üçlünün yeniden bir araya gelmesiyle sonuçlanıyor ve müzik çalışmaları yeniden baÅŸlıyor. Önce Ajda Pekkan ve Sezen Aksu’ya konserlerinde yapılan vokaller, Ajda Pekkan ile yapılmış stüdyo çalışmaları, bir dönem Seyyal Taner ile yapılmış çalışmalar ve nihayetinde Ele Güne Karşı Yapayalnız… Åžarkıyı ilk duyduÄŸum anı hatırlamıyorum. Ama annemin, "Ne deli ÅŸeyler bunlar böyle!" diyerek televizyona bi’ garip baktığı bugünmüÅŸ gibi aklımda… Aynı tepkiyi, albümün çıktığı yıl girdiÄŸim Fen Lisesi sınavı sonrası, Adapazarı’nda, Yeni Karamürsel maÄŸazasından Ele Güne Karşı’yı alırken verdiÄŸini de çok net hatırlıyorum: “Bu delilerin kasetini mi alacaksın?.." Bilerek aldığım bu ilk kaset hala evde… Parçalanmış olmasına, dinlenemez durumuna raÄŸmen en deÄŸerli ÅŸeylerimden biri. Beni bugüne getiren, bu müziÄŸin ‘öncesi’ni araÅŸtırmaya zorlayan en önemli etken. ‘80’lerin o garip ortamında müzik diye dinlediÄŸimiz Modern Talking’lerin, Falco ’ların, Nena ’ların, "Komançero ”ların arasında bi vaha gibi kendimi attığım, üstelik serap olmadığını anladığımda kendimi tümüyle verdiÄŸim bir gerçeklik. Giderek duygusal olmaya baÅŸlıyorum belki ama Mazhar Fuat Özkan’ın ilk çıkışına yetiÅŸmiÅŸ, onlarla büyümüÅŸ, geliÅŸmiÅŸ biri olarak buna hakkım var sanırım. Onları İzmit’te ilk dinlediÄŸimde (kardeÅŸim Melda ’yla birlikteydik, Sezen Aksu ile çıktıkları bir turnenin ikinci ayağıydı bu konser ve Melda deli gibi Sezen Aksu beklerken ben "Mazhar Fuat Özkan sahneden inmesin" diye dualar ediyordum, içimden…), Ankara’ya geldiÄŸim zaman gittiÄŸim ilk konserde (Bahçelievler’deki buz pateni sarayının açılış konseriydi; onlarla konuÅŸmaya çalışırken buzda düÅŸüp bi ’taraflarımı kırmaktan ucuz kurtulmuÅŸtum! O gün bana imzaladıkları fotoÄŸraf hala duvarımda asılı durur.), geçtiÄŸimiz yaz Açıkhava’da izlediÄŸimde (FatoÅŸ ’un izlediÄŸi ilk konserdi; bugüne kadar yaptığım Mazhar Fuat Özkan propagandasına anlam verememiÅŸti, "eh, görelim bakalım” diyerek geldiÄŸi konserde içinden "bitmesin" diye dua eden bu kez o oldu…) ve izlediÄŸim, anlatamayacağım nice konserde yaÅŸadıklarımı burada tarif etmenin olanağı yok. Mazhar Fuat Özkan’ı anlatmak da uzun iÅŸ. Onun için, yazıyı burada kesmek lazım. ‘Sonraki’ Mazhar Fuat Özkan, benim Mazhar Fuat Özkan’ım baÅŸka bir yazının konusu elbet. Belki bir kitabın… Yazmayı istediÄŸim, elimi atıp bir türlü yazamadığım kitabın. Bir borcum var, bunu ödemek istiyorum: beni ben yapan insanlara bir küçük saygı, bir teÅŸekkür denemesi. Bu yazı, bunun ilk adımı olur umarım |



