Index BİYOGRAFİLER PROFESYONEL BİYOGRAFİLER |
| Keskinli Hacı Taşan |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Friday, 25 May 2007 | |
Türkü Yozgat'da doÄŸar, KırÅŸehir'de oyun havası olur, Keskin'de elenir."Keskin'deki folklorik oluÅŸum ve Keskin türkülerinin anonimleÅŸme sürecindeki farklı ve ağırlıklı yerini vurgulayan bu söz, bir bakıma birbiriyle komÅŸu bu üç yörenin karakteristik özelliklerine de iÅŸaret eder. Gerçekten de merhum Nida Tüfekçi ile en güçlü temsilcisine kavuÅŸan "Sürmeliler" diyarı Yozgat'ın kültürel kaynak zenginliÄŸine, NeÅŸet ErtaÅŸ'la en rafine yorumcusuna kavuÅŸan KırÅŸehir türkülerinin canlı ve dinamik yapısına biraz yakından baktığımızda, Keskin türkülerindeki durulmuÅŸ lirizmi hemen fark ederiz İcra tavır ve üslubu yönünden Yozgat türkülerine, müzikal yapı ve form itibariyle KırÅŸehir türkülerine yakın duran Keskin havalarının, her iki yöre türkülerinin elekten geçirilerek adeta yeni bir senteze tabi tutulduÄŸu ağırbaÅŸlı, klasik ezgiler olduÄŸunu söylemek mümkün. İşte Hacı TaÅŸan bu seçkin türküleri, halayları çalıp okuyan bir sanatçı olarak Keskin folklor musikisinde büyük ağırlığa sahip hemen hemen tek sanatçıdır. Tabii Keskin havaları üzerine yapılacak tüm estetik ve yapısal açıklamalar,bir anlamda Hacı TaÅŸan'ın sanatını tahlil anlamına da gelecektir. Çünkü Keskin türküleri onunla gelmiÅŸ geçmiÅŸ en usta yorumcusuna kavuÅŸtuÄŸu gibi, Hacı TaÅŸan'ın ismi, sanatçı yeteneklerini sonunda kadar kullandığı o güzelim Keskin türküleriyle adeta özdeÅŸleÅŸmiÅŸtir. Evet "Keskinli mahalli sanatçı Hacı TaÅŸan"ı ülke genelinde tanınan bir sanatçı yapan kültürel ve müzikal ortama ÅŸimdi biraz yakından bakalım. Hecelobası'nı engin mi sandın? Halk arasında Hacelobası olarak söylenen ve asıl adı "Hacıali Obası" olan bu güzelim türkünün derlendiÄŸi köy, aynı zamanda Hacı TaÅŸan'ın da köyü... Keskin'e baÄŸlı bu köyde 1930'da doÄŸan TaÅŸan, aslen Kırtıllar köyünden. Kırtıllar o yıllarda "abdal" aÅŸiretinin en yoÄŸun olarak yaÅŸadığı köylerden biri. Büyük bozlak ustası Muharrem ErtaÅŸ da buralı ve NeÅŸet ErtaÅŸ'ın da doÄŸum yeri Kırtıllar. Bu yoksul köyün toprakları hiçbir zaman insanlarını varlıklı kılmaz, fakat dünyanın en zengin naÄŸmelerini içeren, en içli, en yanık türkülere can verir. Bozkırın ortasındaki bu fukara köy, Anadolu halk müzikleri içerisinde en orjinal renk ve anlatıma sahip bir tür "Anadolu blues"u olarak nitelendirilebilecek bir müziÄŸe, abdal/aÅŸiret müziÄŸine kaynaklık eder. Bugün artık terkedilmiÅŸ metruk bir köy görünümündeki Kırtıllar'ı, baÅŸta ekmek parası derdi olmak üzere, çeÅŸitli sebeplerle zaman içinde herkes terk eder. Hacı TaÅŸan'ın babası Abdullah ÇavuÅŸ'da o yıllarda Hacelobası'ndan evlendiÄŸi için oraya göçer. BaÄŸlamayı çok seven bir ana ile, yörenin ünlü davulcularından olan Abdullah ÇavuÅŸ'un dört çocuÄŸundan biri olan Hacı TaÅŸan, oniki yaÅŸlarında baÅŸlar saz çalmaya. Babası, o zamanlar yörenin en namlı ustalarından olan Yusuf Usta'ya iyi bir saz yaptırır ve tutar elinden küçük Hacı'nın, o günlerde Seyfeli(daha sonra Barak) köyünde oturan üstad Muharrem ErtaÅŸ'a çırak verir. Ve böylece Hacı TaÅŸan, bu müziÄŸin tek ve en etkili eÄŸitim/öÄŸretim ÅŸekli olan bir ustanın yanında çıraklığa baÅŸlar. Muharrem ErtaÅŸ'ın çırağı Muharrem ErtaÅŸ, Hacı TaÅŸan'ı yanına alarak bugün hala bu müziÄŸin hem öÄŸrenildiÄŸi hem de en çok icra edildiÄŸi mekanlar olan düÄŸünlere götürür. "DüÄŸün çalgıcılığı" onlar için çoÄŸu zaman tek ve en önemli meslektir. Yeri gelmiÅŸken önemli bir konuyu bir cümleye vurgulamakta yarar var: ÇoÄŸu zaman bu düÄŸünlerdeki aşırı içki ve sefahat ortamı bu insanların ruhen ve bedenen hızla yıpranmalarına ve dolayısıyla genç yaÅŸlarda ölüme sebep olmakta. Merhum Hacı TaÅŸan 1983'te vefat ettiÄŸinde 53 yaşında idi. Bu geleneÄŸin bir baÅŸka usta sanatçısı merhum Çekiç Ali 39 yaşında vefat etti. Bunun özellikle "ustalar" arasında adeta bir kader gibi benimsendiÄŸini tesbit ettiÄŸimizi belirtelim. (Abdal aÅŸireti ve bozlaklar konusunda daha geniÅŸ için Kalan Müzik'in "ArÅŸiv Serisi"nde yayınlanan "Kalktı göç eyledi"adlı Muharrem ErtaÅŸ albümünün kitapçığına bakılabilir.) 1970 'lerden sonra önce radyo ve plak, daha sonra da televizyon ve kaset gibi kitle iletiÅŸim araçlarını kullanarak daha geniÅŸ bir pazara seslenme imkanına kavuÅŸan yöre sanatçıları, yine de düÄŸünlerde çalmayı hiçbir zaman bırakmamışlardır. Bu, ÅŸüphesiz aynı zamanda arz -talep konusu. Ve böylece zaman içinde kendiliÄŸinden oluÅŸan o çok büyük mahalli ÅŸöhretin dar kalıplarını kırarak geniÅŸ kitlelere ulaÅŸan, hatta tüm Türkiye'ye seslenen, o yöreye mensup ilk mahalli sanatçı merhum Hacı TaÅŸan olmuÅŸtur. Bunun hikayesini kendisinden dinleyelim: "AskerliÄŸimi 1950'de İstanbul Maçka'da yaptım. Askere gitmeden önce çalıp söylemede bir hayli ustalaÅŸmıştım. O sıralar rahmetli Muzaffer Sarısözen yurdun her tarafını gezip türkü derliyordu. Bir gün çıkıp Keskin'e geldi. Bizi Halkevi binasında topladı, o günlerde yayınladığı Folklor Saati'nde yer vermek üzere seçme yapacağını söyledi. Keskin'de bir hafta kalarak birçok mahalli sanatçıdan derlemeler yaptı. Daha sonra seslerimizi radyoda yayınladı. Radyo ile iliÅŸkim ilk böyle baÅŸladı. Sarısözen bizi daha sonra zaman zaman Ankara'ya radyoya davet ederek çalıp söyletti. Sarısözen'den sonra Nida Tüfekçi, Mustaf Geceyatmaz ve Ali Can'larla tanıştım ve radyoda programlar yaptım." NeÅŸet ErtaÅŸ'ın elinde sazı ile "radyoevine çıkmak" için ilk defa Ankara'ya geliÅŸi de bu olaydan sonradır: "Baktım bir gün radyoda Hacı emmim türkü söylüyor. Babam Muharrem ustadan bellediÄŸi bir bozlak bu: 'Aman aÅŸağıdan Yusuf PaÅŸam gelirken gelirken / DüÅŸmanına karşı koyan merd olur...' öyle bir heyecanlandım ki, yerimde duramadım. 'Ben de gidip radyoya çıkacağım' dedim. 'Madem Hacı emmimin söyledikleri radyoda çalınacak kadar kıymetli, o zaman benim okuyacaklarımı da yayınlarlar' diyerek elimde saz, Ankara'ya, Sarısözen'in yanına geldim..."tabii NeÅŸet ErtaÅŸ daha sonra, Hacı TaÅŸan'la birlikte, radyoda en sık program yapan mahalli sanatçılardan biridir artık. Eserleri: Hacı TaÅŸan'ın repertuar itibarıyla yöresinin dışına pek çıkmadığını görüyoruz. BaÅŸta Keskin olmak üzere, Yozgat, Kırıkkale, KırÅŸehir, Kaman ve Åžereflikoçhisar gibi yerlerde dolaÅŸmış, buraların bozlak ve halay havalarını, türkülerini kendine has bir üslupla çalıp söylemiÅŸtir. Son yıllarında, Pir Sultan Abdal, Deli Boran, Seyit Süleyman, DerviÅŸ Ali ve Dertli gibi halk ÅŸairlerinin ÅŸiirlerini çeÅŸitli formlarda ezgilendiÄŸini görüyoruz. Gerek sözleri bu ünlü halk ÅŸairlerinin ÅŸiirlerine ait eserler, gerekse anonim karakterdeki diÄŸer eserlerine baktığımız zaman Hacı TaÅŸan'ın repertuarını form ve içerik yönünden üç ana grupta toplamak mümkün: 1.Türküler/Samahlar 2.Halaylar/Oyun havaları 3.Bozlaklar/Ağıtlar Birinci kategoriye giren pek çok türkünün yanında, Keskin Samahı olarak da anılan "Döndün mü benden yüzü dönesi" sözleriyle baÅŸlayan eser, Hacı TaÅŸan'ın repertuarında bir istisna teÅŸkil etmekte. İkinci grupta deÄŸerlendirilebilecek eserlerin en bilinenleri ÅŸüphesiz "Arzu Kamber halayı" ile "Bugün ayın ışığı" adlı halay türküleridir. BaÅŸta hocası Muharrem ErtaÅŸ'tan öÄŸrendikleri olmak üzere, Hacı TaÅŸan'ın repertuarının bozlak yönünden hayli zengin olduÄŸu söylenebilir. "Ankara'da yedim taze meyveyi" sözleriyle baÅŸlayan Keskin'li Sefer'in ağıtı baÅŸta olmak üzere "AkÅŸamdan mı geçtin", "Erciyes'ten duman kalktı" ve "Giyindim kuÅŸandım gittim düÄŸüne" benzeri ağıt türünde de hayli eser olduÄŸu söyenebilir. Bunlardan sözleri kendisine ait olan var mıdır, tam olarak bilemiyoruz ancak ünlü "Açtım perdeyi de turnamı gördüm" bozlağı için kendisi ÅŸöyle bir hatırasını naklediyor: "Necati adında çok sevdiÄŸim bir dostum vardı. Kırıkkale'de hapse düÅŸtü. Ziyaretine gider gelirdim. Bir gidiÅŸimde 'Hacı, içerde dolaşırken pencereden baktım ki bir turna kafilesi gidiyor, duygulandım, bir dörtlük yazdım. Åžunun sonunu da sen getir' dedi. Bunun üzerine oturup ÅŸiiri tamamladım ve sazımla da çalıp okumaya baÅŸladım". Merhum Hacı TaÅŸan'ın, bir Muharrem ErtaÅŸ gibi tiz perdelerde de aynı gücü ve parlaklığı koruyan tiz bir sesi olmamasına raÄŸmen, kendi rengi ve sınırları içinde güçlü bir sese sahip olduÄŸunu söylemek gerekir. Önemli olan daha ziyade bu sesi kullanma tavır ve ÅŸeklinden doÄŸan üsluptur ki, bu konuda ismi, "üslup sahibi mahalli sanatçılar" ın başında anılsa yeridir. Gür ve dolu bir ses, sesi bazen öne, bazen geriye atan bir ağız ve nefes kullanımı, özellikle tizlerde baÅŸarıyla uyguladığı kafa sesi, bazen sert, bazen yumuÅŸak trillerden oluÅŸan gırtlak naÄŸmeleri ve doÄŸal vibrasyonlarla zenginleÅŸen renkli bir okuyuÅŸ tarzı... Ve hemen hemen bütün bu tekniklerin ya da benzerlerinin baÄŸlamaya adaptasyonu ile ortaya çıkan lirik ve canlı bir baÄŸlama çalma üslubu... Orta Anadolu müzik geleneÄŸinde kendine has bir çizginin temsilcisi olan Hacı TaÅŸan'ın sanatı ile ilgili elbette çok ÅŸey söylenebilir. Kendisiyle beraber Çekiç Ali ve NeÅŸet ErtaÅŸ gibi sanatçıların da ustası olan Muharrem ErtaÅŸ'ın Hacı TaÅŸan üzerindeki bariz etkisini belirtmek gerekir. Fakat Hacı TaÅŸan'ın hiç bir zaman taklide düÅŸmediÄŸini, kendi tavır ve üslubunu kısa zamanda bulduÄŸunu ve kendi ustalığını konuÅŸturduÄŸunu biliyoruz. Hacı TaÅŸan'ın bu "nevi ÅŸahsına münhasır" sanatçı kiÅŸiliÄŸi üzerinde Keskinli olmasının ağırlıklı yönünü vurgulamak gerekir. Çünkü Keskin Orta Anadolu'nunen zengin halay bölgelerinden biri olduÄŸu kadar, bu halayların eÅŸlik sazı olan davul zurnanın da en iyi icra edildiÄŸi yörelerden biridir. Hacı TaÅŸan'ın saz çalma ve türkü söyleme üslubunda bariz bir davul zurna tesiri vardır. Öte yandan Keskin, yazının başında vurguladığımız coÄŸrafi konumu bu konumdan kaynaklanan kültürel zenginliÄŸini müzikal zenginliÄŸe dönüÅŸtürebilecek bir sanat potansiyeline her zaman sahip olmuÅŸtur. Yöredeki Alevi-BektaÅŸi kültür birikimini de kendi kültürel potasında eriterek baÅŸarılı sentezlerin ortaya konulduÄŸu Keskin musıki folkloru, Hacı TaÅŸan'la en güçlü yorumcularından birine kavuÅŸmuÅŸtur. Aslen Yozgat/ Yerköy'ün "teflek" abdallarından olan karısı Naile TaÅŸan, en küçük oÄŸlu Sondur TaÅŸan'la birlikte, Akdere'de, metruk bir gecekonduda kendi tabiri ile "çile doldurmaya devam ediyor". Fethi, Seyfettin, ve Sondur adında üç erkek, Bahalı, Nazlı, Güler, Sevda ve Sevdur adlı beÅŸ kızı olan TaÅŸan ailesinin erkek evlatları, atalarından, dedelerinden görüp öÄŸrendikleri ÅŸekilde düÄŸünlerde çalarak ekmek paralarını kazanmaya çalışıyorlar. TaÅŸan soyadı ile bugün Keskin'de aktif sanat hayatını sürdürenlerden Kudret TaÅŸan ve kardeÅŸleri ise Hacı TaÅŸan'ın yeÄŸenleri... Repertuarındaki bozlaklar arasında göçebe Türkmen aÅŸiretlerinden biri olan Cerit aÅŸiretinin göç ve iskan meseleleri ile ilgili bozlaklar da bulunan TaÅŸan'ın Cerit Türkmenlerinden olma ihtimali hayli kuvvetli. Öte yandan bizzat karısının ifadesine göre, kendisi Ceritlerden olduÄŸunu söylermiÅŸ. Cerit aÅŸiretiyle ilgili kaynaklardaki mevcut bilgi de TaÅŸan'ın Cerit olma ihtimalini güçlendiriyor: "Bozulus'un Orta Anadolu'ya gelmesinden sonra ikiye ayrılarak bir kısmının Yeni İl Türkmenlerinin içine karıştığı tesbit olunan Ceritlerin diÄŸer bir bölümü ise Keskin havalisindeki Bozulus içinde yer almakta idi.(...) Hükümetin Keskin havalisindeki Bozulus Türkmenlerini Rakka bölgesine yapılan iskana tabi tutmasının yanında, Beliç nehri boylarına yerleÅŸtirilen Cerit aÅŸireti bir müddet sonra yavaÅŸ yavaÅŸ iskan mahallini terk ederek Çiçekdağı, KırÅŸehir ve Bozok(Yozgat)tarafına dağıldılar. Geride kalanlar ise 'giden evlerimiz gelmedi' diyerek üçer beÅŸer kaçıp onlara katıldı. Hacı TaÅŸan'ın çalıp okuduÄŸu türküler arasında, farklı kaynaklardan geldiÄŸi ve bir baÅŸka kültürel zenginliÄŸe dayandığı belli olan öyle türküler var ki, bunlardan biri de elinizdeki albümde de yer alan "Billur Piyale" adlı eserdir. Folklor ve türküler üzerine henüz aşılamamış titiz ve dikkatli yorumlar, bakış açıları getiren ünlü kültür ve edebiyat adamı Tanpınar, bu türkünün Erzurum'da karşılaÅŸtığı varyantı ile ilgili, "BeÅŸ ÅŸehir" adlı eserinde ilginç yorumlarda bulunur: "Bin türlü acemiliÄŸi, saflığı, içinde bu küçük parça baÅŸtan aÅŸağı incelik, zevk, lezzettir. Gerçekten billur bir kadeh...Belki büyük bin geleneÄŸin son tezgahında yapıldığı için küçük bir çatlaklığı, tadını artıran bir donukluÄŸu var... Fakat mesela Behzad'ın elinden çıkmış bir minyatür kopyası gibi bütün bir tarz, bütün bir edadır. Asıl güzel tarafı bu küçük billurdan bütün zevki, hayatı, düÅŸünceyi, zaman telakkisini fışkırtan bestedir. Esnaf sıra gezmelerinde söylendiÄŸi tahmin edilen bu türküye Orta Anadolu'da da rastlanıyor.(...) "Billur Piyale" bizi "mahalle klasik" adını verebileceÄŸimiz orta sınıf musikisine götürür.. "Tanpınar'ın iÅŸaret ettiÄŸi Orta Anadolu varyantının, bizzat Hacı TaÅŸan'ın çalıp okuduÄŸu eser olma ihtimali oldukça yüksek. Çünkü bu türkünün derlendiÄŸi kaynak kiÅŸi de Hacı TaÅŸan'ın kendisidir. Kalan Müzik'in "ArÅŸiv Serisi"nden daha önce yayınlanan Muharrem ErtaÅŸ albümü ve bundan sonra yayınlanması planlanan Çekiç Ali albümü ile, Türk halk müziÄŸi coÄŸrafyası içerisinde her yönüyle farklı ve güçlü bir çizgiyi temsil eden Orta Anadolu abdal/aÅŸiret müziÄŸinin en özgün ve rafine örnekleri yayınlanmış oluyor. Müzikoloji tarihi açısından olduÄŸu kadar Anadolu halk müziÄŸi tarihi ve genel musiki kültürümüz açısından da büyük önem arz eden bu "üç bozlak ustası" ile ilgili çalışmayı büyük bir zevk ve heyecanla yaptığımı belirtmek istiyorum. Benimle aynı heyecanı paylaÅŸan Kalan Müzik sahibi ve yapımcı sevgili Hasan Saltık'a, müziÄŸimiz ve kültürümüz adına teÅŸekkür borcumuz vardır. 9 Mart 1983 tarihinde, geçirdiÄŸi üçüncü kalp krizinde 53 Yaşında Vefat Etti |




