Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER   
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ð |H |I |Ý |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Þ |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow BİYOGRAFİLER arrow PROFESYONEL BİYOGRAFİLER

Fikret Kızılok PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Saturday, 26 May 2007
Sample Image   1946 yılında İstanbul'da dünyaya geldi. DiÅŸ hekimliÄŸi Fakültesinden mezun oldu. Müzik hayatına amatör olarak baÅŸlayan sanatçı (1954), profesyonel hayata Cahit Oben Orkestrası'nda atıldı. (1964). Daha sonra kendi adına bir topluluk kurup , folk türü plaklar yapmaya baÅŸladı. (1966). Gitar ve saz çalan sanatçı o yıllarda yaptığı "Uzun İnce Bir Yoldayım" ve "Yumma Gözün Kör Gibi" adlı plaklarıyla büyük çıkış yaptı. Bir arada da "Tehlikeli Madde" adlı bir topluluk kuran sanatçı, evlenip, Kadıköy'de bir diÅŸçi muayenehanesi açtıktan sonra müziÄŸi bıraktı.

Hey dergisi tarafından 1977'de yayınlanan "Türk Pop MüziÄŸi Sanatçıları Ansiklopedisi'nin Fikret Kızılok maddesinde yazanlar böyle. Bu alçakgönüllü (biraz da hatalı) özgeçmiÅŸi açarsak, aslında 1970'lerin ilk yarısında popular müziÄŸin en etkin isimlerinden birisiyle karşılaşırız. İlk yıllarında yerlere dek uzanan kaftanı, dağınık saçları, elinde baÄŸlamasıyla türküler söyleyen, türkü tadında besteler yapan Kızılok, ilerleyen dönemde uzun çalar, daha Rock kokan düzenlemeler ve betelerle çıkar karşımıza. 1976'da "müziÄŸi bıraktığını" açıklar. Bu açıklamaya kadar olan dönemi ise dolu dolu geçirir. İşte bu dönemim kısa bir özeti, ya da "Hikaye-i Fikret Kızılok"…

Fikret Kızılok'un müziÄŸe ilgisi Galatasaray Lisesi ilkokul kısmında okurken baÅŸlar. İlk enstrümanı kendisini yaÅŸ gününde armaÄŸan edilen kırmızı bir akordeondur. İlk müzik derslerini sınıf arkadaÅŸlarından birinin klarnetçi olan babasından alır; ilk konserini de bir 23 Nisan'da Taksim Belediye Gazinosu'nda düzenlenen okul müsameresinde verir. Fikret Kızılok ve orkestrası adlı küçük grubun elemanları Kızılok'un sınıf arkadaÅŸlarıdır ve çaldıkları halk türküleri ile alkış alırlar.

Ortaokul ve lise yıllarında bu konserler sürer; baÅŸka okullara da giderler. Bu yıllarda grup elemanlarıyla birlikte orkestranın adı da deÄŸiÅŸir: Fikret Kızılok ve Veliahtları, sanatçının adını okul müsamereleri dışında duyurduÄŸu ilk grup olur. Lise yıllarında akordeonunu bırakır Kızılok ve eline gitarı alır. Bu dönemde en büyük destekçileri aynı lisenin daha alt sınıflarında okuyan ve müziÄŸe o yıllarda baÅŸlamış Timur Selçuk ve Barış Manço'dur.

Liseden mezun olduktan sonar Veliahtlar ile çalışmayı sürdürür Kızılok. Ailesiyle Kadıköy'de yaÅŸar ve konserlerini de daha ziyade bu yakada verir. Aynı dönemde Kadıköy'de Cahit Oben'in kurduÄŸu Sailors adlı grup fırtına gibi esmektedir. Kızılok ve Oben eski arkadaÅŸlardır ve gruplarını dağıtarak yeni bir grup kurmaya ve profesyonel müzik hayatına atılmaya karar verirler. Yanlarına bas gitarcı Koray Oktay ve davulcu Erol UlaÅŸtır'ı alırlar; böylece Cahit Oben 4 doÄŸar. Kendilerini "daha ziyade Beatles tipi müzik yapan bir grup" olarak tanımlayan Cahit Oben 4, İlham Gencer'in iÅŸlettiÄŸi Çatı gece kulübünde programlar yapmaya baÅŸlar, bir yandan da mahalle konserlerini sürdürür. Bu arada kendi paralarıyla iki 45'lik plak doldururlar. Bunlardan ilkinde iki yabancı ÅŸarkıyı yorumlarlar: "I Wanna Be Your Man" ve "36 24 36". İkinci plaklarında daha "kendilerine" dönerler. Plağın ilk yüzünde "Silifke'nin YoÄŸurdu" vardır; diÄŸer yüzü ise bir bestedir:"Hereke", aynı zamanda Kızılok'un plak olarak yayınlanan ilk bestesidir.

Cahit Oben 4 ilk önemli baÅŸarısını 1965 yılında düzenlenen altın mikrofon yarışması ile yakalar. "Batı müziÄŸinin zengin ÅŸekil ve tekniklerinden faydalanılarak yine Batı müziÄŸi aletleriyle çalınmak suretiyle Türk Musiki'ne yeni bir yön vermek için" Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen bu yarışmaya "Halime" adlı düzenlemeleriyle katılan grup dördüncü olur. Cem Karaca'dan Erkin Koray'a, MoÄŸollar'dan Haremiler'e pek çok sanatçı ve grubun önünü açan Altın Mikrofon, Kızılok'un hayatında önemli bir yere sahiptir. Ancak bu baÅŸarı gruba uÄŸurlu gelmez: Cahit Oben Ankara Maarif koleji öÄŸrencilerinden Füsun Önal ile niÅŸanlanır ve müzik hayatını onunla sürdürmeye karar verir; grup kısa bir süre sonar dağılır.

Fikret Kızılok Cahit Oben 4'le çalışmalarını sürdürürken girdiÄŸi diÅŸçilik yüksekokulundaki eÄŸitimini sürdürür. Bir süre sadece okuluyla ilgilenir. Müzikten kopamayacağını anladığında ilk solo plağını doldurur. Dört ÅŸarkılık bir EP'dir bu: "Ay Osman - Colours / Sevgilim-Baby". Bu plak o yıllarda fazla ses getirmez. Bunun üzerine Kızılok okulunu bitirmeye karar verir. Yine de zaman zaman arkadaÅŸlarının kurduÄŸu 'Kaygısızlarla birlikte çalışır, Barış Manço'ya eÅŸlik eder.

DiÅŸçilik Yüksekokulu'nun son sınıfında okurken mahalleden arkadaşı Arda Uskan ile bir yolculuÄŸa çıkar; müzik hayatını tümüyle etkileyecek bir yolculuktur bu. O dönemde kendisiyle yapılmış bir söyleÅŸide ÅŸunları söyler: "Seyahati çok sevdiÄŸim için Anadolu'nun gezmediÄŸim yeri kalmamıştı. İşte bu seyahatlerin birinde yolum Veysel'in köyüne düÅŸtü. Veysel'i dinledim, sazını dinledim. Ve aşık oldum. İstanbul'a dönünce onun hakkında ne buldumsa okudum, dinledim. Bir iki ay sonar artık içim dışım Veysel olmuÅŸtu. Onun hissettiklerini içimde hissediyordum. Artık duramıyor, dayanamıyor, Veysel'den söylemek ve sesimi herkese dinletmek istiyordum."

Bu düÅŸünceyle gitarını eline alan Kızılok stüdyoya girer ve Aşık Veysel'in "Uzun İnce Bir Yoldayım" türküsünü yeni bir düzenlemeyle kayda alır. Bunu bir 45'lik olarak yayınlar. İkinci solo 45'liÄŸidir bu; Fikret Kızılok'un hayatında da önemli bir dönüm noktası... Arka yüzünde sözlerini kendi yazdığı bir halk ÅŸarkısı, "Benim AÅŸkım Beni Geçti" yer alır. O güne dek sürdürdüÄŸü suskunluÄŸu ve bunu bozmasının nedenini de plak kapağında ÅŸöyle açıklar: "Piyasa, öylesine Türk benliÄŸinden uzak melodilere kucak açmıştı ki, beni dinlemeyeceklerdi bile. Bugün ise durum büyük bir hızla deÄŸiÅŸiyor. Bu öz benliÄŸimize dönüÅŸte ben de üzerime düÅŸen görevi yapmaya karar verdim..."

Plak kapağındaki yazıda Kızılok ÅŸöyle tanımlanır: "Darmadağınık saçları, elinde gitarı, düÅŸlerinde ÅŸipÅŸirin köy çocukları ile, ince uzun yolların, uçsuz bucaksız ovaların, bembeyaz daÄŸ bulutlarının çocuÄŸudur Fikret Kızılok... Pakistan'dan Paris'e kadar, dünyanın dört bucağını, yüreÄŸinde delice esen daÄŸ rüzgarları ile birlikte gezmiÅŸ, bütün bu ülkelerin halk ÅŸarkılarını incelemiÅŸtir. Yıllar boyu."

Kızılok'un Sivrialan yolculukları plağın çıkışından sonra da sürer. İkinci gidiÅŸi daha önemlidir. Yıllar sonra ÅŸöyle anlatır bu gidiÅŸini: "Sonra tekrar, yalnız gittim. Bu ikincisinde kar yaÄŸdı, kasımdı, kapandı yollar. Ve ben orada üç ay kaldım. Üç ay kalınca ben deÄŸiÅŸtim. Adamcağız saz çalıyor, bende de gitar var. Uymayan bir ÅŸeyler var, fakat o kadar yakınında yollar var ki... Onun ÅŸarkısını filan da aranje etmek istemiyorum. Ne yapayım, ne yapayım derken, bir dizeyi yazmış fakat besteleyememiÅŸ olduÄŸunu gördüm. 'Yapayım mı bunu' dedim, 'yap' dedi. 'Yeter gayri, yumma gözün kör gibi' diye bir ÅŸarkı. Geldim İstanbul'a bunu yaptım ve 22 yaşında meÅŸhur oldum." (Express 47; 17 Aralık 1994)

"Yumma Gözün Kör Gibi ! YaÄŸmur Olsam", Kızılok'un asıl çıkışını yaptığı plak olur. Her iki beste de Fikret Kızılok'undur. Plakta, gitar, tumba ve sazın yanında deÄŸiÅŸiklik olsun diye enstrüman olarak tahta ve taÅŸ kullanır Kızılok. Åžarkılar çok beÄŸenilir, plak çok satar ve sanatçı ilk altın plağını alır.

Bu baÅŸarının ardından fazla ara vermeden bir 45'lik daha yapar Kızılok. Ancak bu kez kendisine ait bir ÅŸarkıyla ortaya çıkar: "Söyle Sazım". Plak kapağında, "Türk geleneklerine uygun 17 perdeli 'Hüseyni' düzende üç deÄŸiÅŸik sazın batı anlayışında ve çoksesli olarak kullanıldığı" bir ÅŸarkı olarak tanımlanır bu. Plağın arka yüzünde Kızılok'un KaracaoÄŸlan'dan bestelediÄŸi "Güzel Ne Güzel OlmuÅŸsun" vardır. Her iki ÅŸarkıda da kendisine Nedim Demirelli eÅŸlik eder. Plak, listelerde de kendisini gösterir ve haftalarca 1 numarada kalmış olan Barış Manço'nun "DaÄŸlar DaÄŸlar"ını devirerek liste başı olur.

1970 yılını bu iki plakla kapatır Fikret Kızılok. Bu plaklar yıl sonunda Hey dergisi tarafından düzenlenen 'Yılın Müzik Oscarları' anketinde görülmemiÅŸ bir baÅŸarıya imza atar: "Söyle Sazım", Yumma Gözün Kör Gibi" ve "Güzel Ne Güzel OlmuÅŸsun", Barış Manço'nun "DaÄŸlar DaÄŸlar"ının ardından sırasıyla ikinci, üçüncü ve dördüncü olur. Fikret Kızılok da aynı ankette 'Yılın Erkek Åžarkıcısı' seçilir.

>O dönemde, Türkçe konuÅŸan, Türkçe düÅŸünen bir birey olarak sanatçıların yüzünün `kendilerine' dönmesini savunur ısrarla. Batıcılığın, batı hayranlığının ülkeye ve müziÄŸine bir ÅŸey getirmeyeceÄŸini söyler. Hatta, ÅŸarkılarından birisini radyo programında 'aranjman' diye anons ettiÄŸi için Sezen Cumhur Önal'a dava açar ve kazanır. Popüler olmak için bu iÅŸi yaptığını söyleyenler olsa da bu, Kızılok tarihinde hoÅŸ bir anektod olarak kalır.

1970 yılının getirdiÄŸi baÅŸarıların ardından bir süre plak yapmayan sanatçı ÇiÄŸdem adlı genç bir ÅŸarkıcının "DaÄŸlar AÄŸlar AÄŸlar Pir Sultan Deyi / Nenni, Nenni" adlı plağının düzenlemelerine imza atar. Bu arada bir Anadolu turnesine çıkar. Turne sırasında Siverek yolunda donma tehlikesi geçirir; bir kamyon ÅŸoförü tarafından kurtarılır. Bu olayın ardından bir plak yapar ve "Emmo" adlı bestesini bu kamyon ÅŸoförüne ithaf eder. Plağın arka yüzünde Ahmed Arif in ÅŸiiri üzerine bestelediÄŸi "VurulmuÅŸum" adlı ÅŸarkı vardır. Kızılok, 1972'de bu ÅŸarkıyla Bulgaristan'da yapılan Altın Orte festivaline katılır.

Sanatçı, bu plağıyla ÅŸirketini de deÄŸiÅŸtirmiÅŸ ve Sayan Plak'tan Grafson'a geçmiÅŸtir. 1973'te bu ÅŸirket etiketiyle bir dizi plak yayınlar. Bu plaklarda yer alan ÅŸarkılar, Kızılok'un yazdığı "Bir Ali Var" adlı oyunun bölümleridir: "Gün Ola Devran Döne", "Anadolu'yum", "Leylim Leylim (Kara Tren)", "KöroÄŸlu DaÄŸları", "Tutamadım Ellerini" ve "Gözlerinden Bellidir". Yazılan, ancak bugüne dek sahnelenmeyen bu oyunun ÅŸarkıları baÅŸka sanatçılar tarafından da seslendirilir: "Kime Sormalı"yı DönüÅŸüm eÅŸliÄŸinde Tansu, "Duyar mısın"ı ise o dönemde ününün doruÄŸunda olan Timur Selçuk yorumlar. Bu arada "KöroÄŸlu DaÄŸları" ÅŸarkısının başında kullandığı sıtar, Kızılok müziÄŸinde bir yeniliktir.

Bu plakların art arda yayınlanmasının ardından kaybolur Fikret Kızılok. DiÅŸ hekimi olmuÅŸ ve muayenehane açmıştır. Plak ÅŸirketini de deÄŸiÅŸtirmiÅŸ ve Åžah Plak'a transfer olmuÅŸtur. Bu ÅŸirket hesabına ara ara plak yayınlar sadece. Bu arada onu çok üzen bir olay olur: 21 Mart 1973'te Aşık Veysel ölür. Haberi alır almaz Sivrialan'a gider Kızılok. Veysel'in cenazesine katılan tek sanatçıdır. O kadar üzülür ki, sazını Veysel'in mezarı başında kırar; bir daha da eline saz almaz: "Dördüncü Sivrialan ziyaretimde Aşık Baba'mın toprağı ile karşı karşıya olmak çok acı. Ama o, sadık yarine kavuÅŸtuÄŸu için mutlu. Bu saza onun elleri deÄŸmiÅŸti. Parmakları bana usul öÄŸretmiÅŸti. Ustam öldü, toprak oldu. Ustamın parmaklarına deÄŸen bu sazın da toprak olması gerekir. Artık ona can veren parmaklar yok." (Hey; 11 Nisan 1973)

Veysel'in ölümü üzerine kendini tümüyle diÅŸ hekimliÄŸine veren Kızılok 1975'te Tehlikeli Madde adını taşıyan yeni grubuyla uzunca bir Anadolu turnesine çıkana kadar ortalıkta gözükmez. Turnenin ardından İstanbul'da seri konserler verir. Zafer Dilek Orkestrası elemanlarından Ataman Hakman ve Sahir Kayahan, bir ara MoÄŸollar'ın klavyeciliÄŸini üstlenmiÅŸ olan Turhan Yükseler, daha önce amatör çalışmalar yapmış olan Siret Yurtsever ile Eser Sayıner, Tehlikeli Madde'nin elemanlarıdır. Tehlikeli Madde ile folk motiflerinin Rock ile harmanlandığı ÅŸarkılar yapar. Giderek folk motiflerinin yerini daha alaturka sesler alır. "Haberin Var mı / Kör Pencere - Ay Battı", bu dönemin en önemli plağı olarak dikkat çeker. Ahmed Arifin "Sevdan Beni" ve "İçerde" adını taşıyan iki ÅŸiirinin Kızılokça yorumudur bu ÅŸarkılar. "Kör Pencere"ye baÄŸlı olarak plaÄŸa atınan "Ay Battı" ise, popüler müziÄŸimizin enstrümantal ÅŸarkıları arasında özel bir yere sahiptir. Bu plaktan sonra yapılan "Anadolu'yum 75", daha önce yayınlanan aynı adlı ÅŸarkıya bir göndermedir. Hatta plak aynı kapak içinde piyasaya sürülür. Ancak pek iyi eleÅŸtiriler almaz. Hey dergisinde yayınlanan bir yazıda ÅŸöyle denilir: "...samimi düÅŸüncemiz, artık sanatçının stilini deÄŸiÅŸtirmesi gerektiÄŸi merkezinde." (Hey; 19 Kasım 1975)
Plağın arka yüzünde Mahzuni Åžerif'in bir türküsünü yorumlar Kızılok: "DaraÄŸacı". Aynı türküyü aynı günlerde Edip Akbayram ve Dostlar da plak yapmak istemektedir. Ancak, Kızılok'un daha erken davranması yüzünden bu kararlarını deÄŸiÅŸtirirler.

Bu arada, 1975 ortalarında televizyonda Örsan Öymen'in sunduÄŸu "Söz Meclisten İçeri" adlı programa katılır ve orada Bülent Ecevit'in bir ÅŸiirinden bestelediÄŸi "Türk-Yunan Åžarkısı"nı seslendirir. Bu oldukça ses getirir. Åžarkının plak olarak yayınlanmasını "güncel politik nedenler dolayısıyla olanak dışı" bulur Kızılok. Hatta o günlerde eski türünden tümüyle vazgeçeceÄŸini ve 'politik pop' yapacağını ve politikaya atılacağını söyler: "Öyle bir yere geldim ki, artık aydın bir kafa için boÅŸ durmanın yararsız olacağı inancındayım. Yaşıtlarımız, kuÅŸağımız temsil edilmiyor. Bugün İngiliz Parlamentosu'nda 18-28 yaÅŸ arasında tam 17 parlamenter var. Bizde bir tane bile yok. Bunu barındırabilecek tek örgüt olarak CHP'yi görüyorum. Ecevit'in buna önayak olması, parti kulislerinde ezilmelerine yol açmadan belirttiÄŸim yaÅŸlardaki gençleri, ÅŸartsız ve tarafsız olarak partiye etmesi, sanırım geleceÄŸin Türkiye'si için önemli bir atılım olacaktır." (Hey; 11 Haziran 1975)

Fikret Kızılok'un bu sözleri gerçekleÅŸmez. Son 45'liÄŸi ise Mart 1976'da yayınlanır. Mahzuni Åžerif'ten "Biz Yanarız" ve vazgeçemediÄŸi Veysel'den "Sen Bir Ceylan Olsan" adlı türküleri yorumlar sanatçı bu plağında. Plak yine eleÅŸtirilir. "Fikret Kızılok'un kendini yenileyeceÄŸi günleri bekliyoruz" gibi ifadeler kullanılır bu eleÅŸtirilerde. Kızılok, bütün bunlar üzerine ortadan kaybolur. Bir yıl sonra, 1977 ortalarında, 1971-'72 yıllarında yaptığı ancak o güne dek yayınlamadığı kimi kayıtları bir albüm olarak piyasaya sürer. "Not Defterimden" adını taşıyan bu albümde Kızılok'un deneysel çalışmaları vardır: Atonal bir altyapı üzerine Nazım Hikmet ÅŸiirini koyar ve kendi deyimiyle "ÅŸarkıcılığı deÄŸil, müzisyenliÄŸi" dener.

Ancak dönemin 'nazik' siyasi ortamında bu albüm fazla ortalarda gözükemez. Nazım Hikmet adının da etkisiyle çıktıktan kısa bir süre sonra toplatılır. Yeniden yayınlanması ise 1993'ü bulur. Bu arada VarÅŸova'da bu albümüyle iki ödül alır. Ancak, plağın toplatılması onu etkiler ve Fikret Kızılok, müziÄŸi bıraktığını açıklar. O güne dek 13 altın plak ve çeÅŸitli ödüller alan sanatçı, bundan sonra derin bir sessizliÄŸe gömülür. Buna gerekçe olarak da "hazırladığı yapıtların ticari olmadığı gerekçesiyle plak evleri tarafından geri çevrilmesini" gösterir ve bir daha profesyonel olarak müzik hayatına dönmeyeceÄŸini bildirir. (Hey, 22 AÄŸustos 1977)

Yıllar sonra döner Fikret Kızılok, hem de popüler müziÄŸin en muhteÅŸem albümlerinden birisine, "Zaman Zaman"a imza atarak... Ancak okuduÄŸunuz derleme, Kızılok'un yukarıda anlatmaya çalıştığım ilk dönemini kapsıyor. Bu yüzden "Zaman Zaman" ve sonrası baÅŸka bir yazının, baÅŸka bir çalışmanın konusu...

Cahit Oben 4 ile birlikte:


1963 I Wanna Be Your Man / 36 24 36
Silifke'nin YoÄŸurdu / Hereke

1965 Makaram Sarı Bağlar / Halime

Solo 45'likler:

1966 Ay Osman - Sevgilim / Colours - Baby
1969 Uzun İnce Bir Yoldayım / Benim AÅŸkım Beni Geçti
1970 YaÄŸmur Olsam / Yumma Gözün Kör Gibi
Söyle sazım / Güzel Ne Güzel OlmuÅŸsun
1972 VurulmuÅŸum / Emmo
Leylim Leylim (Kara Tren) / Gözlerinden Bellidir
KöroÄŸlu DaÄŸları / Tutamadım Ellerini
Bacın Önde Ben Arkada / Koyverdin Gittin Beni
Aşkın Olmadığı Yerde / İnsan mıyım Mahluk muyum Ot muyum
1975 Haberin Var mı / Kör Pencere - Ay Battı
Anadolu'yum '75 / Darağacı
1976 Biz Yanarız / Sen Bir Ceylan Olsan

Solo Albümler:

1977
Not Defterimden
1983
Zaman Zaman
1988
Yana Yana

1990 Olmuyo Olmuyo
1992 68'ler
1993 Seçme Eserler - 68'ler 2
1995
Yadigar
1998 Mustafa Kemal-Devricinin Güncesi
1999
Gün Ola Devran Döne

 
GiriÅŸ
Üye Menüsü