|
(Bir müteverrime nin baÅŸucunda)
Nazım Hikmet
Ölecek anladık artık iyice
Kalbimiz ÅŸimdiden hicrile dolu
"Her günün ufkunu sarınca gece"
"Diyoruz belki son akşamıdır bu"
Hayata gözleri yorgun hummalı
Her yeni sabahtan ümit arayan
Bu kadının ruhu çok muammalı
Gülüyor aÄŸzından boÅŸandıkça kan
Biz bugün en acı yarayı deÅŸtik
Elemle inlerken ÅŸimdi kalbimiz
Bilmem ki neden hiç düÅŸünmemiÅŸtik
Aynı uzun yolların yolcusuyuz biz
Kadınlarımızın Yüzleri
Nazım Hikmet
Meryem ana Tanrıyı doğurmadı
Meryem ana Tanrının anası değil
Meryem ana analardan bir ana
Meryem ana bir oÄŸlan doÄŸurdu
ÂdemoÄŸullarından bir oÄŸlan
Meryem ana bundan ötürü güzel bütün suretlerinde
Meryem ananın oÄŸlu bundan ötürü kendi oÄŸlumuz gibi
yakın bize
Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır
acılarımız, ayıplarımız ve döktüÄŸümüz kan
karasabanlar gibi çizer kadınların yüzünü.
Ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların
göllerde ışıyan seher vakitleri gibi.
Hayallerimiz yüzlerindedir sevdiÄŸimiz kadınların,
görelim görmeyelim karşımızda dururlar
gerçeÄŸimize en yakın ve en uzak.
MAVİ GÖZLÜ DEV
Nazım Hikmet Ran
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev,
Ve elleri öyle büyük iÅŸler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.
O mavi gözlü bir devdi,
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
Åžimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan ev...
Ölümün sırrı
Nazım Hikmet
Ölümün sırrını sordum bir gence
Güldü de bu ani suale önce
Ölüm dedi, ölüm bir hiçtir bence
GençliÄŸimi yalnız aÅŸk ile ördüm
Rast geldim ak saçlı bir ihtiyara
Lanetler ederdi bir eski yare
Sorunca ölümü dedi bir çare
Çünkü rüya gibi bir hayat sürdüm
Bu sırrı sormağa karar verdim ben
Hayatı hicranla dolu ölüden
Baktı boÅŸ gözlerle ayet okurken
Dedi ben hayatı ölümde gördüm
VASİYET
Nazım Hikmet Ran
YoldaÅŸlar nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluÅŸtan önce yani,
alıp götürün
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan beyin vurdurduÄŸu
ırgat Osman yatsın yanımda
ve çavdarın dibinde topraÄŸa çocuklaşıp
kırkı çıkmadan ölen ÅŸehit AyÅŸe öbür yanımda.
Traktörlerle türküler geçsin alt başından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne Candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette iÅŸitecek deÄŸiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemiÅŸim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşularıma gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti saÄŸlıklarında
belki de farkında bile olmadan.
YoldaÅŸlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taÅŸ maÅŸ da istemez hani...
Viran diyar
Nazım Hikmet
Gündüzsüzüm her saatim bir siyah gece
Burda ömrün hiç zevki yok hicranları çok
Rast gelmedim bu illerde gülen bir gence
Her ÅŸey kalbi kemiriyor bir zehirli ok
Kime baksam gözlerinde derin bir kin var
BenliÄŸinin ta içinden yaralı herkes
Bu vatanda pek ateÅŸli esiyor rüzgar
Her ocaktan yükselmekte bir hummalı ses
Bu elemin sebebini her kime sorsam
Viran ücra ufukları bana gösterdi
Buraları bir mazinin öldüÄŸü yerdi
Evlatları istikbalden bekler intikam
Yavrum
Nazım Hikmet Ran
Yavrum,
kız olursa tepeden tırnağa anasına benzesin istiyorum,
oÄŸlan olursa, boyu posu bana.
Kız olursa elâ elâ baksın,
oÄŸlan olursa maviÅŸ maviÅŸ.
Yavrum,
Kız olsun oğlan olsun,
kaç yaşında olursa olsun,
yavrum düÅŸmesin istiyorum hapislere
güzelden, haklıdan, barıştan yana diye.
Fakat malûm,
kızım yahut oğlum,
gecikirse suların ışıması
dövüÅŸeceksin
ve hattâ...
Yani haylice müÅŸkül bir zanaatmış bizde bugün
babalık zanaatı da.
Yürümek
Nazım Hikmet
yürümek;
yürümeyenleri arkasında boÅŸ sokaklar gibi bırakarak,
havaları boydan boya yarıp ikiye
karanlığın gözüne bakarak yürümek..
yürümek;
dost omuz başlarını omuzlarının yanında duyup,
kelleni orta yere
yüreÄŸini yumruklarının içine koyup yürümek ..
yürümek;
yolunda pusuya yattıklarını,
arkadan çelme attıklarını bilerek yürümek ..
yürümek;
yürekten gülerekten yürümek ...
|