| Necati Şimşek 1 |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Sunday, 23 December 2007 | |
|
Pişmanlık çareler sunamaz bize Kader yolumuzu ayırdı artık Nazara değdiysek geldiysek göze Ömür önümüze koyuldu artık Kesilmiş önceden ömür bileti İnmez sırtımızdan zulüm illeti Tamamlar turunu yaşam ruleti Sınır önümüze koyuldu artık Doymayan göz gibi kulum aşkına Caymayan söz gibi yolum aşkına Baymayan yüz gibi pulum aşkına Sabır önümüze koyuldu artık Yoklukta kaybolur olan somutlar Çoklukta zay’olur kalan sükûtlar Zıtlıkta var olur ilan sübutlar Kibir önümüze koyuldu artık Karaçalılardan kalkan bulutlar Kaf dağından öte gitti umutlar Aklımızdan çıktı Bedir, Uhutlar Kabir önümüze koyuldu artık 14.05.2009
Yine umutlarım ham kaldı dalda Hazanda hayaller çürüdü bir bir Gönül çok gezindi dönümsüz yolda Yüzümde yaşlarım yürüdü bir bir Hüzünleri tattım mutlu yüzlerde Dizinleri yuttum tatlı sözlerde Azimleri sattım katlı düzlerde Düzümde taşlarım yürüdü bir bir Sorduğum soruya ararken cevap Gördüğüm rüyaya yamarken serap Kördüğüm belaya örerken çorap Sözümde başlarım yürüdü bir bir Bugünü bıraktım dünkü yarında Düşeşi bekledim gönül zarında Attığım adımı gördüm nar’ında Közümde düşlerim yürüdü bir bir El attığım yerde kurudu hayat Bastığım toprakta bitmedi nebat Öz beni terk etti sabır ve sebat Özümde peşlerim yürüdü bir bir Necati’yim artık bitiyor sözler Zorlandıkça bile gülmüyor yüzler Dağların ardında başlar da düzler Gözümde kaşlarım yürüdü bir bir 16.04.2009
Şaşırıp kalmışım durduğum yerde Şimdi ben derdimi kime diyeyim Ummana dalmışım düştüğüm derde Kader mi yazı mı kime ne deyim? Göklere mi çıksam, yere mi girsem Dağları mı yıksam, çöle mi insem Benliğimi yaksam, göle mi düşsem Kader mi yazı mı kime ne deyim? Pusu kurdu ecel, haberin saldı Dakika, saniye ömrümü çaldı Lokman Hekim desen tarihte kaldı Kader mi yazı mı kime ne deyim? Takılır aklıma geldiğim meçhul Kaybol istikbalde, yokluğa savrul Çıkınca bedenden ömür denen çul Kader mi yazı mı kime ne deyim? Anlatır ömrümü gözümden sızan Bilmez mi sonumu çizgiyi çizen Kırılmış kalemler alnıma yazan Kader mi yazı mı kime ne deyim? Tırnağımla deşsem kara toprağı Üzerine düşsem hazan gevreği Her gün koparılan ömür yaprağı Kader mi yazı mı kime ne deyim? 05.05.2009
Bülbül saysam kendimi, olur musun goncası Her seher ne söylerim aşk şarkısı bilmesem Gamla yüklü ömrümün, dört yapraklı yoncası Sen beni dinliyorken, hülyaları delmesem Çıtkırıldım dalına konup şarkı söylerken Dikeni sayar mıydım gül kokunu bilmesem Nazenin yaprağında uykuları bölerken Gecene doluyorken düşlerine gelmesem Sormasam ah aklıma takılan soruları Düşünmeyi bıraksam cevapları bilmesem Ağlamasam sebepsiz gecenin yarıları Yangına düşüyorken gözyaşını silmesem Sonra bitince şarkı başlasam yeni baştan Dünyalar benim olsa uyku nedir bilmesem Ya yapmamış olsalar sabır ölçeri taştan Ya sabrı deniyorken baştanbaşa dilmesem Bu şarkı biter bitmez ömrümüzde bitecek Gonca çiçek açar mı sulamayı bilmesem Yüzünü döndüğünde güneş yine dönecek Karanlık çöküyorken suçlanarak ölmesem.. 27.05.2009
Kim bilir kaç sene hasretlik çekti Her bahar ağladı dağdaki pınar Kaç yürek yangını kanarak içti Sel olup çağladı dağdaki pınar.. Önlerine serdi dolan nimeti Kurda kuşa verdi olan kıymeti Ayıramam derdi o an hizmeti Ömürler sağladı dağdaki pınar.. İçmezdi kendisi sanmayın kandı Güneşin altında nasıl dayandı Kış gelince suya doyarım sandı Öze buz bağladı, dağdaki pınar.. Okuttu üstüne kazınan ismi Sanmayın unuttu konulan cismi Seherde dillendi çağlayan kısmı Kuşları yeğledi dağdaki pınar.. Yazın kurağında azaldı suyu Mecali kalmadı değişti huyu Kazdıkça damlalar toprağa kuyu Taşları yağladı dağdaki pınar Buldurdu deliği son tapasıyla Doldurdu oluğu can çabasıyla Soldurdu soluğu en kabasıyla Dereyi sığladı dağdaki pınar.. Şimdi temeldeki taşlar paslandı Kuşlarla birlikte çama yaslandı Her yol tarifinde gözü ıslandı Sevgiyi dağladı dağdaki pınar.. 03.09.2008
Nükseder gururum tutar inadım, Ayaklar altına indiremem yar… Akseder sürurum başlar milâdım, Bendeki kendimi döndüremem yar… Verdiğin kararlar birçok olmasın Sorduğun sorular pürçek olmasın Yorduğun rüyalar gerçek olmasın Candaki yangını söndüremem yar… Dünü unutmaya varsan karara, Mazi hançerlerin saplar firara, Aşk ömür bitirse varsam zarara, Sendeki günahı bindiremem yar… Çıkmıyor aklımdan verdiğin sözler, Sıkmıyor ruhumu yaktığın közler, Bıkmıyor dökmekten yıktığın gözler, Sondaki yaşları dindiremem yar… Bende öleceğim sesine hasret, Sardıkça uyuşmaz bedene kesret, Zamanı yaklaştı az daha sabret, Tendeki eceli sindiremem yar… 30.05.2009
Yalnızlık korkusu sardı benliği Terk ettin anladım kalmadı umut Bir ana sığar mı ömür günlüğü Titriyor bedenim ellerimi tut Gönül gönle yazar iken adını Kısır döngü bozar aşk miadını Tatmak ister isen aşkın tadını Yanıyor yüreğim ellerimi tut Dipsiz kuyularda kararır dünyam Bahara ermeden sararır hülyam Karabasanlarda gezinir rüyam Soluyor düşlerim ellerimi tut Sanma neşeliyim yük savıyorum Yokluğu hayalde yok sayıyorum Haykırdım cihana çok seviyorum Kanıyor gözlerim ellerimi tut
Aklıma geldikçe o masum duruş Boğaz düğümlenir, dilim yutkunur Tebessümlü yüzle yandan oturuş Ucu yırtık resmin cebimde durur Ucunu yırtmıştın verirken bana Nasılda kızmıştım o zaman sana Hacetsiz resimler na-emsal bana Sözleri beynimde çınlayıp durur Ne zaman çıkartıp baksam yüzüne Çıkar girdaplardan ruhum özüne Dünya bağışlardım bir tek sözüne Sükûtu hayalin kalbimde durur Konuşurum bazen cansız resminle Islak gözlerimde, elde mendille Bütün sözlerinde bizi ezcümle Ayırmazdı ecel aklımda durur Dedim ya yaş akar baktıkça gözden Resmine damlayan ve kalan izden Hiç hatıran yok mu geçmişimizden Gülüşün kahkahan öylece durur Belki şu an beni izlemektesin Attığım adımı gözlemektesin Benle ağlamayı özlemektesin Bilmem ki bu gemi nerede durur 07.04.2009
Aklıma geldiğinde gözlerimden yaş gelir Maziye daldığımda dünya bana boş gelir Yüzüme güldüğünde hayat güzeldir amma Kendimle kaldığımda dünya bana boş gelir Derde doğru yürürken dizlerime koş gelir Derdime yandığımda gözlerime coş gelir Özüme değdiğinde, bağrım közdedir amma Dert dosttan geliyorsa közlerime hoş gelir Bahara erdiğimde, arkasından kış gelir Dostumda gördüğümde, güller bana taş gelir Düşmanla vuruşarak, ölmek güzeldir amma Sırtımdan vurduğunda, yüreğimden yaş gelir 01.12.2008
Maraş’tan bir haber geldi, Yaslı yürekleri deldi Bütün seller dile geldi Alperenler öksüz kaldı oy, oy.. Bir tek gülün susuz kaldı oy, oy.. Kara haber kar altında Dağ yürekler dağ altında Tam beş şehit var altında Turan ili başsız kaldı oy, oy.. Alperenler öksüz kaldı oy, oy.. Kanlı Çukur, Kanlı Çukur Doydun mu kanlara çukur Kıydın mı canlara çukur Keş Dağı da sessiz kaldı oy, oy.. Muhsin Gülü Rabbi aldı oy, oy.. Sol yanımda hal kalmadı Sana varan yol kalmadı Sarılacak kol kalmadı Ellerim duada kaldı oy, oy… Gözlerim sema’ya daldı oy, oy.. 29.03.2009
Arsızlıktan sanma, yüzsüz değilim Mahcuptu yüzlerim bakamadım ki Densizlikten sanma, gamsız değilim Meczuptu özlerim akamadım ki Döndüğüm yönlerde sendin karşımda Donduğum günlerde yandın karşımda Söndüğüm anlarda kordun karşımda Savruldu küllerim, yakamadım ki Gönlüme yerleştin sol cenahında Sanki gelinciktin yol kenarında Sevgiye muhtaçtın kol yumağında Kavruldu düşlerim, dökemedim ki Yüzlerim kızardı akla düşende Gönül e dur geldi yürek coşanda Her engel çıkışta sana koşanda Dağ oldu dertlerim yıkamadım ki Pişmanlıklar sardı akılı us'u Dillerim lal oldu öğrendi sus u Feleğin kadere attığı pusu Karıştı yollarım, çıkamadım ki Nedenlere aklım daldı sebepsiz Sorunlara baktım kaldı cevapsız Gönüldeki bahçem soldu fidansız Kurudu güllerim dikemedim ki.. 09.03.2009
Yalnızlık korkusu ne zaman sarsa Gözümdeki yaşlar gönlüme sızar Sonsuzluk sorgusu ne yaman sırsa Özümdeki suçlar ömrüme sıçrar Dalar kuytulara vardır sebebi Yakar arzularla bütün bedeni Sarsılır derinden titrer vücudum Döndüremez geri benden gideni Arzular yandıkça erir yağlarım Sızar ince ince görür ağlarım Kabuğu kalktıkça sızan dertlere Ömür tülbendini keser bağlarım Ecel penceremin tıklar camına Gölge karanlıkta düşer yanıma İçimde biriken dert tortuları Çıkmadan kasteder felek canıma 24.01.2009
Kalkın üzerimden kara bulutlar Omzumdan dizime zincir vurdunuz Akın düşlerimden yere umutlar Özümden gözüme seller buldunuz Yanın ateşimden nara hayaller Uçun güneşimden nura gölgeler Korkun yanışımdan çaresizlikler Bulduğum çözüme haller buldunuz Eksik doğdu sizde bütün yavrular Yanlış karar dizdi doğru savcılar Beni yazdı çizdi eğri doğrular Bozduğum sözüme eller buldunuz Gençliği bitirdim sizlerden önce Dostları yitirdim özlerden önce Tepeleri gezdim düzlerden önce Çizdiğim yüzüme tüller buldunuz Doğan güneşimin ışığın kesip Can çıkmadan nasıl kesilir nasip Gönül yangınını kavurup-kasıp Ördüğüm saçımda keller buldunuz.. Baktıkça atiye söndü göz ferim İndikçe vadiye oldu buz terim Andıkça maziye doldu her yerim Yazdığım defterde küller buldunuz 17.12.2008
Aşkın şarabından içtim içeli İçtiğim kaynağın tadı değişti Gönül zindanına düştüm düşeli Bildiğim dünyanın adı değişti En güzel hülyayı düşledim senle Aşk denen meyveyi dişledim senle Nakkaşça sevgiyi işledim senle Yorduğum rüyanın adı değişti Umudum ufkumda tükendiğinde Somutum soyuta eklendiğinde Kaderim bahtıma diklendiğinde Ettiğim duanın adı değişti Sarıldıkça düştüm pek çok nedene Var oldukça coştum gönle gidene Soruldukça kaçtım sığdım bedene Derdiğim güllerin adı değişti Bazen kazma alıp dağa salladım Çölde susuz kalıp, yoğa ağladım Gözümden akanı sele bağladım Geçtiğim deryanın adı değişti.. Ne zaman hissetsem bakışlarını Aşkınla gözetsem yarınlarımı Ortaya getirsem sorunlarımı Sorduğum sualin adı değişti Aldığım her anda ele kalemi Yazdığım satırın sendin kelamı Sınırlayıp kesme dile selamı Seçtiğim hayatın adı değişti.. Yaşadığım anlık kısa ömürde Nokta pas olur mu işlek demirde Çay geçerken at değişmez denirde Bindiğim kıratın adı değişti.. 22.01.2009
Yüzüme öyle bir bakış fırlat ki Köpüren ırmaktan sal gelsin bana Yüreği tutuştur öyle sızlat ki Kavrulan topraktan sel gelsin bana Suratını asma az daha sabret Güzellikler bedel alacak elbet Ne hayata kahret, ne bana kahret Gülmeyen yüzlerden gül gelsin bana Attığım adımım bil ki sanadır Gönüldeki ibrem senden yanadır Üzüntülü bakış kalbi kanatır Gülen gözlerinden gel gelsin bana Yandı da kül oldu gönül çırası Karayken kızardı yandı şurası Bir tas su dökmenin geldi sırası Zehir sözlerinden bal gelsin bana Hafızamı boşalt dinlensin aklım Ardımda sen ol ki bilinsin farkım Zaten kırık dişli tamirsiz çarkım Aşılmaz dağlardan yol gelsin bana Aklımdan çıkmıyor sözlerin sanki Gönül amadedir emre inan ki Hayalimden çatık kaşını çek ki Su sızmaz çalıdan el gelsin bana Dilinden çıkanı duysa kulağın Dünyanı yıkanı bulsa dimağın Uç uca eklesen olsa ulağım Kara saçlarından tel gelsin bana Anladın mı bilmem gönül acımı Boşa beyazlattım belki saçımı Yüzüme haykırsan bilsem suçumu Suçluysam suçumdan öl gelsin bana Gün Birlik Günü Değil mi? Neden ayrılık başladı Gün birlik günü değil mi? Aşk treni yavaşladı Gün birlik günü değil mi? Yine varken yemeğimiz Neden boşa emeğimiz Atmıyor mu yüreğimiz Gün birlik günü değil mi? Sevgi yolunu tıkadık Alkanlara çok boyandık Kanı kan ile yıkadık Gün birlik günü değil mi? Elim eli yıkamazsa Gözüm güle bakamazsa Dile tatlı söz kalmazsa Gün birlik günü değil mi? Kolay olan kırmak tümü Unutmamak gördüğünü İş çözmektir kördüğümü Gün birlik günü değil mi? Unutma ki insanız biz Kâinat olur mu bizsiz Nasıl olur bizlik ve siz Gün birlik günü değil mi? Bu gemi yeter herkese Neden herkes bir baş kese Madem boş gider her kese Gün birlik günü değil mi? Neden bu kin, nefret tasa Boşa otur her gün yas'a Uygulanmaz hiçbir yasa Gün birlik günü değil mi? Dün doğduk ya herbirimiz Büyüdükçe küçüldük biz Ayrı yolda emekleriz Gün birlik günü değil mi? Ağladıkça yazar kalem Dökülür dillerden kelam Necati'den dosta selam Gün birlik günü değil mi?
Söktüğün pencereden uçtuğunda sözlerin Hayalinde konsa da baktığında beni gör Döktüğün incilerden kaçtığında gözlerin Gül yüzünde donsa da aktığında beni gör Bensizlikle örülü uykulara dalarken Yalnızlıkla büyülü deryalara akarken Sensizlikle bürülü rüyalara çıkarken Yanında olmasam da kalktığında beni gör Hayaline yürürken kaderinden kaçarken Kısmetini görürken, bardaktan su içerken Saçalarını örerken, ak tellerden seçerken Tarağın olmasam da taktığında beni gör Yıldızlara tutunmuş mehtap seni görürken Yalnızlığa sunulmuş bitap günler erirken Sonsuzluğa uzanmış kitap sona ererken Son sayfamı yırtsan da yaktığında beni gör 04.01.2009
Hani yeşil gözlerden kapar idin muhabbet, Kalbindeki cezamı kesmiştin ya müebbet… Sürecekti sevgilim aşkımız ilelebet, Yakıştı mı bu sana, bıraktın oldu mu ya… Bana köle olurdun gündüzde ve gecede Adım düşmez gibiydi, müptelaydı diline Ellerimin hasreti, bitmiyor ellerine Bomboş bıraktın neden, bıraktın oldu mu ya… Yağan yağmurla yağar, dökülürdü mısralar Gözlerim her damlada gözyaşlarını arar Bana vermiştin hani, benimdi hep dünyalar Terk ettin dünyaları, bıraktın oldu mu ya… Sıra trenler gibi, yol alırdık raylarda Mola yasaktı bize, hedef son istasyona Sevda taşır gibiydik sanki her bir vagonda Vagonu ayırdın sen, bıraktın oldu mu ya… Bir ömür vadetmiştin, bakıp benim yüzüme Bütün suç bendemiydi, güvenmiştim sözüne Tamamen aykırıydık tabiatın özüne Özünden uzaklaştın, bıraktın oldu mu ya… Soğuk kış günlerinde sokulurdun koynuma Uzun yollar yürürdük, girerdin de koluma Madem terk edecektin, neden çıktın yoluma Yolumuzu ayırdın, bıraktın oldu mu ya… Hüküm mü verdi bana, kalbindeki hakimler Verdiğin ceza inan, hücre hapsine benzer Gardiyanım olsaydı, keşke o kara gözler Kaçırdın bakışları, bıraktın oldu mu ya… Ölümüm olabilir, ansızın terk edişin Aklımı alabilir habersizce gidişin Sonucuna bakmadan kararını vermiştin Cayıyorsun sebepsiz, bıraktın oldu mu ya… O sımsıcak nefesi duyamadan tenimde Sarhoş gibi yaşarım, değilim ki kendimde Amansız bir titreme girdi tüm bedenime Can bedenden ayrıldı, bıraktın oldu mu ya… Yanıldım.. Gönlümde buz eriten o kara gözlerine Bağlandı yürek gözüm, mıhlar gibi çakıldım Rüzgârın savurduğu kara saç tellerine Dağlandı yürek yüzüm, ağlar gibi bakıldım Yüzünde yanan ışık yansıyorken kalbime Gözün aklı karışık, inanmaz gördüğüne Ruhum ruhuna âşık, yanar kendi kendine Yağlandı yürek sözüm, dağlar gibi yıkıldım Dil bilgim bile şaştı, yüklem, özne ve zamir Bilsen ne kadar zordur, kırılan kalbi tamir Işıldamaz dururken, çalışmazsa ham demir Sağlandı yürek düzüm, yollar gibi soruldum Senleyken sensiz olmak, eyvah başıma geldi Birlikteyken ayrılmak, bütün benliği gerdi Bu dert birer ok olsa, tüm ömrümü delerdi Bağlandı yürek sazım, teller gibi gerildim Sil artık gözlerini, billurların akmasın Gözden inip kalbine, derin yara açmasın Mutluluk elindeyken sahiplen de kaçmasın Dağlandı yürek cüzüm, eller gibi yanıldım..
Dile gelse anlatsa, kahrolmasa boş yere Yüzüme güldü ama, yaşlar döktü şu masa.. Sayfa sayfa damlatsa, yazılmasa deftere Bir bir aldı yürekten, taşlar söktü şu masa.. Yanındaki iskemle, oturunca ağladı Önce beni kendine ve masaya bağladı Dertlerle dolu bardak, ciğerimi dağladı Sürahiye katlandı, dişler sıktı şu masa.. Gördüğüm kabusları anlattım o dinledi Taş olsaydı çatlardı, o sadece inledi Üstüne yumruk yedi, yoktan yere tınladı Kızmadı hiç öfkeme, kaşlar yıktı şu masa.. Kalem, kağıt ne varsa masanın üstündeydi Aklıma gelen mazim, defterin üstündeydi Masada duran her şey başımın üstündeydi Yazdıkça gönlüm açtı, sırlar çekti şu masa.. 19.12.2008
Dağ gibi görürdün beni karşında Karlarla eridim küçüldüm farzet Ulu bir çınardım belki bahtında Kökümden çürüdüm yıkıldım farzet Özgürce dağlarda avlanıyorken Kızgın demir gibi tavlanıyorken Her bana bakanı sen sanıyorken Şansımı kürüdüm, sıkıldım farzet Yaralı ceylandın düştüm peşine Gönül yangınımı verdim eline Girdaplarda dönüp aşkın seline Tersine yürüdüm, takıldım farzet Aşkın ummanın da beyhude gezip Kaçamadım naçar tehlike sezip Su içsem kadehten körkütük sızıp Ömrümü sürüdüm, çakıldım farzet Nefesim yetmedi, tıkandı bağrım Acep düzelir mi, kıvrılan eğrim Akla zarar verir bildiğim doğrum Sırlara bürüdüm, yakıldım farzet
Kapat gözlerini, düşün geceyi, Düşünmekle kalma yaşa geceyi, Dilinde dolaşan iki heceyi, “Seni seviyorum” deyiver artık… Kalbinde olunca hisler çarpıntı, Bakışlar olunca, bentsiz akıntı, İsmim dilindeyse, sende takıntı, “Seni seviyorum” deyiver artık… Her köşe başında görünce beni, Ateşler kuşatsın, narin bedeni.. Eğer bensem yaşamanın nedeni, “Seni seviyorum” deyiver artık… Doğan güneş gibi ışıldayarak, Aşkın ziyasını, kalbe saçarak, Bir ömür biter mi, her gün kaçarak, “Seni seviyorum” deyiver artık… Sen söyle ki bende sana diyeyim, İkrarın emirdir, öl de öleyim, Umutsuz değilim, ama köleyim, “Seni seviyorum” deyiver artık… 27.07.2007 Seni Gördüm Ellerini koymuş dizin üstüne Manalı gözlerle bakar yüzüme İnanır mı bilmem tatlı sözüme Saçları omzunda taralı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel Bakıp bana doğru omuz çekiyor Ben adım attıkça, hemen kaçıyor Nazlı ceylan sanki, sekip gidiyor Ömrümün biricik maralı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel Savrulur koştukça uzun eteği Hoplatır yerinden gören yüreği Beraber geçer mi gönül dileği Gözleri kömürden karalı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel Başını göğsüme koyup uyusa Yürek atışımı sayıp uyusa Ellerim eline alıp uyusa Gönlüm sana geldi, buralı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel Her sabah, her akşam çıksa yoluma Ben yolda yürürken girse, koluma Rabbim yazdı mola acep kuluna Dertlerim peş peşe sıralı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel Her günde artıyor gönül yarası Ne yazısı belli ne de turası Artık kavuşmanın gelsin sırası Kaldıramam bunca daralı güzel Seni gördüm gönül yaralı güzel 11/02/2008
Avucunda tuttuğun hırçın kuş gibi hayat Gelmez fazla sıkmaya, ne özgür bırakmaya Bir anda unuttuğun, kurşun ömür’e inat Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya Ömürden kopartılan lokmacık ekmek gibi Gözünden çıkartılan, sokmacık mertek gibi Yüzünden kabartılan, yapmacık döşek gibi Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya Sende belki de her şey, farkına varmıyorsun Özde var ki de bir şey kendine sormuyorsun Elde var ki de bir ney, gönlüne çalmıyorsun Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya Ömür kezzaptan olsa, yaksa düştüğü yeri Lav olup sanki aksa, eritse bedenleri Ham kalsa çok umutlar, bitirse hayalleri Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya Ne kadar sarılsan az, bedende iken hayat Senden istenen biraz, göstereceğin sebat Fırtına ömre yok naz, sevgilerse çok hoyrat Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya 25.11.2008
Hamdı geçmişlerde aradıklarım Tamdı geçmişlerde aradıklarım Gamdı geçmişlerde aradıklarım Her geçen gün aldı aşk benden beni Yandı bugünlerde aradıklarım Kandı bugünlerde aradıklarım Candı bugünlerde aradıklarım Her geçen gün aldı aşk benden beni Dündü yarınlarda aradıklarım Döndü yarınlarda aradıklarım Söndü yarınlarda aradıklarım Her geçen gün aldı aşk benden beni
İçimi doldurdu aşkın boşluğu Hayat kıskacında ömrün loşluğu Kaç gönül e girdin gönül hoşluğu Aşkta vefa bulan canlar mı acep.. Nerelerde kaldı, peşlerimdeydi Aldığım nefesi bilmelerdeydi Mazide izleri silmelerdeydi Gördüğüm rüyayı anlar mı acep.. Yüreğim piştikçe, ham kaldı umut Her an her saniye tutulur zabıt Huzuru mahşerde önüme kanıt Günahım sevabı katlar mı acep.. Ne aşka inandı, coştu sevgime Yol yola dolandı, düştü derdine Yürekler kanadı, saçtı gönlüme Kanayan yüreği tuzlar mı acep.. Baktıkça atiye daraldı ruhum Sandım ki pek bedbin berduş güruhum İşe yaradı mı dimdik duruşum Yattığım toprağı yoklar mı acep.. 15.09.2008
Dünyadaki her nefes, nasibince alınır Biçilen ömür biter, acı tatlı yaşanır Değerler cevher gibi içimizde yaşar da Son nefesi verince farklarına varılır Çileli yüzündeki mütebbessim ifade Gurur, kibir arama türkü dolu ömürde Duyduğum her türkünün altında senin imzan Erkan OCAKLI artık, ölmeyecek efsane Artık seni anacak Maçka’nın taşlı yolu Mısırlar ağlayacak ninemin kuruttuğu Gardiyan açacak ta sana tüm kapıları Son olacak bu ezan, imamın okuduğu Yüksekte dalgalanır kaldırdığın bu bayrak Karadeniz türküsü yağarken sağnak sağnak Ardında bıraktığın yüzlerce güzel türkü Dilden dile dolaştı daha da dolaşacak Bütün Karadeniz’in gözleri ağlamaklı Yas tutuyor türküler, sazların ağlamaklı Efsane deseler de inan bana az gelir Ruhun cennete varsın Türkü baba OCAKLI.. 16.11.2008
Kırıldı mazimden camdan fanuslar Çekildim önünden gözyaşlarımın Saplandıkça cana camdan kırıklar Çekildim önünden uykularımın Yaşadığım her an canlandı sanki Taşıdığım her dün sonlandı sanki Boşadığım her gün zamlandı sanki Çekildim önünden duygularımın Sanki benden önce yaşayan herkes Havayı bitirmiş, kalmamış nefes Benliği bürüyen kör nefis kafes Çekildim önünden baygılarımın Yaşam denen zorlu aşılmaz yolda Derdi taşıyan güç kalmamış kolda Ömür kısaca şu, her zaman zorda Çekildim önünden saygılarımın.. Beynimin içinde kopan fırtına Anladıkça dertler sarar sırtıma Dünya katma değer katar artıma Çekildim önünden yaygılarımın.. Başlangıcı belli, sonu da belli Kim yaşar dünyada yaşar temelli Ecel yaklaştıkça, duvaklı telli Çekildim önünden kaygılarımın.. Bedende taşınan ruhumda ki can Ebedi hayatta bulacak bir yön Ne benim hayatım, ne de yaşam son Çekildim önünden kaygılarımın.. 05.11.2008
Dost elinden zehir olsa içilir Düşman balı sunsa bile yenir mi? Dünyanın kahrını çekenler bilir Kahır çekmeyene insan denir mi? Irmaklara dönüp çağlasa ömrüm Karışsa yağmurla ağlasa sabrım Dökülse ummana başlasa döngüm Yeniden hayata dönsen denir mi? Gün olur açılır ömürden yumak Mümkün değil sorgulardan kurtulmak Yanlışı fark edip doğruyu bulmak Yeniden bir şansım olsun denir mi? Gören göz gerçeği göremeyince Gönül gülü sevip, deremeyince Kuru göle bile giremeyince Gözden akan yaşla ıslan denir mi? Rüzgârdan sallandı yelden sallandı Eksilsin dedikçe her gün katlandı Toprağın altında havasız kaldı Başını uzat ta seslen denir mi? Baharda toprakla kabaran yürek Gerçeği arıyor, derde düşerek Buldum zannettikçe çok sevinerek Hevesin kursakta kalsın denir mi? Kaderin attığı büyük denize Çırpındıkça sular kaçtı geniz’e Kurumuş ot gibi solan beniz’e Balık gibi dibe dalsın denir mi? Güvendiğin dağa yağıyorsa kar Zemheride bile sönmüyorsa har Her kaya dibinde bir çiçek açar Bulduğun kayaya yaslan denir mi? 23.10.2008
Parmağımı oynatıp baktım da boğumlara, Boğumlarda boğuldum, kramp girdi aklıma. Hiç akıl sır erer mi, sır dolu doğumlara, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Düşündükçe almadı, kalbim kaç kez atıyor, Ne muazzam bir motor, kanımı pompalıyor, Bu kadar enerjiyi bu kalp nerden alıyor, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Beynimde oluşuyor, en ince düşünceler Saniye de aklıma neler geliyor, neler… Sır'la dolu dünyaya açılır pencereler, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Uyurken sanki öldüm, haberim yok dünyadan, Dünyanın haberi yok gördüğüm rüyalardan, Uyanınca dirildim, farkım yok insanlardan, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Aldığım tek bir nefes, en ücra köşelere, Oksijen dağıtıyor, nasılda hücrelere, Taptaze hava verir taze hava bedene, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Aklımda var, bilemem nasıl nerde gizlenir, İyi kötü düşünce bilmem nerde beslenir, Nasıl olurda bunlar, bir ağızda dillenir, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Gözlerim olmasaydı, güzellikler olmazdı, Dünyadaki nefaset, gönüllere dolmazdı, O zaman güneş batmaz, belki de hiç doğmazdı, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Gönüller var insanda, fethedilmek bekleyen, Daha küçük çocuk o, belki de emekleyen, Büyüdükçe gönlüyle olmaz dağlar deviren, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ Şükretmek lazım O’na, inanarak gönülden, Şükrediyor inan ki, kainatta her sistem, Milyarlarca insanın, dünyası ayrı madem, Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a.. Büküp boynumu dedim; Allah! La İlahe illallah! ’ 02.07.2007
Bunu kimler söylemiş, erkekler ağlamaz mı? Kurşundan ağır sözler, yürekte dağlanmaz mı? Ağlama özgürlüğüm, sırf benim elimdeyse Gözden inen damlalar, özümde bağlanmaz mı?.. Dert yüreğe çökünce, duracak mı gözde yaş Temeller yıkılınca, sabredecek hangi taş Ayaklarım gövdemle başlatacak mı savaş Yaralı her babanın derdiyle ağlanmaz mı? Kor ateşten gömleği üstsüz giydirir kader Mahzun görse öksüzü yüzü basmaz mı keder Nerde kor ateş görse pervane olur gider Gönül iflah olmadan katranla yağlanmaz mı? Oturup her köşeye, mazilere dalarak Her şafakta başlayıp akşamlara kalarak Dost bildiğin herkese, ne derse inanarak Ömür sona ermeden urganla bağlanmaz mı? Dünyanın battığı gün içimdeki kıyamet Benle doğan dertlerim yaşıyor ilelebet Gönül her yaş döküşte bulacaksa selamet Gözlere rıza verip, onunla ağlanmaz mı? Anlatamam günbegün gözü basan selleri İki yakamdan tutar feleğin kor elleri Taşınan yüreklerde kadın erkek dilleri Ağlayan yürek ise, saygıyla anılmaz mı? 21.09.2008
Ellerimde kurudu gönlümdeki güllerin Bakıp ta ezilecek solan yüzün yok muydu? Seninde bomboş kaldı elimdeki ellerin Yıkıp ta gidilecek, dalan gözün yok muydu? Başka haz’ı almadım, saçların elimdeyken Başka gözü görmedim, gözlerin önümdeyken Başka sözü duymadım, sözlerin içimdeyken Çıkıp ta denilecek yalan sözün yok muydu? Şu inen yaş şahit ki, başka şeye inmedi Gittiğin günden beri bir damlası dinmedi Sensiz yediğim lokma içerime sinmedi Bıkıp ta verilecek kalan közün yok muydu? Gün gelip pişmanlıkla dönersen açık kapım Aşkını boşaltmadan bekliyor gönül kabım Anlatmak ömür ister, bilsen nasıl bitabım Yakıp ta silinecek solan hüzün yok muydu? 15.10.2008
Her sabah her akşam bekle yolumu Belki de dönerim günün birinde Beyhude dolaşıp, görsem zulumu Belki de dönerim günün birinde Mor dağların başı gurup olanda Mor menevşe başı günden solanda Mor ışık gönlüne tümden dolanda Belki de dönerim günün birinde Güneş mecalini kaybettiği an Buğdaylar yeşili terk ettiği an Karanlık geceyi gasp ettiği an Belki de dönerim günün birinde Ben diyem sonbahar, sen de ilkbahar İncecik kayadan sızıyorken kar Gönülde toz bulut, eserken rüzgâr Belki de dönerim günün birinde Belki de toprağa tohum saçarken Belki gelincikler kırda açarken Belki de dereler coşup taşarken Belki de dönerim günün birinde Ilgıt ılgıt yelle, yağarken yağmur Karşı toprak yolda dizdeyse çamur Benlikten sıyrılıp, battıysa gurur Belki de dönerim günün birinde Zaman akıp gitse unutma beni Yalan sözlerinle avutma beni Yanıp tutuşurken soğutma beni Belki de dönerim günün birinde Gönlündeki aşkla yandığın zaman Dilin dolaşarak andığın zaman Yalan sözlerime kandığın zaman Belki de dönerim günün birinde Olur ya özlerim her şeye rağmen Yutarım sözlerim her şeye rağmen Yanarken közlerim her şeye rağmen Belki de dönerim günün birinde 03.06.08 İstersen Solmadan gönül bahçen, çevir gönül suyunu Çöldeki vahaların dök üstüne istersen Ömrünü boş geçirme, tart ardını, önünü Kurumadan güllerin, çek resmini istersen Gece sema ya dönüp bakınca yıldızlara Noktaları birleştir, derinden mana ara Gönlünden seni kapan, sendeki hırsızlara Satamadan sevgini, dök içini istersen Şavkı vurunca ayın, gölgene bak gecede Sırlar bazen nun-ayın, bazen de bir hecede Çözdükçe sır büyüyor, bir nokta bilmecede Girdikçe derinlerin, çık dışına istersen Aydınlanır tepeler, üstüne gün doğunca Saklanamaz saklılar, karanlığı boğunca Boşa zaman geçirme, her anını yoğunca Kibrit kutusu ömrün, yak hepsini istersen Kan dolanır damarda, ulaşır ücralara Gider kuytu yerlere, bulaşır mecralara Gönül dünyayı gezer, dalar maceralara Eteğinde ne varsa sok mizana istersen Hayat verilir ama kaydedilir tüm yaşam Günah sevap tartıda, terazide yok tasam Dönen çarkı felekte, göründükçe ihtişam Kürrede zerreyi gör, bak gönülden istersen Koyunca son noktayı, kapanınca sayfalar Her göz etrafa bakıp, bir dost, tanıdık arar Dünyaya dönüş yok ki, boşadır tüm çabalar Şimdiden al tedbiri, çak gönüle istersen.. 30.06.2008 Hatırlar mısın? Yüreğindeki gizi, hazla döken eline Her kalem alışında beni hatırlar mısın? Bildiğimiz şarkılar dolanırken diline Her ıslık çalışında beni hatırlar mısın? Sokağa çıktığında, sahillerde yürürken Etrafında gençleri, el eleyken görürken Kara gözü manalı, bir damla yaş bürürken Her yağmur yağışında beni hatırlar mısın? Oturduğun banklarda kurulan hayalleri Karşı geçen gemiden sallanan o elleri Saçlarını dağıtan, karıştıran yelleri Her rüzgâr çıkışında beni hatırlar mısın? Başını çevirip te, gökyüzüne bakınca Kara gözü mavinin ortasına çakınca Kalbinden bedenine kan pervasız akınca Her deprem oluşunda beni hatırlar mısın? Ayakların kararsız, girerken çıkmaz yola Tükeniyorum derken, yaklaşıyorken sona Bir ışık doğmuş ise demişse biraz mola Her yeniden doğuşta beni hatırlar mısın? Unutamam ben seni, silemem izlerini Çıkartamam mıh gibi çaktığın sözlerini Avutamam yokluğa ağlayan gözlerimi Her gözyaşın akanda beni hatırlar mısın? 25.06.2008 İlmek Aşkı ilmekleyip, yağlı urgandan Saçını bahtıma dolayan güzel Titreyen bedeni sarıp yorgandan Ömrünü ömrüme dolayan güzel Can özüne düşer sular toprağın Hücresine gider dolar yaprağın Gözlerinden iner coşar sağnağın Aklına geldikçe ağlayan güzel Bedenimi sarsar bunca doluluk Yakışmıyor bana gözü sululuk Eğer yaptığıma dersen delilik Günleri benimle kuruyan güzel Seninle yaşamak sanma kolaydır Senden uzaklaşmak bana olaydır Yeniden başlamak cana kalaydır Cezayı peş peşe ulayan güzel Peşinden attığım aşkın adımı Unutturdu bana benim adımı Her yaptığın bana verir tadını Tatlıyı acıya bulayan güzel.. 06.06.2008 Sakladım Med cezirle gözümde canlanınca ayrılık Hepsi senden kaynaklı korkuları sakladım Umutlar tükenince dışa vurdu karanlık Gönülde hiç yanmayan ışıkları sakladım Titredim bedenimi ayrılık her sarışta Azar yemiş gibiydim yanına her varışta Dizlerim yorgun düştü bu bitimsiz yarışta Hücrelerime varan yorgunluğu sakladım Sensiz geçen geceler, uykuları bölerken Gözlerim karanlıkta, hayallere dalarken Kan basıncım fırlayıp, tansiyonum çıkarken Kalbimin atışını, düşüncemden sakladım Dizlerinin dibine, oturduğum zamanlar Gözlerinin renginde kaybolduğum zamanlar Kulağıma inceden aşk sunduğun zamanlar Taze bahar her sözü, hafızamda sakladım Aşkla tanıştığımız o çocuksu gün var ya Nasıl da gözlerimde küçüldü koca dünya Benliğimde gizlenen o hinoğlu hin var ya Çıkamasın hiç diye, kalp hücreme sakladım Bedenimde zerreler titriyorken adından Bir hatıra çıkmadı, her gün kovsam aklımdan Kim ne yapacak söyle, laf ettirme ardımdan Vurduğun her hançerin, yarasını sakladım Attığında anladım, papatyadan tacını Gönlün mutlu mu oldu, artırdıkça acımı Aşkı kesip verdiğin, avcumdaki saçını Koynumda taşıdığım, ak keseye sakladım Ezberimde tüm sözler, zerrelerim anarken Ceylandan kara gözler, manidarca bakarken Vücuttaki her aza, cayır cayır yanarken Kıvılcımlar çaktıran bakışını sakladım Nasıl yazılmış bilmem silemedim adını Dilim çaresiz kaldı, tariflerde tadını Sana doğru uçarak, attığım her adımı Yürüdüğüm yolların çakılını sakladım Anılara sığındım, yaş dökerken her gece Kalemim isyanlarda, yazılırken her hece Nasıl şaşırmayayım, aşk denilen bu güce Gönlümdeki rüzgârın ıslığını sakladım Gönülde bitmek bilmez, ince hesap kabardı Benden başka kim olsa, Mecnun olup yanardı Aşk deryasında gönül, bir damlayla kanardı Her gün içten patlayan, volkanları sakladım Düşünmemek kolay mı, önceyi ve sonrayı Kıyamet bende koptu, batırınca dünyayı Her gün tabir ettirdim, korku dolu rüyayı Korkumu sarmalayan geceleri sakladım Necati ŞİMŞEK İsterim Hayalimde duran nazlı yüzünü Ölmeden son kere görmek isterim Benliğime saran hazlı sözünü Ölmeden son kere duymak isterim Kalbim atmıyorsa şu an isminle Dilim tatmıyorsa senin sevginle Filim kopmuyorsa bitir elinle Mutlu sonu senle görmek isterim Her nereye gitsem oraya gelsen Ben gönül’ü açsam içine girsen Nasıl bir saraydır ah görebilsen Sana ait köşkü vermek isterim Çalışırken silsen akan terimi Kessin bakışınla gözün ferimi Gönlünün içinde gönül yerimi Dilediğim anda görmek isterim Ağlarım sen beni anlamadıysan Dağlarım yüreği, aşk bulmadıysan Bağlarım karalar bağlamadıysan Ömrümü önüne sermek isterim Nasıl inandıysam kara gözüne Sen de inan artık benim sözüme Başımı dayayıp pamuk dizine Gözümü gözüne dikmek isterim Nerelere varır sonu bir bilsem Senden önce sona varsam dikilsem Ömrünün sonunu orda beklesem Sonsuzluğa senle gitmek isterim 22.05.2008 Olmaz mıydı? Minik serçe misali kalbim atarken küt küt Dağlayan sözlerini, saklasan olmaz mıydı? Ömür boyu duracak bana verdiğin öğüt Ağlayan gözlerini, saklasan olmaz mıydı? Tutunca ellerini avuçlarım yanarken Ellerim ellerinde gözlerine bakarken Kalbim inceden ince, ılık ılık akarken Ok gibi kirpiğini sokmasan olmaz mıydı? Geçirilen her günü yüreğine saklasan Yüzüme her bakışta kaşlarını çatmasan Sevgi dolu sözlere duygusallık katmasan Gönlümdeki ateşi yakmasan olmaz mıydı? Yürüdüğüm düz yolda aşk denilen engeli Sürüdüğüm ayağa vurdu dertten çangalı Kaderime ömürle boyna geçen çengeli Acıtıp sağa sola çekmesen olmaz mıydı? Kader yazılmış bize, niye yoktur inancın Yaralıyım dedikçe tutuyor yürek sancın Sevincin ben olayım, ben olayım kıvancın Her olanı kafana takmasan olmaz mıydı? Yazdıkça yazılacak sonu gelmez satırlar Kazdıkça kazılacak dibe varmaz kuyular Azdıkça bozulacak sonu ermez arzular Bitmeyecek aşkımdan kaçmasan olmaz mıydı? 02.06.2008 Mektubun… Koskocaman bir ömrü derleyip topladın da Nasıl sığdırdın bilmem tek bir sayfa kağıda Hüküm mü verdi kalbin, ümit yok mu yarına İmzanı göz yaşıyla en altına atmışsın… Ömürler kağıt gibi ortadan katlanır mı Bu gönül acılara daha çok katlanır mı Kalp çizdiğin kağıda, kalemler saplanır mı Bırak çıkartma kalsın, derinden kanatmışsın… İçine attığın zarf, bana hücre olacak Bundan sonra kimbilir, kim açıp okuyacak Ellerinde her zaman, başka zarf mı olacak Adresini doğru yaz, postacı aramasın… Ağzını yapıştır da, düşmeyeyim yerlere Düşünce mazi düşer, gezmeyelim dillerde O da senden pul olsun, öpücük koy üstüne O kadar içten öpme dudak izi kalmasın… Postacılar arar da belki bulur birini Mezarlığa mı verdin değişmez adresimi? Bir Fatiha okursun gördükçe eserini Anlaşıldı sen benim, sevgim anlamamışsın… 31.05.2007 Ayrılık Konuşmadan olmaz, hele bir otur Bir nefes al önce sonra karar ver Yıkma aşkımızı yok mu hiç hatır? Ayrılık hem seni, hem beni gerer… Tamam bitebilir, yollar ayrılır Mazide geçenler yok mu sayılır? Gün olur o sarhoş gönlün ayılır Olursun bir Mecnun, belki derbeder… Yaşanılan her şey gerçekti gerçek Aşk bu, yanan ateş nasıl sönecek Kalan ömür sensiz nasıl geçecek Ömürden, hayattan oldum bihaber Eline aldın da keskin bıçağı Doğruyorsun aşkta köşe bucağı Belli olmaz gönlün ne yapacağı Katillik az gelir, el sana ne der Şimdi senle kesin ayrılacak mı Yaşam bağlarımız hep kopacak mı Doğru giden şeyler hep sapacak mı Bu ayrılık ömrünü edecek heder Maziye çektin de temiz süngeri Konuşturdun beni ileri geri Yaşanan günlerin yok mu değeri Sitem eder bize yaşanan günler Ayrılırsak daha yoluma çıkma Her görüştüğümde yeniden yıkma Köze dönen kalbi daha da yakma Bu yaralar geçmez, basarsa keder Ben seni uzaktan olsun göreyim Beni sevme, bırak gönül vereyim Zaten ateşinden bir pervaneyim Mumlara çevirdin, eriyip gider Böyle bir ayrılık yıkacak beni Nasıl söyleyeyim çok sevdiğimi Benliğin sarıyor tüm benliğimi Bu ömür böylece çok çabuk biter 08.06.2007 Ankara Bu Güzel Kim? Şu bana bakan kız kaşın altından, Esmer mi kumral mı seçilmiyor ya. Bilekler taşınmaz olmuş altından, Gerdanda dizilen zor gelir bana… Ağamı, paşamı yoksa bey kızı, Görenin gönlüne düşüyor sızı, Keşke bana çıksa yazılan yazı, Karşılıksız sevmek zor gelir bana… Kaşları kemanın yayları gibi, Koşuyor ovanın tayları gibi, Coşuyor ovanın çayları gibi, Ardından yetişmek zor gelir bana… Hele bir gülüşü, gülüşü var ki, Benliğim ciğerden sökülür sanki, Her kahkaha dağdan buluyor yankı, Karşısında durmak zor gelir bana… Derler ya kirpikler ok olmuş batar, Bu kirpikler daha ne canlar yakar, Yanaklar kiraz ya sanki bal damlar, Damlaları tutmak zor gelir bana… Elleri incecik, narin mi narin, Sekerek yürürken, gider efkarın, Bugünüm onundur, fedadır yarın, Günlerce beklemek zor gelir bana… Sadece bir kez baktı, çeldi gönlümü, Gönlümden vazgeçtim, çaldı ömrümü, Acep ölçmek midir benim sabrımı, Maksadını bilmek zor gelir bana… Ne kadar da desem, zordur tarifi, Kendisi bilmez ki, yoktur benzeri, Bence şu ovanın bir tek zarifi, Ondan ayrı düşmek zor gelir bana… Mevlam yazımızı birlikte yazsın, Gönlümdeki bahçe, çiçekler açsın, Değilse mezarcı çift kabir kazsın, Sen yoksan yaşamak zor gelir bana… 07.08.2007 Gelin Oldun Ha? Ben sana bakmaya kıyamaz iken, Sen ellere baktın, elin oldun ha? Yıllardır sandıkta seni bekleyen Gelinlik giymeden gelin oldun ha? Ne olacak şimdi söyle aşkımız, Çatladı ortadan sabır taşımız Bozulacak aradaki ahdimiz Sözünü unutup gelin oldun ha? Kara gözlerine bakar erirdim Dünyaları istesen de verirdim Eserini gel gör, işte delirdim Kaçıp gittin benden gelin oldun ha? Düşündün mü nolur şu benim halim Aşkta vefa yokmuş, zalimmiş zalim Hayatta attığın bu en son çalım, Yıkıp gittin beni, gelin oldun ha? 30.06.2007 Attın Senden uzaklaşınca yaşanıldı burukluk Hazanlı gözlerime, ışıksız boğum attın Birden farklılaşınca, anlaşıldı ayrıldık Hüzünlü sözlerime, çözümsüz düğüm attın.. Aklına mı takmıştın, önceden mi kurmuştun Farkına mı varmıştın, birine mi sormuştun Rüyaya mı yatmıştın, kötüye mi yormuştun Nar gibi közlerime, nar-ı cehennem attın.. Günlerini harcadın, anlamsız şüphelerle Hep bahane aradın, manasız sebeplerle İçin için kanadın, nedensiz nedenlerle Har gibi cüzlerime, sönmeyen ateş attın.. Beyinleri kemirdi, şeytanın vesvesesi Bedava sattın bitti, ömrünün sermayesi Bu kadar basit miydi bu hayatın gayesi Kar gibi özlerime, yunmayan kara attın.. Ömür boyu duracak, çıkmayacak aklımdan Aklım sonu vuracak, bıkmayacak aşkımdan Aşkım seni saracak, yıkmayacak köşkümden Kor gibi gözlerime, yanmayan bakış attın.. 17.06.2008 İkimizi de.. Gözlerinden doğan o güneş var ya Boğmaya yetecek ikimizi de Sözlerinden yağan o ateş var ya Yakmaya yetecek ikimizi de Kökümü kurudu gönül çınarın Kaynağı kesildi gözün pınarın Alnına kazınan kötü kaderin Yıkmaya yetecek ikimizi de Çilene kul olan çilekeş var ya Çekmeye yetecek ikimizi de Bilene zul olan yakarış var ya Sıkmaya yetecek ikimizi de Gönül yıkıldıkça bitmez talanın Hiçbir aşikârda yitmez yalanın Aşkıma kustukça zehri yılanın Sokmaya yetecek ikimizi de Kökümü kurudu gönül çınarın Kaynağı kesildi gözün pınarın Alnına kazınan kötü kaderin Yıkmaya yetecek ikimizi de 04.08.2008 Anan Kurban Olsun... Bu yılda hüzünle girdi bayrama, Gözlerinde yaşla, çilekeş ana, Ördüğü çorabı sokup koynuna; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Sabahtan gözleri o nu aradı, Al başlı bir güvey yapmak muradı, Elin başa koydu ufku taradı; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Koçu kınalarken şuydu niyazı, “Oğul bu kış geçti, geçirme yazı, Koçlar kurban olsun, olmasın kuzu, Anan kurban olsun, şehidim sana..” Vatandan aziz mi sanki canımız, Son damlaya kadar helal kanımız, Kansız dalgalanmaz bil bayrağımız; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Bayram namazından hemen sonraydı, Boş gözlerle köyün meydanındaydı, Akranların süzdü ve bir bir saydı; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Nerede gardaşlık ne oldu hani, Aranızdan kim götürdü Mehmedi, Dizlerine vurdu, düştü elleri; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Herkes zannetti ki feryat kopacak, Buğulu gözlerde yaş fışkıracak, Mevla’m güç ver dedi gururlanarak; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Hepsine sarıldı bir bir öperek, Alevli ateşe buzlar dökerek, Yıkılmak yerine göğüs gererek; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Sen gittin be oğul benim yerimi, Cennetten mi kaptın söyle köşemi, Üç buçuk soysuza vermem neşemi; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” Öyle ya da böyle bitecek ömür, Mehmet olan sonra sürecek ömür, Feda olsun yurda binlerce ömür; “Anan kurban olsun, şehidim sana..” |
|
| Son Güncelleme ( Thursday, 23 July 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



