Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow Amatör Söz Yazarları arrow Burhanettin Akdağ  
Wednesday, 10 June 2026

bestecilerlogo01.jpg

Burhanettin Akdağ PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Tuesday, 05 February 2008

Sample Image

 

 

HTML clipboard Azap Yıllarım  
 
 Gözlerim bir parça gülecek derken
 Kanla doldurdunuz azap yıllarım
 Gönlümde huzuru hayal ederken
 Birden soldurdunuz azap yıllarım.
 
 Kursağımdan kesip ekmekle aşı
 Düşe kalka gelen en olgun yaşı
 Yalnız ve umarsız şu garip başı
 Taşa çaldırdınız azap yıllarım.
 
 Her gün beni bulan bin bir elemle
 Gördüğüm zilletten suskun dilimle
 Dostların vurduğu enkaz halimle
 Düşman güldürdünüz azap yıllarım.
 
 Sebepli sebepsiz yoran kederden
 Yıkılmam sanıp da düştüğüm yerden
 Kıskıvrak kuşatan zalim kaderden
 Saç baş yoldurdunuz azap yıllarım.
 
 Hüznümle budayıp fersiz canımı
 Yaraya bulayıp dört bir yanımı
 Yıllardır 'sus' duran bin isyanımı
 Şaha kaldırdınız azap yıllarım.
 
 Günlerim dönünce varlıktan dara
 Dost tuttum bulutu ben ah-u zâra
 Burhan’ı yaşarken koyup mezara
 Çoktan öldürdünüz azap yıllarım.
 
 (27.11.2008)
 

 

HTML clipboard Kim Ölür ki?
 
 Binbir derdi ömür yaza ermeden
 Benden gayri kim bulur ki ey gönül?
 Aşk mevsimi henüz güze varmadan
 Benden gayri kim solar ki ey gönül?
 
 Hüsran ile dağa taşa yüz vurup
 Faydasızca ham hayale düş kurup
 Bezginlikten gece gündüz haykırıp
 Benden gayri kim çiler ki ey gönül?
 
 Boş verdikçe geçip giden yıllara
 Kara bahtın sürüp küskün yollara
 Mecnun gibi ömrü kızgın çöllere
 Benden gayri kim salar ki ey gönül?
 
 Yâr aşkıyla zehir şerbet tatmayı
 Nazlandıkça el üstünde tutmayı
 Hüzne tutam tutam sevinç katmayı
 Benden gayri kim bilir ki ey gönül?
 
 Bedbaht olup kara sevda uğrunda
 Bağdaş kurup kollarını böğründe
 Bitkin düşüp yalnızlığın bağrında
 Benden gayri kim kalır ki ey gönül?
 
 Acılardan hiç görmeden ardını
 Sevda bıkıp terk ederken yurdunu
 Şu gurbetin çekilmeyen derdini
 Benden gayri kim alır ki ey gönül?
 
 Yarınları kara düşler yoğursa
 Neye yarar güneş her gün ağarsa?
 Darda kalan Allah deyip çağırsa
 Benden gayri kim gelir ki ey gönül?
 
 Hasretlikler ağartırken başımı
 Musibetler bırakmazken peşimi
 Sol yanımdan akan kanlı yaşımı
 Benden gayri kim siler ki ey gönül?
 
 Yalan ile doldurmadan özünü
 Pervasızdan sakınmadan sözünü
 Diyar diyar dolaşıp da sazını
 Benden gayri kim çalar ki ey gönül?
 
 En son umut yarı yoldan dönüp de
 Burhan'a yön veren rüzgâr sönüp de
 Hazan vakti perde perde yanıp da
 Benden gayri kim ölür ki ey gönül?
 (02.09.2008)
 
 Çâre Sevdiğim 
 
 Susuz dallarıma bir kibrit çakıp
 Yaktın yüreğimde çıra sevdiğim
 Sensiz asla derken yolda bırakıp
 Açtın sinem üzre yara sevdiğim.
 
 Gece düşlerime kâbus ekerek
 Halime alaycı gözle bakarak
 Bütün hayalleri kırıp dökerek
 Sevdamı düşürdün dara sevdiğim.
 
 Kurşun sözlerinle sinem haşlayıp
 Habersiz selamsız sanki yok sayıp
 Haksız yeminlerle günah işleyip
 Sevabın buladın kire sevdiğim.
 
 Ben vicdan azabı çekerken bile
 Durmadan şikâyet getirdin dile
 Ettiğin zulmeti dön de sor hele
 Gönlümdeki âh-u zâra sevdiğim.
 
 Ruhun meylederken sırçalı köşke
 Sorup dinleseydin demezdin keşke
 Şu fani devranda sevgiden başka
 Yoktur bu derdime çâre sevdiğim.
 
 Uzandığım elin benden kaçtıkça
 Hasretin bağrımda yara açtıkça
 Vuslat hayallerim tek tek uçtukça
 Son umudum girdi zora sevdiğim.
 
 Gözlerim görmezken semâda ayı
 Çekmiyor bedenim gamla tasayı
 Yalan dolanlarla bir ömür boyu
 Dolmadı verdiğin süre sevdiğim.
 
 Kadere bin türlü sitem ederim
 Bedbaht hallerimle kime ne derim?
 Ağlaya ağlaya her gün giderim
 İlk buse aldığım yere sevdiğim.
 
 Gençliğim kahrımla yanıp tutuşur
 Bülbül bile hazin hazin ötüşür
 Sızlayan bu ruhum nasıl yatışır?
 Dayanmaz yüreğim kora sevdiğim.
 
 Aşkta sabır sebat bu kadar zorsa
 Eller ne demez ki yaptığın görse
 Eğer sende biraz hatırım varsa
 Hiç olmazsa bir gün ara sevdiğim.
 
 Sadakatta derin sırrı bilmezsen
 Ters döner talihin dua almazsan
 Ardım sıra gurbet ele gelmezsen
 Bulamazsın sora sora sevdiğim.
 
 Kalsaydın yormazdı Burhan’ı nazın
 Sensiz ne hükmü var baharla yazın?
 Gurubu kaplarken bir titrek hüzün
 Âhir ömrüm döndü nâra sevdiğim.
 (08.06.2008)
 
 OLUR MUSUN SEVDİÐİM? 
 
 Elem dolu sinemde hazin hazin çağlayan
 Hüznün yanık sesini bilir misin sevdiğim?
 Yıllardır hiç susmadan yokluğuna ağlayan
 Gecelerimden çıkıp gelir misin sevdiğim?
 
 Zaman sarkacı her an hızlı hızlı attıkça
 Hasretliğin burkusu canıma tak ettikçe
 Güneş henüz doğmadan gurubumda battıkça
 Düştüğüm kâbuslardan bulur musun sevdiğim?
 
 Gönlümdeki volkanın közü bile yakmazsa
 İnlemekten kuruyan gözümden yaş akmazsa
 Virane hallerime dönüp kimse bakmazsa
 Kararan şu bahtıma güler misin sevdiğim?
 
 Çektiğim acılardan dayanmaz ruhum âha
 Asla sormaz ki kader çâre neyler eyvaha?
 Son demde uğradığın yüreğimden bir daha
 Gitmemeye söz verip kalır mısın sevdiğim?
 
 Baharı muştulayan yel hazana dönmeden
 Sensiz geçen günlerin kahrı ile sönmeden
 Anlamsız şu ömrümü ecel gelip yenmeden
 Sevinç katıp gönlüme dolar mısın sevdiğim?
 
 Hunharca yağmalanıp talanlarda yakılan
 Sırtıma azap vurup sevdayı benden çalan
 Parça parça savuran enkazdan arta kalan
 Umuduma son nefes olur musun sevdiğim?
 (08.12.2008)
 

 

HTML clipboard DURAMAM ARTIK
 
 Bu fani âlemde yalnız ve sensiz
 İstesem de hayal kuramam artık
 Çektiğim azâbım sanma nedensiz
 Zorlasam da içten saramam artık.
 
 Çâresiz dertlerim ruhum sıkarken
 Mahzun bakışların kalbim sökerken
 Şu kara bahtıma boynum bükerken
 Hiç umut bekleme veremem artık.
 
 Öyle sevmiştim ki sevdiğim seni
 Dünyam değişmişti sordukça beni
 Sabırla beklerken umut vermeni
 Gelmezsen bir daha aramam artık.
 
 Coşkuyla solurken kızıl gülleri
 Göğsünde dinlerken eşsiz dilleri
 Gayri yurt bildiysen gurbet elleri
 Gidişinden sebep soramam artık.
 
 Bir kez daha geldi sevgili günü
 Neleri kaybettin hatırla dünü
 Kapkara yaşarken şimdi bugünü
 Gönlümden gülleri deremem artık.
 
 Koparttı hasretlik gönül telimi
 Artık kim tutacak öksüz elimi?
 Hasret tüketmişken sevda yolumu
 Son defa sevdayı göremem artık.
 
 Bu nasıl âfet ki bitmiyor zulüm?
 Öyle kırgınım ki tutmuyor dalım
 Burhan'ım neyleyim harapken hâlim
 Haramdır buralar duramam artık.
 (20.02.2006)
 

 

HTML clipboard Ağlama İki Gözüm
 
 Ezan bayrak uğruna koşa koşa gitmişsek
 Yeğleme iki gözüm bezginliği yeğleme
 Şehid olup ilâhi aşkı tercih etmişsek
 Dağlama iki gözüm yüreğini dağlama.
 
 Düşmanla cenk ederken fırsat verip zalime
 Yokluğum hissettirme evlad-ı iyalime
 Son nöbeti tutarken girip de hayalime
 Eğleme iki gözüm beni yoldan eğleme.
 
 İhanet çemberini kavli imanla aşıp
 Kanımızla boğarız yatağımızdan taşıp
 Bir ölür bin doğarız sakın ha dara düşüp
 Bağlama iki gözüm karaları bağlama.
 
 Vatan aşkı dolarken gönlüme hece hece
 Var mıdır başka sevda bu aşktan daha yüce?
 Düşünüp de şu garip halleri gündüz gece
 Çağlama iki gözüm hazin hazin çağlama.
 
 Kalplerin coşku ile attığı kutsal yere
 Feda olmuşken beden belki binlerce kere
 Zulmetin acısından sitem vurup kadere
 Ağlama iki gözüm bu da geçer ağlama.
 
 (04.10.2008)
 

 

HTML clipboard Veremedim
 
Uzun yıllar heba oldu fırsatlarım kaçıp gitti
Hep sıkıntı hep üzüntü bir gün sefa süremedim
El verdiğimden gördüğüm vefasızlık cana yetti
Hicranıma harman vurup sükûnetle karamadım.
 
Dediler ki böyle olmaz birazını tut da sakla
Dinlemedim hep dedim ki işim olmaz benim tokla
Dönüp baktım da geriye gördüklerim zarar akla
Neye yarar pişmanlığım kem talihi kıramadım.
 
Ne dünyevî sevda tattım ne uhrevî aşkı bildim
Ağlamakla geçti ömrüm ne sevildim ne de güldüm
Yollarda geriye düştüm ıssızlarda garip kaldım
Bu son demde yâr sevip de yüreğimde saramadım.
 
Gençliğime gafletimi yük eyleyip koya koya
Düşünmedim yarınları hüküm Hak’tan diye diye
Gündüz gözyaşım gizlerken gece elem duya duya
Cesaretle geçmişimden tek bir sebep soramadım.
 
İçerimde sızım sızım aman vermeyen sancımdan
Hayatıma yük saydığım beni yoran usancımdan
Meteliksiz mertliğimle edebimden utancımdan
Gurbet eli yol belledim buralarda duramadım.
 
Vefasızlık denen illet öyle sarmış ki kulları
Çıkış yolu arasam da diken tutmuş tüm yolları
Çâresizlik fırtınası öyle kırmış ki dalları
Şöyle uzansam tutacak bir dost eli göremedim.
 
Unutmuşken ben sevdayı faydası yok ağlasam da
Duyulmuyor bir sıcak ses karaları bağlasam da
Zorlayıp da hayalleri son umutla çağlasam da
Yâr gönlünde sığınacak liman bulup giremedim.
 
Nefes bile aldırmadan günlerim oldukça heder
Bütün yollarımı kesip bezdirdikçe beni keder
Gülmeyi haram ederek ağlattıkça zalim kader
Zerre hayrı olmaz deyip bir çift gözü aramadım.
 
Azgın ruhumun çoğalan benek benek kirlerini
Silemedim sevabımla yeksan edip surlarını
Nereye baksam gördüğüm hakikatin sırlarını
Sayfa sayfa ezberleyip kıt aklımla yoramadım.
 
Boşa harcadığım ânı cahilliğime sayarak
Şu günahkâr bedenimden bütün hırsları soyarak
Ol neylerse güzel eyler Yüce Mevla’mdır diyerek
Kutlu yola baş koyup da ben menzile varamadım.
 
Unuttuğum hasletlerim şimdi aklıma geldikçe
Hatalarım birer birer karşılığını buldukça
Sorguladığım ecrimden ruhuma azap doldukça
Sinem üzre yumruğumu adam gibi vuramadım.
 
Burhan’ım sor beni vuran nice hazin borandır ki?
Usanmadan inim inim dört yanımdan vurandır ki
Gönül bahçemi kurutan öyle kıtlık kırandır ki
Bu ibretlik garabete hak ve mana veremedim.
 
(09.09.2008)
 

 

HTML clipboard

HTML clipboard

HTML clipboard Beklemeyesin

Ruhuna inceden hüzün çöküp de
Dikkat et ey gönlüm teklemeyesin
Hasret ırmağına yaşın döküp de
Ummana bin derdin eklemeyesin.

Arka sokaklardan çıkış ararken
Hatırsız dostundan elem görürken
Yanlışa düşersen durup dururken
Her suçun kadere yüklemeyesin.

Tükenip dermanın cana yetmişse
Sevda ocağından hüzün tütmüşse
Yarından umudu hicran yutmuşsa
Hevesin boş yere yoklamayasın.

Günün ortasında güneşin battı
Kapandı kısmetin gidenler gitti
Şimdi aç gözünü bu rüya bitti
Artık gözyaşların saklamayasın.

Burhan'ım yâr için ömrünce yandın
Aldandın zülfüne her söze kandın
Aşk kapını son kez çalar mı sandın?
Geçti vuslat çağın beklemeyesin.

(18.11.2007)

* Neye Yarar? *

Acılar dört yandan sökün ederse
Korkuya set çeken sis neye yarar?
Gençlik avucumdan kaçıp giderse
Vuslat ufkundaki his neye yarar?

İyilik devrilip yoldan çıkarken
Yardımın tahtına çalmak çökerken
Zamansız azaplar boynun bükerken
Dengesiz dünyaya küs neye yarar?

Adamca sevmenin sırrın bulmazsan
Yârin soluğundan derdin bilmezsen
Aşkın çöllerinde Mecnun olmazsan
Gidenin ardından yas neye yarar?

Rüzgârdan savrulan dostu saracak
Bin bir sıkıntıya göğüs gerecek
Haksızlığa karşı yumruk vuracak
Cesaretin yoksa es neye yarar?

Bir ömrü harcayıp riyayla küsle
Gizlersen aslını boyayla süsle
Gerçeği her yerde en yüksek sesle
Haykırmak dururken sus neye yarar?

Doğru yoldan şaşıp taviz verince
Hak ve kardeşliğe nifak girince
Hayat kavgasından zorluk görünce
Lâl olmuşsa diller ses neye yarar?

Yıllar yıla vurup salsa hep keder
Bu gönlüm başı boş nereye gider?
Ayrılık mektubun yazmışsa kader
Gözlerden süzülen çis neye yarar?

Dertli bülbül gibi çilersen gülden
Burhan’ım deme ki ne gelir elden?
Dervişçe dergâhta Hâk için hâlden
Bilmeyen gönlünde has neye yarar?

(15.07.2007)

* Kullar Ağlasın *

Bahar yaz geçip de hazanda donan
Küskün hallerime küller ağlasın
Dosttandır diyerek her söze kanan
Suskun hallerime diller ağlasın.

Çiçekler ruhuma lezzet vermezken
Sitemkâr nazlara aklım ermezken
Bülbül yaşlarıma sebep sormazken
Yorgun hallerime güller ağlasın.

Gurbette kimsesiz öksüz kalıp da
Ellerim böğrümde benzim solup da
Hâk yolun aşkıyla Yunus olup da
Pişmez hallerime yollar ağlasın.

Namert kapısında geçmezse sözüm
Tükenip dermanım tutmazsa dizim
Pes edip akordum çalmazsa sazım
Bozuk hallerime teller ağlasın.

Gülmeyen kaderden artık sindiğim
Bıktım bu sevdadan deyip söndüğüm
Şeker şerbet sayıp tuza bandığım
Tatsız hallerime ballar ağlasın.

Meyvesiz aşklara meyli hak gören
Kör nefsin ardından selama duran
Bağrımdan süzülen yaşa set vuran
Kurak hallerime seller ağlasın.

Sus pus gecelerden sabah olmazsa
Dönmeyen talihim artık gülmezse
Mecnun’u olduğum Leyla’m gelmezse
Kızgın hallerime çöller ağlasın.

Huzura sırt dönen kem gönüllere
Aslım benden söken yaban ellere
Bahtıma şimşekler çakan yellere
Kırgın hallerime dallar ağlasın.

Sevgi sofrasından hüzün bandıran
Ses verip hayalden beni kandıran
Gençlik mevsimini kışa döndüren
Düşkün hallerime yıllar ağlasın.

Çile dergâhında mührün basmamış
Yokluğun zulmüne hükmün kesmemiş
Sert vuran kedere yağıp esmemiş
Korkak hallerime ziller ağlasın.

Haber beklediğim yârin derdini
Vuslata yol vermez dağın ardını
Gidip görmediğim sevgi yurdunu
Bilmez hallerime iller ağlasın.

Kâinat ilminden hiç ders almayan
Kul Burhan’ım deyip kendin olmayan
Kim eğri kim doğru farkın bilmeyen
Şaşkın hallerime kullar ağlasın.

(07.07.2007)

Dost Dost Diye Diye


Dost dost diye diye coşsa yüreğim
Banmazsam suyundan bal neye yarar?
Tutuşup dertlerden yansa çerağım
Yoksa dostun sazı dil neye yarar?

Kapanmış kalp gözüm artık seçemem
Sökün etmiş zillet bundan kaçamam
Doymazsam gönülden yardan geçemem
Yoksa dostun sözü hâl neye yarar?

Bin parça iç dünyam ömrüm kocadır
Dinlemezse derdim dostluk nicedir
Karartmış yalnızlık günüm gecedir
Yoksa dostun gözü yol neye yarar?

Çölde serab oldum çökmüş bedenim
Yol tutmaz ardımdan gelen gidenim
Yıkılsam sorulmaz kimdir nedenim
Yoksa dostun közü kül neye yarar?

Akıl vermiş Rabbim güzel göreyim
Kaybolmuş insanlık kimden sorayım
Tükendim yok derman neyim vereyim
Yoksa dostun yüzü gel neye yarar?

Kurumuş bağ viran yakmış her yeri
Burhan der ki bunun kimedir kârı
Bir küçük tebessüm yok eder zoru
Yoksa dostun nazı gül neye yarar?

(13.09.2005)

 

Boşa Çekersin

Süslü söz duyup da sakın övünme
Gönül bahçesine hüsran ekersin
El verdim dert aldım diye dövünme
Gözünden yaşları boşa dökersin.

Aslın sual edip kimim demezsen
Beyninden korkuyu yok edemezsen
Hırsın dizginleyip zaptedemezsen
Yatağın şaşar da boşa akarsın.

Sabrı katamazsan sevgi harcına
Dar eder ömrünü her gün curcuna
Dermansız çıktığın isyan burcuna
Teslim bayrağını boşa dikersin.

Dil vurma sevdana ağrısı dinmez
Dağlanan kalbinde ateşi sönmez
Gayri yalvarsan da geriye dönmez
Sararmış resmine boşa bakarsın.

Nefsin karşısında direncin azsa
Dost bellediklerin selam almazsa
Vefasız yıllardan umut kalmazsa
Kadersiz boynunu boşa bükersin.

Parlak gecelerde bir masal sürer
Kalbine her türlü melânet girer
Yalnızca ak saçın kemâle erer
Henüz yaşlanmadan boşa çökersin.

Kumdan kalelerin rüzgâr yıkınca
Yazılan fermandan feryat akınca
Mevsim hazan olup şimşek çakınca
Geç kalan şansını boşa yakarsın.

Hasretten kuruyan suskun nehrinle
Küskün yüreğinden taşan zehrinle
Vuslata kahreden hazin çehrenle
Burhan’ım bu derdi boşa çekersin.

(31.08.2007)

 

Sevmeye Hakkım Yok ki!

Kırdığım yâr peşinden düşsem şimdi yollara
Dil nazar eyler bana sevmeye hakkım yok ki!
Pişmanlıktan inleyip yansam geçen yıllara
Teselli neyler bana sevmeye hakkım yok ki!

Paramparça kaderim yoklukla söz keserse
Hasretin kör zulmüyle gözlerim kan kusarsa
Sitemkâr hallerimden sazlar bıkıp susarsa
Kim şarkı söyler bana sevmeye hakkım yok ki?

Baharla küs gönlümün donduran yazındayım
Heves tütmez ömrümün vah çeken güzündeyim
Dert dolan kadehimle son demde hüzündeyim
Kâr etmez meyler bana sevmeye hakkım yok ki!

Yalnızlık gam yüklerken dünümle bugünümde
Terk eyledi dermanım fer kalmadı canımda
Hazan vaktimde vuslat beklesem sol yanımda
Yıl olur aylar bana sevmeye hakkım yok ki!

(23.11.2007)

 

Geleninle Gidenine

Geleninle gidenine
Sevgini ver sara sara
Kötü niyet güdenine
Fırsat verme göre göre.

Tut sözünü yele verme
Ham hayale koşup durma
Yanlışlığa başın vurma
Öğrenirsin kıra kıra.

Garibanın hakkın yeme
Sonra pişman oldum deme
Emeklerin gider güme
Bağrın üzre vura vura.

Arsızların gözü doymaz
Aklın kullan etme aymaz
Dara düşme kimse duymaz
Tükenirsin vere vere.

Kara günde terk ederler
El istesen çark ederler
Üzüntüye gark ederler
Defterini düre düre.

Ters çevirme bakışları
Kalplere ör nakışları
Aheste çık yokuşları
Nefeslenip dura dura.

Bir gün gelip öleceksin
Kaç günün var güleceksin?
Elem neymiş bileceksin
Aklın hükme yora yora.

İlm akarken gürül gürül
Irmağında yun da durul
Kulluğuna sıkı sarıl
Hikmetini sora sora.

Sözün dinle ol âlimin
Sırrın belle bu âlemin
Derviş olup bil kelâmın
Dergâhına gire gire.

Hakka giden kutlu yolda
Kavlin kalpte zikrin dilde
Garip Burhan kal gönülde
Dost sefasın süre süre.

(29.10.2007)

 

Bir Ben Kaldım Burada

Gurbet akşamlarından çıkacak yol ararken
Ne iz gördüm ne de giz, bir ben kaldım burada
Mecalsiz umutlarım tutacak dal ararken
Ne diz gördüm ne de düz, bir ben kaldım burada.

Kilit vurulmuş vakte günlerim pür elemde
Lezzet yok letafet yok azap kusan kalemde
Neş’eden zevkten yana şimdi suskun dilimde
Ne söz gördüm ne de saz, bir ben kaldım burada.

Gençlikte yâr sevdiğim günlerimi andım da
Beyaz hayal ederken karaltıya döndüm de
Azatsız kör kuyuda susuz harsız yandım da
Ne buz gördüm ne de köz, bir ben kaldım burada.

Deli gönlüm uslanıp dinmezken yürek ağrım
Yurt bildiğim ıssızda dengin bulmadı çağrım
Firakın çilesinden ters yüz oldu da bağrım
Ne haz gördüm ne de naz, bir ben kaldım burada.

Çâresiz pişmanlıktan saçım başım yoldukça
Marifet bilmez aklım yanlıştan yüz buldukça
Bin bir muamma yüklü gün kördüğüm oldukça
Ne çöz gördüm ne de boz, bir ben kaldım burada.

Katık ettiğim hüznü kuru ekmek aşımda
Hasretle yoldaş tutup kanları gözyaşımda
Dosttan vefasızlığı dertli garip başımda
Ne az gördüm ne de öz, bir ben kaldım burada.

Hâkk dururken kuluna pervasız kul olanda
Cürümünden ar etmeden hemen kılıf bulanda
Halim vaktim sormadan tez elden yol alanda
Ne yüz gördüm ne de göz, bir ben kaldım burada.

Kara kirli kâbuslar pas tutarken canımda
Yanardağ zirvesinden buz püskürten dünümde
Nağme artık hüzzama dönerken dar günümde
Ne yaz gördüm ne de güz, bir ben kaldım burada.

(06.07.2007)

 

Kolu Neyleyim?

Şu olgun demimde gönlüm sefilken
Mutluluk vermeyen malı neyleyim?
Sevgimde kavlime özüm kefilken
Meramım sormayan dili neyleyim?

Mehtapta dans eden dolunayımı
Doyumsuz haz veren sükûn kıyımı
Hasret çeşmesinden taşan suyumu
Vuslatla dermeyen gülü neyleyim?

Zorda iken hayal perdeme girip
Seğirtip bir koşu hatırım sorup
Nağmeyi zulmetin sazında gerip
Bağrıma vurmayan teli neyleyim?

Yâr derdi çekerken erden daha er
Kalbim üzre doldu kızıl kanla ter
Gün elem verdikçe ölümden beter
Sabır üfürmeyen yeli neyleyim?

Hak’tan nasip iken nefes hediye
Sermayem yük ettim arsız kediye
Acep nedir bunun hikmeti diye?
Hiç akıl yormayan hâli neyleyim?

Güçsüze yıkmışken tonlarca derdi
Ne de çok kolluyor devran namerdi
Kendin hiçe sayıp cenk eden merdi
Sevgiyle sarmayan kulu neyleyim?

Bunaltan kaderden düştümse dara
Sanki yok etrafta bahtımdan kara
Doğruyu görsem de yön sora sora
Menzile varmayan yolu neyleyim?

Kim bilir sustuysam asıl kastımı?
Haksız söz delse de yürek postumu
Burhan’dan el uman kadim dostumu
Bulup getirmeyen kolu neyleyim?

(03.07.2007)

 

Gözümde Benim

Yıllarca inlerken bağrım sızıyla
Hep sevda çalındı sazımda benim
Yorsa da sevdiğim bitmez nazıyla
Tek sitem olmadı sözümde benim.

Kalbim vefasızdan hüznü yaşarken
Tenimden sıyrılan ruhum taşarken
Yine de bir parça umut taşırken
Gençliğim kış oldu yazımda benim.

Kan olup aksa da gözlerimden yaş
Talihsiz ömrümde bulmasam da eş
Derdimden dolsa da sinem üzre taş
Tebessüm solmadı yüzümde benim.

Sebepsiz çekerken bin türlü çile
Dostlarım kötü söz verse de dile
Kızgınlık halimle zorlansam bile
Küsmek yer almadı özümde benim.

Sabrım her zorluğa yetişir sandım
Vuslatı beklerken amansız yandım
Gördüğüm rüyaya yalnız ben kandım
Hiç derman kalmadı dizimde benim.

Burhan’ım gönlüme bin azap doldu
Sevmekten tek kârım pişmanlık oldu
Hazan vaktim geldi hevesim soldu
Sevdanın hükmü yok gözümde benim.

(26.02.2006)

 

 

Feryâd Eyleme

Günahsız sevdana tuzak kurana
Küs artık küs gönlüm feryâd eyleme
Gözyaşın tuz edip onmaz yarana
Bas artık bas gönlüm feryâd eyleme.

Terk eden kalpsizi bırak anmayı
Bülbüllerden öğren derde yanmayı
Kahreden kaderden sızıldanmayı
Kes artık kes gönlüm feryâd eyleme.

Ağlamak ne çâre yürek acına
Bağlama bahtını gül ağacına
Bal vermez sevdayı darağacına
As artık as gönlüm feryâd eyleme.

Hak etmeyen yârin zülfün övmek mi?
Son defa diyerek tekrar sevmek mi?
Gelmeyen vuslattan sinen dövmek mi?
Pes artık pes gönlüm feryâd eyleme.

Âh çekip hasretten ömrünü yorma
Dosta suç yükleyip derinden vurma
Burhan’a gidişten hiç sebep sorma
Sus artık sus gönlüm feryâd eyleme.

(31.12.2007)

 

Düşürmedin mi? -
 
Menzilden bîhaber terse giderek
Gündüzden güneşi aşırmadın mı?
Uslanmaz nefsinle zulüm ederek
Mazlumun sabrını taşırmadın mı?

Eloğlu dağlardan bir bir aşarken
Rızkının ardından hızla koşarken
Fakir sofrasında yokluk pişerken
Sen kendi mideni şişirmedin mi?

Seherden çağlayan lütfu sormadan
Geç kalma diyene kulak vermeden
Aldanıp gölgene cürmün görmeden
Günden güne yolun şaşırmadın mı?

Sevdiğini aşktan bî-zar eyleyip
Burhan'a kem gözle nazar eyleyip
Dostluğu beş pula pazar eyleyip
Mertliğin dillere düşürmedin mi?

(21.08.2007)

Görün Erenler

Aklım düğüm eden nice zorluktan
Yorgunam bir akıl verin erenler
Hanemi acıyla sarsan darlıktan
Âkıbetim hayra yorun erenler.

Ağızdan çıkan söz olmuşsa ağu
Geçmez sanılmasın gençliğin çağı
Haksız kurutmuşsa bahçeyi bağı
Bağbandan hesabın sorun erenler.

Zemheriye çalan haram güzleri
Milleti kandıran yalan gözleri
Günahkâr arlanmaz kirli yüzleri
Dostluğun yurdundan sürün erenler.

Serkeş ve avare gezip tozana
Kargaşa çıkartıp huzur bozana
Mazlumu güçsüzü her gün ezene
İbret olsun deyu vurun erenler.

Zamanı gelirken kaçılmaz göçün
Kimden sorsam aslın ağaran saçın?
Muhabbet ilminden bal vermek için
Gönül dağım içre girin erenler.

Bana göre değil ne şöhret ne şan
Makam mülk insanı eylemez zî-şan*
Gördüğüm zilletten oldum perişan
Tez elden yanıma varın erenler.

Tükendi kelâmım hal yok kalemde
İnsanlık yangında gönlüm elemde
Garibem yalnızam ben bu âlemde
Beni kucak kucak sarın erenler.

Burhan’ım ağlaram kahır ne çâre?
Kuruyan gönlüme nehir ne çâre?
Ben zaten ölmüşem zehir ne çâre?
Şu bedbaht halimi görün erenler.

*zî-şan: şanlı, meşhur, şerefli.

El Neylesin?

Toprak suya kavuşmazsa
Gönlümdeki sel neylesin?
Başa gelen savuşmazsa
Ses çıkmayan dil neylesin?

Kadersizsem nasıl edem?
Şaşkınım ben nere gidem?

Bülbül yalnız ötüşürse
Gülşendeki gül neylesin?
Bin dert bana sataşırsa
Seherdeki yel neylesin?

Hasretine yokken çârem
Varlığından azar yârem.

Bahar yaza ermeyince
Petekteki bal neylesin?
Ömrüm güzde durmayınca
Beni saran el neylesin?

Burhan der ki olsam Kerem
Sevmeye hiç yok ki sürem.

(04.10.2007)

Eyleme Gönül

Hayra nazar eden haset gözlerle
Yakıp yıkanlardan eyleme gönül.
Her gece barlarda çalan sazlarla
Yoldan çıkanlardan eyleme gönül.

Sevdalıktan yana yolun şaşarak
Yârin hasretiyle bağrın deşerek
Yalnız ve kimsesiz dara düşerek
Yaşın dökenlerden eyleme gönül.

Güne ve yarına boş vere vere
Tüketip gençliği göz göre göre
Başına dert alıp sonra yok yere
Kahır çekenlerden eyleme gönül.

Hakikat ilminden feyiz almadan
Gündüzle gecenin farkın bilmeden
Kararan bahtında huzur bulmadan
Ruhen çökenlerden eyleme gönül.

Sevgiye isteksiz dosta hatırsız
Özü sözü yanlış kavli tutarsız
Hem riyakâr huylu hem de fütursuz
Ömrün yakanlardan eyleme gönül.

Hayat kesesinin delinip dibi
Yarına varmadan yırtılıp cebi
Yatağın şaşıran ırmaklar gibi
Boşa akanlardan eyleme gönül.

Zahmetsiz çıktığı makam eliyle
Tertemiz kalplerde hile yoluyla
Yanlış yön gösterip tatlı diliyle
Nifak ekenlerden eyleme gönül.

Yalan sözlerinden etmeden hiç âr
Günah bilmezlere verip âh-u zâr
Bıktıran zulmüyle bırakıp bîzâr
Dudak bükenlerden eyleme gönül.

Salih olan kalbe şeytan girince
Kolaydan sallarken zoru görünce
Fedakârlık yapmak zahmet verince
Çabuk bıkanlardan eyleme gönül.

Uzaklarda kalıp vuslat yurdundan
Burhan’ı perişan edip derdinden
Sebepsiz kırılan dostun ardından
Üzgün bakanlardan eyleme gönül.

(16.11.2007)

Güne Sığar mı?

Dönülmez geçmişi sorsam yıllara
Bir ömrün hesabı düne sığar mı?
Bu gidiş nicedir sorsam yollara
Bir ömrün hesabı güne sığar mı?

Siyah saça tel tel aklar ektiğim
Kaçan fırsatlara ah vah çektiğim
Çekilmez derdimle artık çöktüğüm
Bir ömrün hesabı cana sığar mı?

Beni terk etmişken bahar ile yaz
Hâlimden anlamaz ne söz ne de saz
Tek sır çözemezken dil avaz avaz
Bir ömrün hesabı bine sığar mı?

Burhan’ım neylerim eller gülerken
Sevda zulüm bana gönlüm solarken
Bağrım umman olup kanla dolarken
Bir ömrün hesabı ana sığar mı?

(28.09.2007)
**************
Dönüp Bakmazlar

Aldanma dost diye nazın çekmezler
İnlesen derdinden bil ki takmazlar
Dümensiz yelkensiz çıktıysan yola
Boğulsan ummanda dönüp bakmazlar.

Namerdi merdinden ayıramazsın
Tekmil rızkın versen doyuramazsın
Daralıp bunalsan zordan kederden
Seslenme boş yere duyuramazsın.

Ağlasan ne yazar bu dünya böyle
Usta ol kendine hem çal hem söyle
Güvendiğin dağa karlar yağarsa
Gördüğün zilletten şaşırma öyle.

Burhan’ım bu güne üzülmen boştur
Dünden sana miras hüzündür yaştır
Duyarsız kullardan gayri yok çâren
Ömründe son demin borandır kıştır.

(13.08.2007)

İncitme!

Yoklukla cenk eden yiğit kullara
Varlıkla hükmedip az’ı incitme!
Gönülde yeşeren gonca güllere
Ölçüsüz zulmedip naz’ı incitme!

Hoşnutluk etmeyip dudak bükerek
Haksızken sitemkâr gözle bakarak
Kalbe nağme nağme hasret ekerek
Derdinden inleyen saz’ı incitme!

Sevda sofrasından hüzün bandırıp
Güneşsin diyerek her gün kandırıp
Sıcak hayalleri kışa döndürüp
Sevinçler tattıran yaz’ı incitme!

Ummanda tükense derman kürekten
Haber salan teller kopsa direkten
Derin iç çekerek her gün yürekten
Son çâre seslenen söz’ü incitme!

Kalender kal daim kendinle barış
Sevginle sımsıkı hemhâl ol karış
Muhabbet ehliyle ilminle yarış
Dostlukla pekişen öz’ü incitme!

Kıymet bil baharda bildiğin yaşa
Gördüklerin değsin saldığın yaşa
Hürmet göster artık geldiğin yaşa
Ömrün olgun eden güz’ü incitme!

Zorlukta nefsine mahkûm olanla
Süflî yaşamaktan keyif alanla
Yalan dolanlarla vaktin çalanla
Güzel gün görmeyen yüz’ü incitme!

Burhan der sakın ha güvenme güce
Aşk denen hülyayı çöz hece hece
Kendinden vazgeçip gündüz ve gece
Üstüne titreyen göz’ü incitme!

(01.09.2007)

Söyle Bana

Bahar geçip giderken, zamana inat susup
Söyle bana yazdan mı, inilersin ey gönül?
Sararan her yaprakta, gülen yüzünü asıp
Söyle bana güzden mi, inilersin ey gönül?

Azap estiren yıllar, bedel alıyor tenden
Zulüm yağan sinene, çâre gelmiyor günden
Duyduğun yalanlarla, sitem ederek dünden
Söyle bana gizden mi, inilersin ey gönül?

Güzellik ve letafet, yok oldu azar azar
Hangi tarafa dönsem, kötü kaderin yazar
Koparırken bin parça, yüreğini kem nazar
Söyle bana gözden mi, inilersin ey gönül?

Yarından umut verip, gönlünde sere sere
Yatırmadın dizinde, dertlerim sara sara
Ben yolunu gözlerken, bahtıma vura vura
Söyle bana hazdan mı, inilersin ey gönül?

Güvenmeyip sevgime, ellerden kıskanarak
Umutsuz yarınlarda, hep geçmişin yanarak
Hayalden sırma saçan, tatlı söze kanarak
Söyle bana nazdan mı, inilersin ey gönül?

Çâresiz gecelerde, nağmeler gam bağlarken
Gördüğün manzaradan, yüreğin kan ağlarken
Bedende yanardağlar, ateş saçıp dağlarken
Söyle bana közden mi, inilersin ey gönül?

Kışa döndü hevesin, kar yolların sarıyor
Kararan ömrün üzre, dağlar taşlar vuruyor
Ağın çetrefil örmüş, kader hesap soruyor
Söyle bana sözden mi, inilersin ey gönül?

Korkulu gözlerinde, sonsuz felaket gördüm
Dinmeyen hasretimle, sevdana güller derdim
Hiç tereddüt etmeden, sana ömrümü verdim
Söyle bana azdan mı, inilersin ey gönül?

(10.08.2007)

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
 

Bu şiirlerin her türlü telif hakkı şairin kendisine veya temsilcilerine aittir


 

 

Son Güncelleme ( Sunday, 18 January 2009 )
 
< Önceki   Sonraki >
Üye Menüsü
http://www.aycom.de
http://www.aycom.de 
      Erdal Erdoğan
Sizinde bir web sayfanız olsun
istiyorsanız Altta ki lingi tıklayın
http://www.internetsayfam.de/