| Mehmet Yaşar Genç |
|
|
|
| Yazar Administrator | |
| Tuesday, 04 November 2008 | |
|
Bir çehre düşünün hakkı anlatan Eski iklimlerin ruhunu taşır Asırlık dertlerin yükünde yatan Bin bir düzen içre yalnız savaşır Yıllardır gezmedik yol bırakmadın Sahte kalemlere, söze bakmadın Özünü yıkacak ize akmadın Gittin, şehâdet mi sana yakışır Hayalini perde perde açarken Gönlünden ülkene ışık saçarken Dağlar yuttu seni, gökte uçarken Sevdanı milletim duydu, ağlaşır Serdengeçti bir er gibi yürüdün Vefa dergâhından aşkı büründün Sonsuza giderken son kez göründün Melekler ruhuna candan bakışır Var git ağam, karlı dağlar önünde Üzülme sen, kirlilik yok dününde Baharı getirdin şu kış gününde Kırgınlıklar, dargınlıklar yatışır Hasret katar katar yolun beklenir Gözyaşları nehirlere eklenir Sensiz dünya gam yükünü yüklenir Muhsin'im davana binler kalkışır.
Zorlu bir işkenceyi yaşıyorum adınla Emir ver celladına, güneş doğsun bana yâr! Gecelerimi bölüp, gündüzümü tükettin Gözlerin ki akıtır beni bir ummana yâr! Mahkumum, feryadımdan yankılanır duvarlar Titriyorken bedenim, yakarışım sana yâr! Unutmadı yüreğim gözündeki nazarı Çevir bakışlarını acı çeken cana yâr! Ya darağacını kurup, yık sehpamı biteyim Ya da saray kapını yazdır o fermana yâr! Doktor bey Yılmaz bir yüreğe sahip bedenin Hayat savaşıdır varlık nedenin Kapında bekleyen adın, erdemin Reçeten yaz; gülsün yüzler doktor bey Niyazımdır azat olsun kalbiniz Tükenmesin sevinciniz, sevginiz Türkülere konu olsun eliniz Reçeten yaz; gülsün gözler doktor bey Yazmanlığın ulaşsın elden ele Uzmanlığın dolaşsın dilden dile Solgun yüzler seninle dönsün güle Reçeten yaz; gülsün sözler doktor bey. Dokundu bana (türkü) Bir sitem sözcüğün inletir beni Özüme döndürür bakışın senin Yapılan icraat anlatır beni Közümü söndürür kalkışın senin Sönük bir sevdayı yakmaya gelmem Sıfırı tükettim gönülden gülmem Saygın olmasam da soygunu bilmem Çözümü dondurur akışın senin Faydasız şarkıdan zar kaldı bana Mahkum soğukluğu dokundu bana Bilmediğim suçlar okundu bana Dizbağım soldurur yokuşun senin. Dolu Dizgin (sanat müziği) Atını mahmuzlayan Süvari'dir emeğim Olur yağmur, fırtına Düşlerim sana gelir Bitmeyen her akşama Aydınlıktır dileğim Her geceden sabaha Düşlerim sana gelir Mahkumun çilesine Özgürlük dileneyim Baharını gözleyen Düşlerim sana gelir Dolu dizgin bir sevda Benzeri zor bulunur Güllerin ağladığı Şarkılardan duyulur. El ne bilir (ezgi) El ne bilir emeğimin adını Avcı olup vuruyor kanadını Tahammülsüz; anar isem yadını Kapım çalıp yıllarımı karalar Baharı içinde taşırken dallar Zamanı gelende açılır yollar Gıybet oklarını savuran kullar Hedef şaşıp hakikâtim yaralar Nefreti tütersen yaralan kalbim İmtihan sırrıyla varolan kalbim Gülün kokusuna vurulan kalbim Umut mayasıyla ömrün karalar. Elveda demedin Yüreğinin kapıları demirden Gidiyorken bir elveda demedin Düşlerim silinmiş not defterinden Siliyorken bir elveda demedin Yeryüzü Gül'lleri ağlar,derinden Ümidim kopardın ince yerinden Gönül sarayımı ta temelinden Yıkıyorken bir elveda demedin Boğazımda boğdun son nefesimi Yaşamak isteyen ilk hevesimi Kapında bekleyen titrek sesimi Duyuyorken bir elveda demedin. Emi! .. (türkü) Yüreğime kızgın bir köz bıraktın Ateşime çıra olasın emi! Zehir havuzunda dilim yıkattın Susuz çiçek gibi solasın emi! Sazım kırık, sarınamam izlerin Bedenimde ağrı, çıban sözlerin Götürürken hayatımı gözlerin Korku tufanında kalasın emi! Seni görüşümde yazgımı sevdim Kalemim ağlarken çizgimi sevdim İçimi dolduran ezgimi sevdim Dertli şarkılarda yanasın emi! Sevda kurşununa hedefte yöndüm Sürgünün yaşayan mahkuma döndüm Siyah gözlerine gönlümü gömdüm Bir çöl soğuğunda donasın emi! Yorgun hayallerim, bağımı ekmez Damlalar gözümde, yağmur gerekmez Yüklendim yokuşu, dizlerim çekmez Gergin hudutlara konasın emi!
Yüzünden okurum garipliğini Göç katarı gözlerinde yol alır Fayda vermez çabalarım gönlüne Kuytu köşelerde yüreğim kalır Nazlanırken ay doğardı geceye Her yakarış gizem kadar heceye Koparıldın, dalım kurudu gülüm Hayat dündü bir girift bilmeceye Damlayan evimin damı çürüdü Bin bir böcek tavanımı bürüdü Yaşadığım sır yumağı kördüğüm Esaretim mısralardan göründü Hangi dağın Lâle’sini kokladım? Boz bulanık yüreğimi yokladım Tabip deva sunmaz mısın gönlüme? Ben derdimi mısralarda sakladım. Çile: Gül kokan bağımı diken bürüdü Umut iklimine hazan yürüdü Gözlerinden düşen bana sürgündü Sırtımdan çilemi kime vereyim? Bilmiyorum ne diyara gideyim? Rüzgârı çağırsam bana gelir mi? Savurarak beni benden alır mı? Göklerine bulut yapıp salar mı? Sırtımdan çilemi kime vereyim? Bilmiyorum ne diyara gideyim? Gözümü damlatıp nehir akıtsam Ayrılığım satanlara dağıtsam Zamana yeniden tarihler atsam Sırtımdan çilemi kime vereyim? Bilmiyorum ne diyara gideyim? Sönen yıllarımı yollarım saklar Dertlerin anası beni kucaklar Mecnunca yürüyüş, kıskanacaklar Sırtımdan çilemi kime vereyim? Bilmiyorum ne diyara gideyim? Çizilen sınır: Göz damarlarımdan çekildi suyum Açılan kanallar çölüm bitirmez Her makas vurunca değişti huyum Dikilen yamalar geri getirmez Sabır, sebat dedi mukaddes yolum Bu yolda yürürken eksilmez dolum Her atılan taşla yol vermez kolum Mülkümü soyanlar şüphe götürmez Kabarık deliller, etrafa saçık Kim dir diye sorma perdeler açık Debelenip durur beyninden uçuk Çizilen sınıra aklın yetirmez Çul'suz zannedilen ben mişim meğer? Soğuk hesaplardan biçilmiş değer Hükmeden hükmünü vermişse eğer Atılan tohumu toprak yitirmez. Çocuğum: Kahramanı donmuş, hastadır düşüm Mutsuzluk yazıyor masal çocuğum Oyuncak gözlerden yere düşmüşüm Düşene dokunmak yasal çocuğum Sevdalar yetimdir, notana yazık Zorlu bir koşudur yetmiyor azık Toprağın bağrından çıkmıyor kazık Olup bitenlerden ders al çocuğum Soframızın tadı zehir kokusu İnsanım sancılı kurulur pusu Ak saçlı ihtiyar yoktur korkusu Meydanlar dolmuştur uysal çocuğum Yıldızlar hastadır, ağlıyor güneş Acı gecelerde kaynıyor ateş Barut kokusuna koşuyor kardeş Sabır türküsüne kurs al çocuğum. Daha dün gibi: Masal girdabıydı yaşadıklarım Sen gideli durulmuyor sularım Aşkın alevinde yanar yıllarım Rüya gemisinde saklarım seni Susmak, benim tek kusurum bilirim Kaderinle mutlu olman dilerim Boynum bükük, huzuruna gelirim Hatıramda her gün koklarım seni Kırmızıyı yaşar bütün sevdalar Azat haberini bekler mısralar Kalbimde yeşerir, açar goncalar Her gün seher vakti toplarım seni. Dikenlerde ağlar: Aşkın sürgününde yol alır gönlüm Yolumu kanatan dikenler ağlar Vuslatım bezetip götürür ölüm Özlemi bahtıma çekenler ağlar Susuz bozkırımda matem havası Nöbetimi bekler ecel mangası Sevgiliden gelen, hançer yarası Yiğit bileğimi bükenler ağlar.
Nasıl bilsin yalnızlığım Gelen hüznün ta kendisi Eski çağdan kopup gelen Aşıkların efendisi İliklerime doldun candan özge ölüm hey! Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey! Rastlantı mısın ey dost? Toprağımı titrettin Mevsimlerime doğru Gözlerinle göç ettin İliklerime doldun candan özge ölüm hey! Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey! Yüreğimi tutuşturdun Yaktın gönül ocağımı Bir virane kurmak için Ağlattın gönül dağımı İliklerime doldun candan özge ölüm hey! Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey! Doğ ey güneş, ufkum kara Dağlarımın ahı bitsin Ciğerimde açan yara Gözlerimden kayıp gitsin İliklerime doldun candan özge ölüm hey! Neden geldin ülkeme sürgün kalpli gülüm ey! Cevapsız dönen soru: Aşkın tarifi zor, neden ve niçin? Dilden dile dolar, söze karışır Gönül’den gönül’e yol bulmak için Habersiz bakışan göze karışır Bir çağlayan gibi çağlar derinden Gözyaşı akıtır yar kederinden Saba rüzgârıyla oynar yerinden Yürekten yüreğe öze karışır Bir ömür taşınır en özel yerde Kuruyan dudakta saklı değerde Dünya dedikleri sürgün seferde Dumanı tütmeyen köze karışır Nehirler kurutur obur mu obur Yağmuru kıskanan arzu doludur Sanırsın cevapsız dönen sorudur Bazen bahar olur güze karışır Bir kez kırıldı mı bine bölünür Yüklenen değere harcar bir ömür Beden dili olur göz den görünür Gülücük dağıtan yüze karışır Zaman denizinde sahile vurur Güvendiği dağlar hayal doğurur Leylâ Leylâ diye aşk’a doğrulur Mecnun’a yol olur, düze karışır Dert pınarı olup akar bedene Gurbeti tattırır aşk’a gidene Hedefe koşacak soylu nedene Yol’a hayat veren ize karışır Mutluluk adına hasret yüklüdür Gece ayazında beden kürküdür Kitaplar dolusu eser ülküdür Sayfalara sığmaz gize karışır.
Ümit duvarımı yıktın gül ile İdam fermanımı verdin dil ile Bitirdin ömrümü savurdun yele Gözlerimde resmin dürüldü bu gün Güllerim dikenle sarıldı bu gün Güvendiğim dağlar devrildi nazdan Alevler üşüdü kuru ayazdan Artık soran olmaz bahardan yazdan Bahçem viran oldu bozuldu bu gün Hasret katar katar dizildi bu gün. Can kurban Davet bilip doğruyu Çekilecek ağrıyı Düzeltmeye eğriyi Baş olan cana kurban Mana bahrine dalıp Bahşedileni bilip Sevda kabından dolup Boşalan cana kurban Hayra kurulan işe Vermeli gönle neşe Bu uğurda kardeşe Aş olan cana kurban Selam koyup dillere Dağıtılan ellere Irak olan illere Kuş olan cana kurban Bağlanarak özüne Menfaatin sözüne Cehaletin yüzüne Taş olan cana kurban Fitneleri kaldırıp Alevini söndürüp Yatağında dondurup Kış olan cana kurban Emir bilip izinde Fer kalmasa dizinde Düşkünlerin gözünde Yaş olan cana kurban Çürümek üzre kalıp Deva için sarılıp Vuslatı anda bulup Hoş olan cana kurban.
Aynalara yansıyan Resmine dönüp baktım Saçlarımı ağartan Mevsime gül bıraktım Bir yanık ses duyulur Erzurum dağlarında Rüzgâr ile savrulur Virane bağlarında Gönlümün yaylasına Yağız atlar koşuyor Seninle yüreğimde Meşâle tutuşuyor Bir yanık ses duyulur Erzurum dağlarında Rüzgâr ile savrulur Virane bağlarında Türkümüz mırıldanır Ayrılık yağmurları Öksüzdür yuvasında Şimdi gurur kuşları Bir yanık ses duyulur Erzurum dağlarında Rüzgâr ile savrulur Virane bağlarında
Bir bakışın kelepçedir yazıma Dertlerimi yol eyledim sazıma Hasretimi sarmaladım sızıma Bağrıma gurbeti iz eyleyen yar Bir alev bulutu göğsüme dolar Kurumuş bedenim eyler ahuzar Susuz yanan toprağımda ahım var Adını yolunda giz eyleyen yar Ararken düşlerim devrildi zaman Sızıya gömüldüm kavuşmaz derman Sensizlik gönlümü eyledi ziyan Bahtımı bir kara söz eyleyen yar Çaresiz beklerken yanan gecemde Baharım ölüdür şimdi bahçemde ölümü koklayan acım içimde Ömrümü yakarak köz eyleyen yar. Ben sana döndüm Kalbim bilinmeyen gergin biçimde Bir gizemli mevsim yaşar içimde Tahammül gücüm yok, gönlüm seçimde Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm Kendin tanımayan hırçın isimden Deliksiz uykudan,sönük resimden Yankısın kaybetmiş ölgün sesimden Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm Bu geçici han'dan, altın kafesten Vakti talan eden sahte nefesten Ruhumu kemiren şeytani sesten Çıkmaz sokaklardan ben sana döndüm.
Yolları kör dağlarının Saçlarına düşmüş Eylül! Pas tutmuş rengi sevdanın Uslanmaz mısın be gönül! Gördüğün düşler yalandı Kerem gibi özün yandı Beladan gayrı ne kaldı Uslanmaz mısın be gönül! Sokakların güne hasret Ürkütmeli seni gurbet Ömür biter, bitmez nöbet Uslanmaz mısın be gönü! Kapında beklersin onu Yılların nöbet yorgunu Kader savurur okunu Uslanmaz mısın be gönül! Ekersin toprağın bitmez Bağlarında Bülbül ötmez Güz mevsimi senden gitmez Uslanmaz mısın be gönül! Göklerinden hüzün yağar Tutsaklığın zindanı dar Yalnızlık aşılmaz duvar Uslanmaz mısın be gönül! Bahtımız Bizim Sensizlik yakıyor topraklarımı Yağmura yaslanmak bahtımız bizim Damlalar yokluyor yanaklarımı Her gece ıslanmak bahtımız bizim Umudu zorluyor beklenen uzak Ne yakındır bize, ne gözden ırak Dileğini yazıp ırmağa bırak Sabırla uslanmak bahtımız bizim Kalbime kazıdım her daim seni Tahtımın üstüne koydum buseni Kulağım taşıyor güzel sesini Sesine seslenmek bahtımız bizim Dermanı olmayan dert olmaz derler Dermanın arayan yorulmaz derler Sevdalı yüreğe yollar tükenmez Gönül seli taşsa durulmaz derler. Babamdır; Korkuma Siper Babamdır; korkuma siper Yuvamıza yılmaz nefer Benliğimin temel taşı Baha biçilmez mücevher Sen, doğruluk elbisesi Çocukluğumun neşesi Klavuzum, gündüz, gecem Sen, yüreğimin busesi Öğretindi adımların Yolu oldun adamların Sabır; seninle güzeldi Filizlendi yardımların Sitemine katlanırdım Edebinden utanırdım Duruşun hakkın yaranı Dostu, düşmanı tanırdım Aza; kanaat önderim Gittin, sahipsiz gönderim Bıraktığın eserinden Sonsuzda faydalan derim Nakarat: Sensiz, her yeni sabaha Hasret ateşim yakarım İçimde oluştu vaha Bir yanım öksüz kalkarım. Şimdi anladınmı gülüm: Sevdan gözümde durandır Kalbime çadır kurandır Özgürlüğümü vurandır Şimdi anladın mı gülüm Türküler saklasın seni Yollarıma dolan gülüm Yağmurlar aklasın seni Uzaklarda solan gülüm Yüreğime dolan güzel Dallarıma oldun gazel Sevdamız ebet ve ezel Şimdi anladın mı gülüm Türküler saklasın seni Yollarıma dolan gülüm Yağmurlar aklasın seni Uzaklarda solan gülüm Dağlarıma güz devirdin Dünyamı buza çevirdin Yazdıklarım olsun virdin Şimdi anladın mı gülüm Türküler saklasın seni Yollarıma dolan gülüm Yağmurlar aklasın seni Uzaklarda solan gülüm Söylenecek sözün mü var? Töremiz aşılmaz duvar Artık yaradana yalvar Şimdi anladın mı gülüm Türküler saklasın seni Yollarıma dolan gülüm Yağmurlar aklasın seni Uzaklarda solan gülüm Mürtecisin öz ülkende Yangın için köz ülkende Aradığın söz ülkende Şimdi anladın mı gülüm Türküler saklasın seni Yollarıma dolan gülüm Yağmurlar aklasın seni Uzaklarda solan gülüm. Vay! Karanlık sarmış her yanın Çalar kapını rüyanın Akıl sızım, gurbet yüzlüm Değişmezidir dünyanın vay! Gecelere taşınırım Hasretinden aşınırım Kavgamda asiyim bu gün Yokluğunu kuşanırım vay! Sabahıma devrilen kış Yetim ruhlu, acı bakış! Vurulmuşum sereserpe Kalbimin damından akış vay! Bu yol kırık, uçurum var Bu yola girenler ağlar Dileğim aydınlanasın Karanlıktan korku doğar vay! (Nakarat) Sahteliğin defterini Dürmek için mevzilendim vay! Ruhun kaybetmiş ferini Hayat vermeye bilendim vay! Akıp giden vakitlerim Seninle savrulur nice bin bahar Akıp giden vakit isyana doğru Kapında bekleyen binlerce ahlar Mahrem gecelerde ziyana doğru. Ruhum çelişkide dünyam kararır Kalbime kurulan ıssız vahadır Gün doğarken bize ayrılık kalır Ağlarken bedenim urgana doğru. Çığlığım kaybolur, sessizlik çöker Kırık gönlüm aşktan acılar çeker Vefa bahçesine hicranım diker Sonsuza gidilen divana doğru. Dönmeliyim Sabır kuşum kanat çırpar Kuşkulanan yüreğime Gönlümün gözüne çarpar Destek vurur direğime Korku besler açlığımı Düş birikir ellerimde Bu sevdaya tanığımı Arayışım illerimde Kaybolmadan güven duygum Gerçeğe yol almalıyım Ürkütmeden beni kaygım Özgürlüğüm salmalıyım Üzerimde taşıdığım Acılarımın bedeni Bir Ok gibi taşındığım Hedefte vurdum benbeni Yollarım küsmekte haklı Sürgünümden dönmeliyim Yıllarım izimde saklı Yorulmadan dinmeliyim Saflığa dolan sevdanın Engelini biliyorum Vuslatı bulan sevdanın Sonsuzunu diliyorum. Bu şiirlerin her türlü telif hakkı şairin kendisine veya temsilcilerine aittir |
|
| Son Güncelleme ( Monday, 30 March 2009 ) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



