Besteciler.org 2006-2016
Anasayfa arrow AdanZye arrow Index arrow Şiir Köşesi arrow Şiir Köşesi   
Çarşamba, 01 Aralık 2021
Anasayfa
AdanZye
Besteciler
Söz Yazarları
Amatör Söz Yazarları
Bestelenmiş Sözler
Video Paylaşım
Şairler & Şiirleri
Yılmaz Tatlıses
Erdal Erdoğan
Site İçi Arama
Super.Besteciler.org
Besteciler 2017
besteciler6

bestecilerlogo01.jpg

HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ğ |H |I |İ |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Ş |T |U |Ü |V |Y |Z

Index arrow Şiir Köşesi arrow Şiir Köşesi

Mehmet Nacar 2 PDF Yazdır E-posta
Yazar Administrator   
Perşembe, 12 Temmuz 2007

Sample Image    Biyografi

Yakılan Dünyalar

Ayağıma bağlanmış sıra sıra dağlar var?
Bastığımda mazimi yıkarak gidiyorum.
Adımımı attıkça ağlıyor kaldırımlar,
Arkamdaki dünyamı yakarak gidiyorum.

Feleğin sillesinin bağrımdadır nasırı,
Vefasızın nazında, ömrün yarım asırı.
Yar elinden yaralı, hüzünlerin esiri,
Yaramdaki gülleri ekerek gidiyorum.

Sevilenler yalancı, mecnunluğum boşuna,
Aşk masalı anlattım, gözlerimin düşüne.
Umut batan gecede her adımın başına,
Küsümün şimşeğini çakarak gidiyorum.

Sevgilinin uğruna unutmuşum âlemi,
Hüznüme roman yazar, yüreğimin kalemi.
Zincirlerle belime bağlamışım sır gemi,
Yüklendiği hasreti çekerek gidiyorum.

Sevincimi bıraktım, vefasız çingenede,
Zulmüyle kül olmuşum, seviyorum gene de.
İki buğulu gözün sıktığı mengenede,
Gözlerimin yaşını dökerek gidiyorum.
Arkamdaki dünyamı yakarak gidiyorum.


Gönül Veremi

Sırtında boş yere kanat arama,
Omzuna dökülen yelpaze süsün.
Hasretle kanayan gönül yarama,
Gözlerini sardım, görmüyor musun?

Bakışın çıkıyor açtığım falda.
Hüznümün gülüsün, dikenli dalda.
Kaşımın yayından okları sal da,
Ağlayan gönlünü vur mu diyorsun?

İstersen ömrünce kaç bucak bucak.
Hayalini saklar, açılan kucak.
Gönlümün boynunu ipten alacak,
Üç harfli selamı vermiyor musun?

Kıyısız denizdir aşkın gizemi.
Hüzün dalgasında yaralı gemi.
Yıllardır çektiğim gönül veremi,
Derdini sevdaya yormuyor musun?

Sırtında boşuna kanat arama.
Yollarda bin türlü engel var ama,
Aşılmaz inadın surdur arama,
Seviyorum demek zor mu diyorsun?

Hasretin ikizim, vuslat ırakta,
Sevdamın kumaşı şimşir tarakta.
Unut bu sevdayı, beni bırak da,
Kendine bir dünya kur mu diyorsun?

Sensiz Akşamlar
 
 Sevdamı meçhule saldığın zaman,
 Geceye yazılır, hüzün listemiz.
 İçimde dargınlık, başımda duman,
 Sevgiler yollarım, sütlerden temiz.
 
 Hasretin zehiri karıştı kana,
 Hüzünler bebektir, sensizlik ana.
 Bir küçük haberin gelince bana,
 Umut notasında çalar bestemiz.
 
 Gecenin karası vurunca cama,
 Canımın ezberi, sana sızlama.
 Eskiden sihirbaz tabiptik ama,
 Çaresiz dertlerde sevgi hastamız.
 
 Mızrabı vurmadın gönül sazına,
 Dudağın yeminli sevda sözüne,
 Bir gün bedenimiz döner özüne,
 Mecnun’la Leyla’dır bizim ustamız.

Ayılmaz Sarhoş
 
 Ayrılmayı başardın, yolun açık arkadaş,
 Seni fani âlemin yalanında bıraktım.
 Ömrümü son bakışın talanında bıraktım,
 Sen ardına bakmadan, yürürken yavaş yavaş.
 
 Sabrımın sonu geldi, işte çıktım çileden,
 Gözyaşımı saklarım, ben de bakmam arkama.
 Ateş döktüm bahtıma, hüzün ektim şarkıma,
 Derdin beni yakmakmış, emrin olur, dile sen.
 
 Bakışların hayattır, gülüşlerin ahiret,
 Sözün idam sınavı, nazın sırat köprüsü.
 Gerçeğini aratmaz, hayalinin kaprisi,
 Sayende icat oldu, gönlümü bozan cinnet.
 
 Tek sen mi diyeceksin, ‘’Bırak beni, hoşça kal’’?
 Allaha ısmarladık nasıl denir, gör işte.
 Belki ölmek var ama dönmek yok bu gidişte.
 Yine de keder etme, duru pembe düşte kal.
 
 Bir gün beni ararsan, gönlümün Surdibi’nde,
 Şarapçılık ederim, küskünler diyarında.
 Sarhoş olmak da varmış, ömrün sonbaharında.
 Hasretin sarhoş mezem, gözlerin bardak bende.
 
 Sevdamızı içerim, hüznümün sinesinde,
 Ayılmaz bir sarhoşum, kader meyhanesinde.

Yalnız Gecelerim
 
 Saatler yıldan uzun, yıldızlar güne dargın,
 Seni düşünmekteyim, yalnız gecelerimde.
 Ayrılığın çölünde kahve gözüne vurgun,
 Hüzün saray ben beyim, yalnız gecelerimde.
 
 Alışmadım bir türlü dargın ayrılığına,
 Vefasızlık kötü şey, asla yakışmaz sana.
 Bir sevda bestemiz var, karanlıkta lisana,
 Gelip çalan bir neyim, yalnız gecelerimde.
 
 Gönlümün bayramından mutluluğu alırsın.
 Karanlıktan büyüksün, gölgesinde kalırsın.
 Kopan bir yıldız olur, büyüyerek gelirsin,
 Ben minik bir taneyim, yalnız gecelerimde.
 
 Seninle çok güzellik yaşıyordum dersin de,
 İnatlara bulanmış, vefasızlık var sende.
 Umutlarım tükenmiş, yaşamayan bedende,
 Hasret dolu sineyim, yalnız gecelerimde.
 
 Saatler yıldan uzun, ömrüm hüzünden kısa,
 Demir dayanmaz pasa, ruhum dayanmaz yasa
 Karanlıkta beliren hayalin de olmasa,
 Dertliyim divaneyim, yalnız gecelerimde.

Bir Gönül Masalı
 
 Beni hasta halimde, zor anımda bıraktın,
 Adaletsiz kaçışı vicdanımda bıraktın.
 Sitem kokan nefesin yükseltti alevleri,
 Dayanılmaz hasretin dumanında bıraktın.
 
 ‘’Gözlerinin içine başka hayal girmesin:::’’
 Nağmesiyle çınlardı, ses vermeyen nefesin.
 Hani sevmiştin beni, ömrünce unutmazdın?
 Beni kovdun gönlünden, sen hala içimdesin.
 
 Sevdanın büyüsüne duygumuz karışarak,
 Aynı vadiden aktık, çılgınca yarışarak.
 Ben hala coşkun selim, köpürerek akarım,
 Gözlerinin rengiyle yeniden barışarak.
 
 Çınar derdin gönlüme, gölgemde açtın fallar,
 Kemirdi hasret kurdu, sarardı bütün dallar.
 Kâinata dargınım, ızdıraba yolcuyum,
 Yanımda sen olmadan çekilir mi bu yollar?
 
 Ayrılığın Kaf Dağı, n’etsem aşamıyorum.
 Hüzünlere efendim, derde paşam diyorum.
 Unuttun unutalı çöktü göğün tavanı,
 Derdin beni bitirdi, artık yaşamıyorum.
 
 Gönlümün anasıydın, caminin avlusuna,
 Bırakıp veda ettin sevdanın yavrusuna.
 Öksüz kaldım âlemde, kış kıyamet benimle,
 Ne ağlarım peşinden, ne de dön derim sana.
 …………………………………………………..
 Yalnız Ferhat mı yardı, dağların kayasını?
 Bir tek Mecnun mu tuttu, Leyla’sının yasını?
 Tanrım bana yaratmış, ayrılık belasını,
 Âlem gönül gurbetim, kim bulmuş sılasını?

Leyla Yüreklim

İzin ver de öreyim, saçını belik belik,
Salma sırtından beri, yerlere dokunmasın.
Duyguların özünden bir şarkı yap buselik,
Gönlümün ezanında başkası okunmasın.

Gizemli gül dalım ol, hayalimde salın da,
Garip gönlüm yaşasın, bir sevda masalında.
Dikenden merdivene, duyguların dalında,
Tırmanırken yüreğim, acıdan sakınmasın.

Sevdanın mevsiminde hüzünden yağmur gerek,
Hasretle ıslanmazsa, sevmeyi bilmez yürek.
Ömür boyu mecnunu bulamadım diyerek,
Seven Leyla yüreğin bahtından yakınmasın.

Seni asla bırakmam, kaçsan da bucak bucak,
Rehberimdir gözlerin, yollarımda duracak.
Kirpiklerin çelikten kollarını kıracak,
Kalbimi köle yapan hasret adlı kumpasın.

Gönül tutulmasında güneş buluştu ayla,
Sevinçten sarılarak, ağlayalım coşkuyla.
Leyla ile Mecnun’un efsanevi aşkıyla,
İzlerini silelim, yıllardır süren yasın.

Nurum

İpek saçlarını sorduğum zaman,
Gizliden gizliye tarardın hemen.
Gizemli hayaller kurduğum zaman,
Zülfünü gönlüme sarardın hemen.

Sevdalar şehrinde kalmışım yetim,
Gönlümü bebeğin yapmak niyetim.
Geriye kaldıkça sevda saatim,
Tatlı bakışınla kurardın hemen.

Gülecen yüzünden umutlar alsam,
Her iki gözünde resmolup kalsam,
Feleğe kahredip, hüzüne dalsam,
Telaşa kapılır, arardın hemen.

Yüreğin uykuda, vicdanın nerde?
Sızılar katarsın, çaresiz derde?
Kalbine gerdiğin sır dolu perde,
Açılsa ağlayıp, varırdın hemen.

Meleğe yakışmaz, bu kadar kurum,
Gözlerin emelim, aşkın gururum.
Günümde güneşsin, gecemde nurum,
Sevdalım deyince karardın hemen.

MUHABBET SARAYI

Sevaptan başlarım, günaha kadar,
Her yolu denerim, varırım sana.
Gurubun renginden sabaha kadar,
Özlemle selama dururum sana.

Derler ki, aşığa Bağdat sorulmaz,
Yolları aşmadan yara varılmaz,
Hasretle uslanan gönül yorulmaz,
Dağları delerek ererim sana.

Gözlerin imzanı attı esere,
Kestiği biletle çıktım sefere,
Beni sevdiğini söyle bir kere,
Ömür güllerimi dererim sana.

Meleksi yüzünü göğsüme bırak,
Gözlerim aynandır, ellerim tarak,
İpekten saçını zıbın yaparak,
Özene bezene sararım sana.

Sevgimin özünden duvarlar örer,
Ebemkuşağını üstüne serer,
Gözünün renginden perdeler gerer,
Muhabbet sarayı kurarım sana.

Hasretim senettir, gözlerim kefil,
Gönlümü âlemde bırakma sefil,
Yaramı okşayıp es efil efil,
Sevdamın sırrını veririm sana.

BİLMEYECEKSİN

Adını sayıklar, gezerken burda,
Öğrendi caddeler, sokaklar seni.
Bu şehirde kimse tanımaz beni,
Bir garip adamım kaldırımlarda.

Ne dost bulabildim, ne mekânım var,
Yine de âlemin tek sahibiyim.
Kurumuş dallarda baykuş gibiyim,
Ele bahar geldi, bana sonbahar.

İki yabancıyız birbirimize,
Ben meyi unuttum, meyhane beni.
Böyleymiş dünyanın kahpe düzeni,
Dinmeyen sancıyız birbirimize.

Kuşlar arkadaşım, bulutlar dostum,
Nisan yağmurları gönlüme yağar.
İçimden bin türlü fırtına doğar,
Vuslat müjdesinden umudu kestim.

Hasret acısını bir ben bilirim,
Bir de mezarlıklar bilirler belki.
Özleminle yanmak öyle güzel ki,
Canımda parlayan kordan bilirim.

Anladım bir daha gelmeyeceksin,
Yangında sürecek hayat seferim.
Gözümde resminle göçer giderim,
Neden göçtüğümü bilmeyeceksin.

SEVERİM SENİ

Ne vuslat beklerim, ne de bir umut,
Derbeder halimle severim seni.
İstersen hatırla, istersen unut,
Yapraksın dalımda, severim seni.

Zaman fahişedir, kimseye kalmaz,
Yeniye vurulur, eskiye gelmez.
Sevda mevsiminin hazanı olmaz,
Kokusun gülümde, severim seni.

Gizlenmiş şiirdir, boya kalemde,
Öylesi gizemsin, gönül kalemde.
Meçhul ufuklara yürürüm hem de,
Hedefsin yolumda, severim seni.

İndirme burnunu, havada dursun,
Âlemin cümlesi güzellik görsün.
Yanımda hayalsin, uzakta varsın,
Türküsün dilimde, severim seni.

Dünyayı paylaşan akla gülerim,
Ayak izim kadar, kiralık yerim.
Ne sevgini umar, ne de sev derim,
Arısın balımda, severim seni.

Öfkeli bahtımın attığı dayak,
Sonunda sevdadır, çektiği kıyak.
Vuslatın seraptır, hüzün kırkayak,
Gezinir çölümde, severim seni.

SORMAZ OLDUN

Konuşurken saatine bakmadan,
Telefonun pillerini yorardın.
Sevgimizi sözcüklere dökmeden,
Gözlerimden hayalini sorardın.

Kollarımdı gerdanının takısı,
Dudağımdı dudağının sakisi,
Yanağında yaban gülü kokusu,
Kirpiğimle saçlarını tarardın.

Gülüşlerin dağıtırken yasımı,
Bakışların parlatırdı pasımı.
Birkaç saat duymayınca sesimi,
Yana yana telefonla arardın.

Bizim elin toprağında taşında,
Güllerinde, ağacında, kuşunda,
İçimdeki her sızının başında,
Sevincimin adresinde sen vardın.

İlmek oldum sarıldığın tüllere,
Yağmur oldun yabanımda güllere,
Gecemdeki yıldız kumlu çöllere,
Hayalinin çadırını kurardın.

Bilmiyorum, ne yaptım ki, sana ben?
Hayalini sormaz oldun gözümden.
Güneşini batırarak güzümden,
Patlayacak bulut gibi karardın.

ATEŞ LİMANI

Beni bahtına kızan,
Seni bahtiyar etti.
Ömrümü gurbet gezen,
Gamzeni diyar etti.

Yasaklanmış baharı,
Yalnızlıkla seheri,
Özlemiyle kahırı,
Bana yadigâr etti.

Sevgi bir damla rüya,
Damlada saklı derya.
İnsafsız şeytan var ya,
Sevdama nazar etti.

İçimde özlem tiki,
Sırtımda gurbet yükü.
Suçum ne idi peki,
Beni bahtizar etti?

Göğsüm ateş limanı,
Gizli tüter dumanı.
Gözünü aşk romanı,
Beni de yazar etti.

Ela gözle hilal kaş,
Yüreğime arkadaş.
Hasretimi mermer taş,
Gönlümü mezar etti.

BANA KALDI

Çözülmemiş gizemler, yazılmamış mektuplar,
Menziline ermeyen postalar bana kaldı.
Gurbetin gecesinde hüzünlenmiş mehtaplar,
Anılarla süslenen listeler bana kaldı.

Özlem yay, gurbet oktu, yara açtı sineme,
Felek gülerek baktı, muhtaç bıraktı eme,
Sevgi borcu ödedim, gönlümdeki gizeme,
Bedeli ona kaldı, üsteler bana kaldı.

Gönül ecem tahtından ağlayarak çekildi,
Peşi sıra dünyamın mavi göğü yıkıldı.
Bir gül ektim bahçeme, yaprakları döküldü,
Dikenleri uzayan desteler bana kaldı.

Tanrının lütfu saydım, sevdayı dünden beri.
O nazenin bir melek, ben doğuştan serseri.
Gam küpünde definem, ömrümdeki eseri,
Hasretiyle ağlayan besteler bana kaldı.

AYRILIK ELİNDEN

Sürgüne saldığın yitik diyarda,
Sevda şarkısına darıldı sesim.
Mekânsız kaldığım bu sokaklarda,
Gezerim elimde sararmış resim.

Doğayı süslerken baharın rengi,
Herkesin kolunda gönlünün dengi,
Çileli ömrümün hasretle cengi,
Sürerken katlanır ayrılık yasım.

Sokaklar el ele sevenle dolu,
Hüznümü görenler değişir yolu.
Bülbülüm baykuştur, çiçeğim çalı,
Kaldırım taşları gönlüme hasım.

Ayrılık elinden yediğim vurgun,
Yüzünden yıllarım bahtıma dargın.
Dönerim deseydin beklerdim hergün,
Benim de olurdu, evim adresim.

Her gece içimde gizli bir seda,
Adını anarak, başlar feryada.
Hasret denizinde hüzünlü ada,
Sevgi çeşmesinde kırılmış tasım.

 

Veda Şarkısı

Elbet bir gün bitecektir bu çile,
Zamanını bilemezsin kınalım.
Sevilmeyi umut etmek nafile,
Güldürmezsin gülemezsin kınalım.

Sabır taşı ilaç olmaz hastaya,
Akıl ermez gam karışan desteye.
Garip gönlü vereceğim postaya,
Adresin yok alamazsın kınalım.

Kapıldığım boz bulanık sellerde,
Sürünürüm per perişan hallerde.
Acımasız kurt mekânı ellerde,
Tek başına kalamazsın kınalım.

Ölüm müdür, hasretliğin arkası?
Hüzün oldu sevdamızın markası.
Saldım işte son bir veda şarkısı,
Sazın yoktur çalamazsın kınalım.

Kaderinde beste oldun ozanın,
İnsafı yok talihimi yazanın.
Rüzgârına kapılmışım hazanın,
Arasan da bulamazsın kınalım.

Son mektubum ulaşırsa eline,
Hıçkırarak ah getirme diline.
Gözlerimi halı yaptım yoluna,
İki adım gelemezsin kınalım.

Taş çatladı sabır sebat son demde
Sensizliğin kor soluğu ensemde.
Evinizin eşiğinde ölsem de,
Zaten beni dilemezsin kınalım.

TAŞ KALPLİ

Bıraktığın yerlerdeyim ser sefil,
Anılarla hüzünlenmek kâr bana.
Bilesin ki, bu âlemde sen değil,
Sevdamızın acıları yar bana.

Arabistan çöllerinde Leylâ’yı,
Amasya’nın dağlarında çileyi,
Kayseri’nin Aslı’sında sılayı,
Gideceğim adres diye ver bana.

Yüreğimi kuyu yaptın Yusuf’a,
Derinlerde inlemektir tek sefa.
Sözlüğünde yer kalmadı insafa,
Hasretinin dikeninden der bana.

Zulmetini çingeneyle bölüşen,
Ağrı Dağı zirvesine doluşan,
Attığında Van Gölü’ne ulaşan,
Nemrut gibi mancınıklar kur bana.

Kaşın gözün Hülagû’nun ekibi,
Ben Bağdat’ım, sen Saddam’ın rakibi,
Kör şeytanın maskarası Buş gibi,
Filo filo uçağınla vur bana.

Yak ateşi, boş geçirme zamanı,
Yanayım da seyir eyle dumanı.
Sevdamıza ayrılığın ilanı,
Şehitlerin mezarından dar bana.

Mucidim ol, hüzün üret art arda,
Goncalarım kurusunlar baharda.
Üç kuruşluk adamlara bakar da,
Buğulanmış kahve gözler kör bana.

Gözlerine topla cümle fendini,
Yüreğime sultan bırak kendini.
Unutarak sevdamıza andını,
Hasret denen kor kefeni sar bana.

Hurilerin laf attığı yiğittim,
Sevdalanmış yüreklerde ağıttım.
Varlığımı gözlerine dağıttım,
Taş kalplıye gönül vermek ar bana

GEÇEMEM SENDEN

Bu zor ayrılığa hatırın için,
Evet dedim ama kaçamam senden.
İdam ipim olsa, kınalı saçın,
Boynuma taksan da, geçemem senden.

Çile ipliğinden kördüğüm yumak,
Hüzünlü sevdama ettiğim emek.
Ömrüme yılları ekleyip tek tek,
Hepsini yaksan da, geçemem senden.

Bence bu ayrılık zarardır akla,
Elinden gelirse, kendini sakla.
Bir ordu toplasan, tüfekle tankla,
Karşıma çıksan da geçemem senden.

Çok sevdim diyerek, ayrılacaksan,
Sevdanın diline uymaz bu aksan.
Gece düşlerimde karşıma çıksan,
Gözyaşı döksen de, geçemem senden.

İçimde yaşarsın, mahzun halinle,
Sızlayan gönlünün sesini dinle.
Beni öldürerek, kendi elinle,
Mezara tıksan da geçemem senden.

Çiğneme sevgimin demetlerini,
Ayrılıkla kırma, umutlarımı.
Fırtınalı hüzün bulutlarını,
Ufkuma diksen de, geçemem senden.

Doyumsuz masalsın, gönül düşümde,
Keskin gözlü şahin, gezer peşinde.
Ömür yollarıma adım başında,
Hasreti eksen de geçemem senden.

Hasrete Yolcuyum

Masala sultanım, bu saltanatı,
Bırakıp gerçeğe sinemem artık.
Gönlüme diz çökse, vuslatın atı,
Sevmeye dargınım, binemem artık.

Cennetin kapısı, yarin dudağı,
Kavrulan çölüme, kurdu çardağı,
Ömrünü doldursa, sunsa bardağı,
Umuttan sürgünüm, kanamam artık.

Hazanın bulutu şimşeği çaktı,
Baykuşlu bahçeme gözyaşı döktü.
Sevdamın güneşi dünyamı yaktı,
Ateşe vurgunum, sönemem artık.

Izdırap dağının yücelerine,
Konuğum sabahsız gecelerine.
Yalan ovasının ecelerine,
Minnetten yorgunum, inemem artık.

Bülbülüm ah eder, gönül kuluna,
Ağıtlar besteler, sazın teline.
Dikeni zehirli, nazlı gülüne,
Yastadır her günüm, konamam artık.

Bitmez servet sandım, paslanmış pulu,
Gönlüm o servetin ağlayan dulu.
Gaipten çağırır, meçhulün yolu,
Hasrete yolcuyum, dönemem artık.

Vefasız Değilsin

Vefasız demeye dilim varmıyor,
Vefasız değilsin, yıllar vefasız.
Yazdığın mektuplar bana ermiyor,
Postayı taşıyan kullar vefasız.

Feleğe işlemez torpille hatır.
Gezdiğin sarayı hüzün donatır.
Beni hatırlayıp bir iki satır,
Özlemi yazmayan eller vefasız.
.
Sen mi yalancısın, hayat mı yalan?
Geceler boyunca hayale dalan,
Dağların ardına uzanıp kalan,
Sabaha boş dönen kollar vefasız.
.
Ruhumun çilesi senin eserin,
Sevdanın kuyusu dipsiz ve derin.
Ağaç gövdesinde duran kalplerin,
Üstüne eğilen dallar vefasız.
.
Bir hüzün şarkısı dolanır dile.
Bıraktığın yerde beklerim hala.
Sorarım adını verdiğim güle,
Yerini söylemez, güller vefasız. 

 

Hüzün Yaparım
 .
 Sevgi tozundandır, içimde çamur,
 Özlem ateşinde çamurum kömür.
 Yüreğim vatandaş, gözlerin memur,
 Çağırır çağırır hüzün yaparım.
 .
 Dumanlı başımda bulutlar ağlar,
 Çıldıran sellerim kükreyip çağlar,
 Ayrılık ipini çıkrığa bağlar,
 Eğirir eğirir hüzün yaparım.
 .
 Evreni içine sığdıran file,
 Dolmuyor büyülü hayaller ile.
 Ölmüş umutlara ruhum hamile,
 Doğurur doğurur, hüzün yaparım.
 .
 Gözler doktor oldu, dinmedi ağrı,
 Yıllardır yamarım, yırtılan bağrı.
 Ellerimi açar, göklere doğru,
 Bağırır bağırır hüzün yaparım.
 .
 Her derdi çekerim, saymam sonunu,
 Sevgime kıyamam, içmem kanını.
 Sevda suyu ile hasret ununu,
 Yoğurur yoğurur hüzün yaparım.
 
 Sırası Değil
 
 Hasretin kolları beni sararken,
 Gurbetten sılaya hayal kurarken,
 Çaresiz derdime derman ararken,
 Her gece içmenin sırası değil.
 
 Sevgi çöllerinde yeşil bir vaha,
 Araya araya girdim günaha...
 Özlemle savaşım bitmedi daha,
 Kendimden geçmenin sırası değil.
 
 Bir zaman hakimdim, mavi göklere,
 Çifte namlu vurdu, serildim yere,
 Halden anlamayan kahve gözlere,
 Derdimi açmanın sırası değil.
 
 Yetmez uzansam da, elim çiçeğe,
 Bitmez hayallerim, uymaz gerçeğe,
 Gönlümün rahminde yatan bebeğe,
 Elbise biçmenin sırası değil.
 
 Umudu eliyor, ömrün eleği,
 Peşimden ayrılmaz, özlem meleği,
 Sevdama kasteden kahpe feleği,
 Bırakıp kaçmanın sırası değil.
 
 Çile Yolcusu
 
 Büyüye bulandım, gördüğüm anda,
 Ruhum bayram etti, öz oldun canda.
 Baştan başa şiir yaratılsan da,
 Senden bir tek ithaf beklemiyorum.
 
 Sevgim sende kalsın, ahımı alma,
 Ömrümü yıkamaz, taktığın çelme.
 Öyle alıştım ki, acıyla zulme,
 Zerre kadar insaf beklemiyorum.
 
 Sevda gurbetinde müebbet sürgün,
 Hüzün darağacım kurulur her gün.
 Verdiğin binlerce idam hükmünün,
 İnfazına bir af beklemiyorum.
 
 Bahtımı bağladın, çekilmez gama,
 Hüzünler yakışır, seven adama.
 Gönlüm sevdamızın Kâbe'si ama,
 Gözlerinden tavaf beklemiyorum
 
 Beni Benden Aldın
 
 Umutla beklerim, zaman yavaşlar,
 Sevincim kaybolur, hüzünler başlar.
 Başıma yağarken çiçekli taşlar,
 Geldiğin yollara bakamam artık.
 
 Yürekten sevenler çıkmaz sözünden,
 Sevda cevherini atmaz özünden.
 Sevgine aldanan gönül yüzünden,
 Yağmur yaşlarını dökemem artık.
 
 Her söz verişinde yollara baktım,
 Nice duyulmamış türküler yaktım.
 Mavi gökyüzünü sana bıraktım,
 Hasret bulutundan çıkamam artık.
 
 Sevgi bahçemizi yaktığın korla,
 Uzakta bir yıldız kalarak parla.
 Gülen gözlerinden esen rüzgarla,
 Kendimi yeniden yıkamam artık.
 
 Yalan sende meslek, bende de ayıp,
 Sevgi gurbetinde yüreğim kayıp.
 Sağır kulağına sevdamı sayıp,
 Karşında boynumu bükemem artık.
 
 Gönlüm gözlerinin izine düştü,
 Yalan sözlerinin közünde pişti.
 Taptuk kapısına hizmete koştu,
 Ben senin kahrını çekemem artık.
 
 LAYIK DEĞİLSİN
 
 Sevda böyle değil, canımın içi,
 Bırak en hüzünlü yerinde kalsın.
 Bana ver kusuru, bana ver suçu,
 Yanan yüreğimin korunda kalsın.
 
 Yazarken sevdanın efsanesini,
 Boşuna yücelttim, başrole seni.
 Zararda sayarım bu günü dünü,
 Hasretimin kârı yarında kalsın
 
 Meğer ne akılsız, nasıl körmüşüm.
 Duygu yoksulunu Karun görmüşüm.
 Naylon bir mankene gönül vermişim,
 Gönlüm taş kalbinin yerinde kalsın.
 
 On ikiden vurdun, çıktığın avda,
 Layığın değilmiş, efsane sevda,
 Gecelik aşk gibi başından sav da,
 Umutlar sabahın köründe kalsın.
 
 Gönlünde yer etmez, yazdığım şiir,
 Bir tek harf bilmezsin, sevdaya dair.
 Antik harabedir, bu garip şair,
 Ömründeki sevda turunda kalsın.
 
 Benim gibi safa ne yapsan haktır,
 Yeniden niyet tut, fallara baktır.
 Sevda içkisine sarhoş mu yoktur?
 Gözlerin Agora barında kalsın...
 
 BEKLE BENİ
 
 Bu bir veda değil, hoşçakal demem,
 Yolumu beklemek, önerim sana.
 Yüzünde hüzünden maske istemem,
 Gülersen mutlaka dönerim sana.
 
 Yılları gün eder, sevda seferi,
 Mor ufuk olurum, gök ile yeri,
 Birleştirir sevgim, akşam üzeri,
 Kızara kızara yanarım sana.
 
 Büzme dudağını, bahtımız kara,
 Diyerek ruhumda bırakma yara.
 Gözlerinden akan kutsal pınara,
 Konan kuş olurum, kanarım sana.
 
 Bana ayan olur, senin güldüğün,
 Ömrüme azaptır, derde daldığın.
 Koyu gölgesinde huzur bulduğun,
 Dört yana dal salmış, çınarım sana.
 
 Gözlerin gönlüme sevgiler eker,
 Çiğ düşmüş çiçeğin nazıyla bakar,
 Ummadığın anda karşına çıkar,
 Kelebek misali konarım sana.
 
 BAHTIMA SİTEMİM
 .
 Güneşim sanarak ayna tuttuğum,
 Gönlümün çırası, çamdanmış meğer.
 Çimento yerine sevgi kattığım,
 Sevdamın şatosu kumdanmış meğer.
 .
 Ömür defterime eklediklerim,
 Sözlüğü unuttu, yar dediklerim.
 Hasretle yolunu beklediklerim,
 Sevince bürünen gamdanmış meğer.
 .
 Can eşim sandığım, can eşim değil,
 Kahrıma nedenim, ateşim değil.
 Dünyamın güneşi, güneşim değil,
 Beni mum zanneden, şamdanmış meğer.
 .
 Bahtımın ömrümle ettiği alay,
 Onunla el ele çektiğim halay.
 Gözlerinden geçip, kaldığım saray,
 Meltemle dağılan camdanmış meğer.
 
 ANLAYAMADIN
 .
 Sana bu sevgiyi anlatmak zordu,
 Aylarca anlattım, anlayamadın.
 Hüzün batağında kaybolmak vardı,
 Elimi uzattım, anlayamadın.
 .
 Eski dertlerini taktın kafaya,
 Sandın ki, düşkünüm, zevke sefaya.
 Seni görmek için gün say saya,
 Cehennemde yattım, anlayamadın.
 .
 Ruhuna kafes yap, narin bedeni,
 Gönlün benim olsun, istemem teni.
 Sevilmiş olmanın asaletini,
 Gözlerinde tattım, anlayamadın.
 .
 Sen anıp durdukça, unuttum dünü,
 Çöllere yayıldı, sevdamın ünü.
 Hergün çiçek yaptım, seven gönlümü,
 Yollarına attım, anlayamadın.
 .
 Ben senden çılgınım, sen benden deli,
 Vuslata beş kala, ayırdın yolu.
 Gönül sarayından, kovduğun kulu,
 Meyhaneye sattım, anlayamadın.
 .
 Farkı fark etmemek, en büyük suçun,
 Yok geri dönüşü, hasrete göçün.
 Seninle bir ömür yaşamak için,
 Bin yeminler ettim, anlayamadın.
 
 AŞK SERÇELERİ
 .
 Dolun ağaçlara cümbür cemaat,
 Bugün benim için ötün serçeler.
 Sararıp dökülen yaprağa inat,
 Kalanlarla niyet tutun serçeler.
 .
 Uça uça aşın, hasret dağını,
 Bulun sevdiğimin gönül bağını,
 Alın ağzınıza gül yaprağını,
 Başına sırayla atın serçeler.
 .
 Onu tanırsınız, bir saç telinden,
 Selamlar götürün, hasret çölünden,
 Bütün kaygıları alın elinden,
 Gönül pazarıma satın serçeler.
 .
 Sevgimi vermişim, körü körüne,
 Alem rastlamadı, böyle birine,
 Sevdalı gönlümü şeker yerine,
 Kahvaltı çayına katın serçeler.
 .
 Koklayarak gidin, yolu sormayın,
 Gönül kapısına gece varmayın,
 Derin uykusundan uyandırmayın,
 Kapısı önünde yatın serçeler.
 .
 Onun sevdasının yarısı bende,
 Uçun hasretimi bitiren yönde,
 Her gün doğumunda penceresinde,
 Sevgimi zikredin, bütün serçeler.
 
 ÇARESİZ KÖLE
 .
 Sevda semasında şimşektir adın,
 Akan gözyaşını kardan bilirim.
 Et ile kemikten yaratılmadın,
 Narin bedenini nurdan bilirim.
 .
 Akıl firar etti, umut sırada,
 Bilsen ne gemiler yüzer karada,
 Gezmeye çıkarsan, uzak yörede,
 Her nereye gitsen, burdan bilirim.
 .
 Gözlerin gökyüzü, yüreğim uçak,
 Gül yüzün güneşim, bakışın sıcak.
 Ne zaman sarmaya açılsa kucak,
 Dokunduğum yeri kordan bilirim.
 .
 Sararıp solarak, süzüldüğünde,
 Hüzüne dalarak, üzüldüğünde,
 Ayrılık yüküyle ezildiğinde,
 Ruhumu kavrayan dardan bilirim.
 .
 Hasret bulutundan sarılmış tüle,
 Sen çile dağında erilmez kale.
 Ben fethine çıkmış, çaresiz köle,
 Aramıza giren surdan bilirim.
 .
 İçimde hüzünler, başımda duman,
 Senden başkasından dilemem aman,
 Hasrete hazırlık yaptığın zaman,
 İçimde büyüyen urdan bilirim.
 .
 Hayalin yanımda, başlarım güne,
 Sevda uykusunda düşlerim yine,
 Uzak bir vuslatı bekler de sine,
 Hasret cezasını serden bilirim.
 
 KINALIM
 .
 Okumadan sevda alfabesini,
 Derdin neydi döndün, A'dan kınalım?
 Hüzün deryasında sal ettin beni,
 Sevgiyi gözümden tadan kınalım.
 .
 İçimde yanıksı denizler varken,
 ''Ben senin yoluna ölürüm'' derken,
 Bırakıp gidersen bu kadar erken,
 Taşımaz başımı beden kınalım.
 .
 Başrolde oynardım, aşk düşlerinde,
 Mutluluk yaşardım, gülüşlerinde,
 Sellerle yarışan gözyaşlarında,
 Beni saman çöpü eden kınalım.
 .
 Yüzünü gömerek, boynuma yaslan,
 Gönül aynasında sevgimle süslen,
 Hasret tuzağında yaralı aslan,
 İnlerken bırakıp giden kınalım.
 .
 Ne dertlere düştüm, sana kaygıdan,
 Hüzün dersi aldım, hazin öyküden.
 Uyarır her gece derin uykudan,
 ''Seviyorum'' diyen sedan kınalım.
 .
 Yanağından akan billur sellere,
 Uzanır dudağım binlerce kere.
 Beni Azrail'e göz göre göre,
 Veren bu ayrılık neden kınalım?..
 
 SENSİZ GECELER
 .
 Odamın karanlık duvarlarına,
 Gözlerini çizer, densiz geceler.
 Kanımın sevdalı yuvarlarına,
 Sözlerini yazar, kansız geceler.
 .
 İğneli kubbedir, üstümde yorgan,
 Boynumda yağları damlayan urgan.
 Sarhoş dudakları buluttan sarkan,
 Devdir yatağımda, cansız geceler.
 .
 Düşler aleminde bulunmaz dibi,
 Rüzgârda savrulan yapraklar gibi,
 Düştüğüm kuyunun zalim sahibi,
 Sevinçlerden yana ansız geceler.
 .
 Hüzünler ruhumda kılarken karar,
 Gözlerim her düşte bir hayal arar.
 Ben ona sorarım, o bana sorar,
 Sabahı bulamaz, sensiz geceler.
 .
 Zehirli ahtapot, koynuma girer,
 Dikenli kolları kalbimi sarar,
 Yalayıp yutmaya sevdamı arar,
 Yarınlara düşman, dünsüz geceler.
 .
 Zifiri karanlık alnımda kader,
 Ayazlar çıldırır, yıldızlar gider,
 Sabahlara kadar ibadet eder,
 Hüzün mabedimde, dinsiz geceler.
 
 NİYETİM YOKTUR
 .
 Dolaş her âlemi, sor dağa taşa,
 Gönlümden yaralı bir yetim yoktur.
 Ayrıldım sanarak, ağlama boşa,
 Seni bırakmaya niyetim yoktur.
 .
 Kanadın kırılmış, kalmışsın darda,
 Ahla çırpınırsın, ortalık yerde,
 Seni av ederek, insafsız kurda,
 Ardından bakmaya niyetim yoktur.
 .
 Sönmez bir alevim, dumanı tüten,
 Bahardan beklenen umudu biten.
 Benden daha fazla yanmışsın zaten,
 Yeniden yakmaya niyetim yoktur.
 .
 Zavallı yüreğim, sözünün eri,
 Erlikten ağlıyor, yıllardan beri.
 Karşına vefasız, sarhoş, serseri,
 Halimle çıkmaya niyetim yoktur.
 .
 İstersen yanından kovmayı dene,
 Sevdanla geçecek, hayatım yine,
 Pişmanlık içinde, onlarca sene,
 Gözyaşı dökmeye niyetim yoktur.
 .
 Leylâ'nın gönlüdür, sende gördüğüm,
 Aklında kalmasın,bir tek kördüğüm.
 Sevgi tuğlasından köşkler ördüğüm,
 Bahtını yıkmaya niyetim yoktur...
 
 YOKSUN
 .
 Bir sevda şarkısı dudaklarımda,
 Gönlüme hasreti bürüdüm, yoksun.
 Dökülen yapraklar ayaklarımda,
 Şehri baştan başa yürüdüm, yoksun.
 .
 Beni beklediğin mârkete sordum,
 Dedi birisiyle geçerken gördüm.
 Çektim gözlerini, gönlümü vurdum,
 Yaralı yaralı sürüdüm, yoksun.
 .
 Yüzümden sevinçler terketti beni.
 Umutlar düşledim, özledim dünü.
 Seninle yan yana gezerdik hani?
 Bütün caddeleri yürüdüm, yoksun.
 .
 Kahrımdan dünyayı bir pula sattım.
 Belki varsın diye, niyetler tuttum,
 Seni ilk gördüğüm kafeye gittim,
 Masada kar gibi eridim, yoksun.
 .
 Züğürt gezdiğimiz parka uğradım,
 Hâla bankta durur, kazdığın adım.
 Senli anıları baştan yaşadım,
 Ayrılık elinden çürüdüm, yoksun.
 .
 Hediyen çakmakla sigara yaktım,
 Son bir umut ile Çamlığa baktım,
 Çamların altında gözyaşı döktüm,
 Aklımı zor belâ korudum, yoksun...
 
 SIR
 .
 Yürek ezberledi, hasret sözünü,
 Saniyeler yıldır, anlarım asır.
 Aklım çözemedi, işin özünü,
 Yüzünde gamzeden nakışları sır
 .
 Boynunu bükerek, karşıma çıkar,
 Hüzünlü gözlerle yüzüme bakar.
 Kadife teninden çeneye akar,
 Emsalsiz inciler döküşleri sır.
 .
 Kendini kaptırmış, çıldıran sele,
 Umutla yapıştı, uzanan ele,
 Mutluluk içinde, gülerken bile,
 İçini inceden çekişleri sır.
 .
 Kalbimi eline alışlarında,
 Tatlı hülyâlara dalışlarında,
 Karşıdan edalı gelişlerinde,
 Yavru keklik gibi sekişleri sır.
 .
 Gizemli bakışı ummanı yakar,
 Şaraptan ırmaktır, gönlüme akar,
 En masum haliyle yüzüme bakar,
 Büyüler fışkıran bakışları sır.
 .
 Kahırları bana, sevgisi kime..?
 Ebedi sultandır, mahzun sevi'me.
 Kapısız bacasız gönül evime,
 Bin gizli yol bulup, akışları sır.
 .
 Rüzgârda savrulan saçının teli,
 Kelepçeyle sarar, okşayan eli.
 Zavallı yüreğim sevdi seveli,
 Sönmeyen korlarla yakışları sır.
 
 MÜEBBET TUTSAK
 
 Nasıl duymadınsa, seven sesimi,
 Sen de hiç tüketme, gül nefesini.
 Artık bundan sonra dinlemem seni,
 Yalan sözlerine kanmayacağım.
 .
 Asla diyemem ki, kalbimden çıktın.
 Sevda benziniydim, kibriti çaktın,
 Başından sonuna dünyamı yaktın,
 Ilık gözyaşınla sönmeyeceğim.
 .
 Ömür halısını yoluna serdim,
 Vefasız hayatta bahtımla derdim.
 Hüzün yaylasına şehirler kurdum,
 Umut ovasına inmeyeceğim.
 .
 Bin canı götürür, çektiğim acı,
 Yapmaya çalışma, kırdığın tacı.
 Gönlünde kurumuş, sevda ağacı,
 Cılız gölgesine sinmeyeceğim.
 .
 Vuslat müjdesine gözlerin kurye,
 Olmayan gönlüne sığmadı derya.
 Seni ömür boyu düşlemek var ya,
 Ah sevgilim diye anmayacağım.
 .
 Bazen yakınımda, bazen ıraktın,
 Kimi yağmurluydun, kimi kuraktın.
 Kayalık dağlarda yaya bıraktın,
 Sevdanın atına binmeyeceğim.
 .
 Müebbet tutsağım, ebedi hürsün,
 Bitmeyen yolculuk, hüznümle sürsün.
 Dertlerim ömrümü çalıp götürsün,
 Çıktığım yolumdan dönmeyeceğim.
 
 AKLIM ERMİYOR
 .
 Eşsiz bir sevdanın bilmecesini,
 Önüne sererek sevmişim seni.
 Görür de, görmezden gelirken beni,
 Aşka inanmana aklım ermiyor.
 .
 Işığı anlatmak ne zormuş köre.
 Ferhat'ın ardından bendedir sıra.
 Gülşeni bırakıp çorak kırlara,
 Yönünü dönmene aklım ermiyor.
 .
 Sendeki aymazlık bendeki çile.
 Mahzun bakışların gönlüme sıla.
 Aynada gördüğün güzellik ile,
 Şeytana kanmana aklım ermiyor.
 .
 Kader döndüremez ettiğim ahhtan,
 Bir sevgi sözünü beklerim bahttan.
 Sevda töreniyle çıktığın tahttan,
 Çamura inmene aklım ermiyor.
 .
 Yangına körükle gitmek mi gerek?
 Seni de yakacak, yaktığın yürek.
 Başka sevdalara yol göstererek,
 Saygıyla anmana aklım ermiyor.
 .
 Toprağa gömülen kutsal esere,
 Vedayla çıkılır, sonsuz sefere...
 Sen de geleceksin, gidilen yere,
 Kalırım sanmana aklım ermiyor.
 
 YALANCI GÖZLER
 .
 Gönlümle sevişen kahve gözlerin,
 Yabancı gözlerle bakışıyor mu?
 Hayattan sevinçli, ölümden derin,
 Bakmak o gözlere yakışıyor mu?
 .
 Dünyamı süsleyen zamanlarımdan,
 Ardından yükleselen dumanlarımdan,
 Demiri tarayıp limanlarımdan,
 Çıkmak o gözlere yakışıyor mu?
 .
 Başak bağlamadan ekini biçmek,
 Sarayı virane eyleyip kaçmak,
 Sevda bahçesine hasreti saçmak,
 Ekmek o gözlere yakışıyor mu?
 .
 Hani gözlerinin bendim sahibi,
 Dünyamı ateşe verdiği gibi,
 Sıraya dizerek nice garibi
 Yakmak o gözlere yakışıyor mu?
 .
 Hesapsız zamanda alıp başını,
 Canlı cenazeye arkadaşını,
 Döndürüp giderken billur yaşını,
 Dökmek o gözlere yakışıyor mu?
 .
 Yüzmeyi bilmeden denize dalmak,
 Kadar zor mu geldi, yanımda kalmak?
 Hoyrat gecelerin şimşeği olmak,
 Çakmak o gözlere yakışıyor mu?
 
 İLK UNUTAN
 
 En yüce zirveyi sevgide bulan,
 Gönlüm, geleceği nerden bilsin ki?
 Benim, her sevgide ilk unutulan,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 Zaman tüneline dürbünü daldır,
 Öyle bir tünel ki, asırlık yoldur,
 Gördüğün kızıllık alevden güldür,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 Hüzün merdiveni ayaklarımda,
 Anı çizgileri yanaklarımda,
 Unutan listesi dudaklarımda,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 Gönlüm öğrenseydi, unutmasını,
 Bir ömür tutmazdı, sevda yasını.
 Aç da bak, gönlümün haritasını,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 Ayrılık acısı gönül bağına,
 Hızla devam eder, yığınağına,
 Çoktan rakip oldu, Ağrı Dağı'na,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 Dünya dedikleri bu köhne handa,
 Ömür gemileri yüzer zamanda,
 Terk etmez, unutmaz dediğim anda,
 Beni ilk unutan sen değilsin ki...
 
 GAMZEDE DAĞI
 
 Madem azat ettin, sadık köleni,
 Sultan karşısında durmak istemem.
 Gönlümün özlemi, sevda şöleni,
 Kendime saklarım, vermek istemem.
 
 Şeytanın fendine uydu asabın,
 Satıra sarıldı, gönül kasabın.
 Dünyamı yıksa da, yanlış hesabın,
 Çok merak ederim, sormak istemem.
 
 Gözlerin zulmetti, diyemem hâşa,
 Başımı tutarım, attığın taşa.
 Ömrünce mutlu ol, gülerek yaşa,
 Yüzünü hüzünlü görmek istemem.
 
 İnat füzesini rampaya kurdun,
 Daha ilk atışta hedefi vurdun.
 Sevda içtiğimiz bardağı kırdın,
 Saçının telini kırmak istemem.
 
 Ayrılan yollarda hasret durağı,
 İçinde kalacak sevgi yumağı.
 Tapulu malımdır, gamzede dağı,
 Gönlünü bu dağda yormak istemem.
 
 Bugünden tezi yok, kesilir sesim,
 Sol cebimde kalır, verdiğin resim.
 Dünyandan silinmiş, adım adresim,
 Ömrünün düşüne girmek istemem.

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

0 505 233 60 85
0 342 360 42 3

 

Bu şiirlerin her türlü telif hakkı şairin kendisine veya temsilcilerine aittir.

Son Güncelleme ( Pazar, 09 Aralık 2007 )
 
Loading...
Webdesign by Webmedie.dk Webdesign by Webmedie.dk