Necati Şimşek 1
Yazar Administrator   
Sunday, 23 December 2007

Sample Image  

 

HTML clipboard Artık…
 
 Pişmanlık çareler sunamaz bize
 Kader yolumuzu ayırdı artık
 Nazara değdiysek geldiysek göze
 Ömür önümüze koyuldu artık
 
 Kesilmiş önceden ömür bileti
 İnmez sırtımızdan zulüm illeti
 Tamamlar turunu yaşam ruleti
 Sınır önümüze koyuldu artık
 
 Doymayan göz gibi kulum aşkına
 Caymayan söz gibi yolum aşkına
 Baymayan yüz gibi pulum aşkına
 Sabır önümüze koyuldu artık
 
 Yoklukta kaybolur olan somutlar
 Çoklukta zay’olur kalan sükûtlar
 Zıtlıkta var olur ilan sübutlar
 Kibir önümüze koyuldu artık
 
 Karaçalılardan kalkan bulutlar
 Kaf dağından öte gitti umutlar
 Aklımızdan çıktı Bedir, Uhutlar
 Kabir önümüze koyuldu artık
 
 14.05.2009
 

 

HTML clipboard Yürüdü bir bir..
 
 Yine umutlarım ham kaldı dalda
 Hazanda hayaller çürüdü bir bir
 Gönül çok gezindi dönümsüz yolda
 Yüzümde yaşlarım yürüdü bir bir
 
 Hüzünleri tattım mutlu yüzlerde
 Dizinleri yuttum tatlı sözlerde
 Azimleri sattım katlı düzlerde
 Düzümde taşlarım yürüdü bir bir
 
 Sorduğum soruya ararken cevap
 Gördüğüm rüyaya yamarken serap
 Kördüğüm belaya örerken çorap
 Sözümde başlarım yürüdü bir bir
 
 Bugünü bıraktım dünkü yarında
 Düşeşi bekledim gönül zarında
 Attığım adımı gördüm nar’ında
 Közümde düşlerim yürüdü bir bir
 
 El attığım yerde kurudu hayat
 Bastığım toprakta bitmedi nebat
 Öz beni terk etti sabır ve sebat
 Özümde peşlerim yürüdü bir bir
 
 Necati’yim artık bitiyor sözler
 Zorlandıkça bile gülmüyor yüzler
 Dağların ardında başlar da düzler
 Gözümde kaşlarım yürüdü bir bir
 
 16.04.2009
 

 

HTML clipboard Kime ne deyim?
 
 Şaşırıp kalmışım durduğum yerde
 Şimdi ben derdimi kime diyeyim
 Ummana dalmışım düştüğüm derde
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 Göklere mi çıksam, yere mi girsem
 Dağları mı yıksam, çöle mi insem
 Benliğimi yaksam, göle mi düşsem
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 Pusu kurdu ecel, haberin saldı
 Dakika, saniye ömrümü çaldı
 Lokman Hekim desen tarihte kaldı
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 Takılır aklıma geldiğim meçhul
 Kaybol istikbalde, yokluğa savrul
 Çıkınca bedenden ömür denen çul
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 Anlatır ömrümü gözümden sızan
 Bilmez mi sonumu çizgiyi çizen
 Kırılmış kalemler alnıma yazan
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 Tırnağımla deşsem kara toprağı
 Üzerine düşsem hazan gevreği
 Her gün koparılan ömür yaprağı
 Kader mi yazı mı kime ne deyim?
 
 05.05.2009
 

 

HTML clipboard Bülbül gibi..
 
 Bülbül saysam kendimi, olur musun goncası
 Her seher ne söylerim aşk şarkısı bilmesem
 Gamla yüklü ömrümün, dört yapraklı yoncası
 Sen beni dinliyorken, hülyaları delmesem
 
 Çıtkırıldım dalına konup şarkı söylerken
 Dikeni sayar mıydım gül kokunu bilmesem
 Nazenin yaprağında uykuları bölerken
 Gecene doluyorken düşlerine gelmesem
 
 Sormasam ah aklıma takılan soruları
 Düşünmeyi bıraksam cevapları bilmesem
 Ağlamasam sebepsiz gecenin yarıları
 Yangına düşüyorken gözyaşını silmesem
 
 Sonra bitince şarkı başlasam yeni baştan
 Dünyalar benim olsa uyku nedir bilmesem
 Ya yapmamış olsalar sabır ölçeri taştan
 Ya sabrı deniyorken baştanbaşa dilmesem
 
 Bu şarkı biter bitmez ömrümüzde bitecek
 Gonca çiçek açar mı sulamayı bilmesem
 Yüzünü döndüğünde güneş yine dönecek
 Karanlık çöküyorken suçlanarak ölmesem..
 
 27.05.2009
 

 

HTML clipboard Dağdaki Pınar..
 
 Kim bilir kaç sene hasretlik çekti
 Her bahar ağladı dağdaki pınar
 Kaç yürek yangını kanarak içti
 Sel olup çağladı dağdaki pınar..
 
 Önlerine serdi dolan nimeti
 Kurda kuşa verdi olan kıymeti
 Ayıramam derdi o an hizmeti
 Ömürler sağladı dağdaki pınar..
 
 İçmezdi kendisi sanmayın kandı
 Güneşin altında nasıl dayandı
 Kış gelince suya doyarım sandı
 Öze buz bağladı, dağdaki pınar..
 
 Okuttu üstüne kazınan ismi
 Sanmayın unuttu konulan cismi
 Seherde dillendi çağlayan kısmı
 Kuşları yeğledi dağdaki pınar..
 
 Yazın kurağında azaldı suyu
 Mecali kalmadı değişti huyu
 Kazdıkça damlalar toprağa kuyu
 Taşları yağladı dağdaki pınar
 
 Buldurdu deliği son tapasıyla
 Doldurdu oluğu can çabasıyla
 Soldurdu soluğu en kabasıyla
 Dereyi sığladı dağdaki pınar..
 
 Şimdi temeldeki taşlar paslandı
 Kuşlarla birlikte çama yaslandı
 Her yol tarifinde gözü ıslandı
 Sevgiyi dağladı dağdaki pınar..
 
 03.09.2008
 

 

HTML clipboard Anlatamam Yar 
 
 Nükseder gururum tutar inadım,
 Ayaklar altına indiremem yar…
 Akseder sürurum başlar milâdım,
 Bendeki kendimi döndüremem yar…
 
 Verdiğin kararlar birçok olmasın
 Sorduğun sorular pürçek olmasın
 Yorduğun rüyalar gerçek olmasın
 Candaki yangını söndüremem yar…
 
 Dünü unutmaya varsan karara,
 Mazi hançerlerin saplar firara,
 Aşk ömür bitirse varsam zarara,
 Sendeki günahı bindiremem yar…
 
 Çıkmıyor aklımdan verdiğin sözler,
 Sıkmıyor ruhumu yaktığın közler,
 Bıkmıyor dökmekten yıktığın gözler,
 Sondaki yaşları dindiremem yar…
 
 Bende öleceğim sesine hasret,
 Sardıkça uyuşmaz bedene kesret,
 Zamanı yaklaştı az daha sabret,
 Tendeki eceli sindiremem yar…
 
 30.05.2009
 

 

HTML clipboard Ellerimi tut 
 
 Yalnızlık korkusu sardı benliği
 Terk ettin anladım kalmadı umut
 Bir ana sığar mı ömür günlüğü
 Titriyor bedenim ellerimi tut
 
 Gönül gönle yazar iken adını
 Kısır döngü bozar aşk miadını
 Tatmak ister isen aşkın tadını
 Yanıyor yüreğim ellerimi tut
 
 Dipsiz kuyularda kararır dünyam
 Bahara ermeden sararır hülyam
 Karabasanlarda gezinir rüyam
 Soluyor düşlerim ellerimi tut
 
 Sanma neşeliyim yük savıyorum
 Yokluğu hayalde yok sayıyorum
 Haykırdım cihana çok seviyorum
 Kanıyor gözlerim ellerimi tut
 

 

HTML clipboard Yırtık Resim  
 
 Aklıma geldikçe o masum duruş
 Boğaz düğümlenir, dilim yutkunur
 Tebessümlü yüzle yandan oturuş
 Ucu yırtık resmin cebimde durur
 
 Ucunu yırtmıştın verirken bana
 Nasılda kızmıştım o zaman sana
 Hacetsiz resimler na-emsal bana
 Sözleri beynimde çınlayıp durur
 
 Ne zaman çıkartıp baksam yüzüne
 Çıkar girdaplardan ruhum özüne
 Dünya bağışlardım bir tek sözüne
 Sükûtu hayalin kalbimde durur
 
 Konuşurum bazen cansız resminle
 Islak gözlerimde, elde mendille
 Bütün sözlerinde bizi ezcümle
 Ayırmazdı ecel aklımda durur
 
 Dedim ya yaş akar baktıkça gözden
 Resmine damlayan ve kalan izden
 Hiç hatıran yok mu geçmişimizden
 Gülüşün kahkahan öylece durur
 
 Belki şu an beni izlemektesin
 Attığım adımı gözlemektesin
 Benle ağlamayı özlemektesin
 Bilmem ki bu gemi nerede durur
 
 07.04.2009
 

 

HTML clipboard Boş gelir..
 
 Aklıma geldiğinde gözlerimden yaş gelir
 Maziye daldığımda dünya bana boş gelir
 Yüzüme güldüğünde hayat güzeldir amma
 Kendimle kaldığımda dünya bana boş gelir
 
 Derde doğru yürürken dizlerime koş gelir
 Derdime yandığımda gözlerime coş gelir
 Özüme değdiğinde, bağrım közdedir amma
 Dert dosttan geliyorsa közlerime hoş gelir
 
 Bahara erdiğimde, arkasından kış gelir
 Dostumda gördüğümde, güller bana taş gelir
 Düşmanla vuruşarak, ölmek güzeldir amma
 Sırtımdan vurduğunda, yüreğimden yaş gelir
 
 01.12.2008
 

 

HTML clipboard Maraş’a Ağıt.. 
 
 Maraş’tan bir haber geldi,
 Yaslı yürekleri deldi
 Bütün seller dile geldi
 
 Alperenler öksüz kaldı oy, oy..
 Bir tek gülün susuz kaldı oy, oy..
 
 Kara haber kar altında
 Dağ yürekler dağ altında
 Tam beş şehit var altında
 
 Turan ili başsız kaldı oy, oy..
 Alperenler öksüz kaldı oy, oy..
 
 Kanlı Çukur, Kanlı Çukur
 Doydun mu kanlara çukur
 Kıydın mı canlara çukur
 
 Keş Dağı da sessiz kaldı oy, oy..
 Muhsin Gülü Rabbi aldı oy, oy..
 
 Sol yanımda hal kalmadı
 Sana varan yol kalmadı
 Sarılacak kol kalmadı
 
 Ellerim duada kaldı oy, oy…
 Gözlerim sema’ya daldı oy, oy..
 
 29.03.2009
 

 

HTML clipboard Bakamadım ki..
 
 Arsızlıktan sanma, yüzsüz değilim
 Mahcuptu yüzlerim bakamadım ki
 Densizlikten sanma, gamsız değilim
 Meczuptu özlerim akamadım ki
 
 Döndüğüm yönlerde sendin karşımda
 Donduğum günlerde yandın karşımda
 Söndüğüm anlarda kordun karşımda
 Savruldu küllerim, yakamadım ki
 
 Gönlüme yerleştin sol cenahında
 Sanki gelinciktin yol kenarında
 Sevgiye muhtaçtın kol yumağında
 Kavruldu düşlerim, dökemedim ki
 
 Yüzlerim kızardı akla düşende
 Gönül e dur geldi yürek coşanda
 Her engel çıkışta sana koşanda
 Dağ oldu dertlerim yıkamadım ki
 
 Pişmanlıklar sardı akılı us'u
 Dillerim lal oldu öğrendi sus u
 Feleğin kadere attığı pusu
 Karıştı yollarım, çıkamadım ki
 
 Nedenlere aklım daldı sebepsiz
 Sorunlara baktım kaldı cevapsız
 Gönüldeki bahçem soldu fidansız
 Kurudu güllerim dikemedim ki..
 
 09.03.2009
 

 

HTML clipboard Sızıntı.. 
 
 Yalnızlık korkusu ne zaman sarsa
 Gözümdeki yaşlar gönlüme sızar
 Sonsuzluk sorgusu ne yaman sırsa
 Özümdeki suçlar ömrüme sıçrar
 
 Dalar kuytulara vardır sebebi
 Yakar arzularla bütün bedeni
 Sarsılır derinden titrer vücudum
 Döndüremez geri benden gideni
 
 Arzular yandıkça erir yağlarım
 Sızar ince ince görür ağlarım
 Kabuğu kalktıkça sızan dertlere
 Ömür tülbendini keser bağlarım
 
 Ecel penceremin tıklar camına
 Gölge karanlıkta düşer yanıma
 İçimde biriken dert tortuları
 Çıkmadan kasteder felek canıma
 
 24.01.2009
 

 

HTML clipboard Kara Bulutlar..
 
 Kalkın üzerimden kara bulutlar
 Omzumdan dizime zincir vurdunuz
 Akın düşlerimden yere umutlar
 Özümden gözüme seller buldunuz
 
 Yanın ateşimden nara hayaller
 Uçun güneşimden nura gölgeler
 Korkun yanışımdan çaresizlikler
 Bulduğum çözüme haller buldunuz
 
 Eksik doğdu sizde bütün yavrular
 Yanlış karar dizdi doğru savcılar
 Beni yazdı çizdi eğri doğrular
 Bozduğum sözüme eller buldunuz
 
 Gençliği bitirdim sizlerden önce
 Dostları yitirdim özlerden önce
 Tepeleri gezdim düzlerden önce
 Çizdiğim yüzüme tüller buldunuz
 
 Doğan güneşimin ışığın kesip
 Can çıkmadan nasıl kesilir nasip
 Gönül yangınını kavurup-kasıp
 Ördüğüm saçımda keller buldunuz..
 
 Baktıkça atiye söndü göz ferim
 İndikçe vadiye oldu buz terim
 Andıkça maziye doldu her yerim
 Yazdığım defterde küller buldunuz
 
 17.12.2008
 

 

HTML clipboard Adı Değişti  

Aşkın şarabından içtim içeli
İçtiğim kaynağın tadı değişti
Gönül zindanına düştüm düşeli
Bildiğim dünyanın adı değişti

En güzel hülyayı düşledim senle
Aşk denen meyveyi dişledim senle
Nakkaşça sevgiyi işledim senle
Yorduğum rüyanın adı değişti

Umudum ufkumda tükendiğinde
Somutum soyuta eklendiğinde
Kaderim bahtıma diklendiğinde
Ettiğim duanın adı değişti

Sarıldıkça düştüm pek çok nedene
Var oldukça coştum gönle gidene
Soruldukça kaçtım sığdım bedene
Derdiğim güllerin adı değişti

Bazen kazma alıp dağa salladım
Çölde susuz kalıp, yoğa ağladım
Gözümden akanı sele bağladım
Geçtiğim deryanın adı değişti..

Ne zaman hissetsem bakışlarını
Aşkınla gözetsem yarınlarımı
Ortaya getirsem sorunlarımı
Sorduğum sualin adı değişti

Aldığım her anda ele kalemi
Yazdığım satırın sendin kelamı
Sınırlayıp kesme dile selamı
Seçtiğim hayatın adı değişti..

Yaşadığım anlık kısa ömürde
Nokta pas olur mu işlek demirde
Çay geçerken at değişmez denirde
Bindiğim kıratın adı değişti..

22.01.2009
 

 

HTML clipboard Gül Gelsin Bana 
 
 Yüzüme öyle bir bakış fırlat ki
 Köpüren ırmaktan sal gelsin bana
 Yüreği tutuştur öyle sızlat ki
 Kavrulan topraktan sel gelsin bana
 
 Suratını asma az daha sabret
 Güzellikler bedel alacak elbet
 Ne hayata kahret, ne bana kahret
 Gülmeyen yüzlerden gül gelsin bana
 
 Attığım adımım bil ki sanadır
 Gönüldeki ibrem senden yanadır
 Üzüntülü bakış kalbi kanatır
 Gülen gözlerinden gel gelsin bana
 
 Yandı da kül oldu gönül çırası
 Karayken kızardı yandı şurası
 Bir tas su dökmenin geldi sırası
 Zehir sözlerinden bal gelsin bana
 
 Hafızamı boşalt dinlensin aklım
 Ardımda sen ol ki bilinsin farkım
 Zaten kırık dişli tamirsiz çarkım
 Aşılmaz dağlardan yol gelsin bana
 
 Aklımdan çıkmıyor sözlerin sanki
 Gönül amadedir emre inan ki
 Hayalimden çatık kaşını çek ki
 Su sızmaz çalıdan el gelsin bana
 
 Dilinden çıkanı duysa kulağın
 Dünyanı yıkanı bulsa dimağın
 Uç uca eklesen olsa ulağım
 Kara saçlarından tel gelsin bana
 
 Anladın mı bilmem gönül acımı
 Boşa beyazlattım belki saçımı
 Yüzüme haykırsan bilsem suçumu
 Suçluysam suçumdan öl gelsin bana
 

 

Gün Birlik Günü Değil mi? 
 
 Neden ayrılık başladı
 Gün birlik günü değil mi?
 Aşk treni yavaşladı
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Yine varken yemeğimiz
 Neden boşa emeğimiz
 Atmıyor mu yüreğimiz
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Sevgi yolunu tıkadık
 Alkanlara çok boyandık
 Kanı kan ile yıkadık
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Elim eli yıkamazsa
 Gözüm güle bakamazsa
 Dile tatlı söz kalmazsa
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Kolay olan kırmak tümü
 Unutmamak gördüğünü
 İş çözmektir kördüğümü
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Unutma ki insanız biz
 Kâinat olur mu bizsiz
 Nasıl olur bizlik ve siz
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Bu gemi yeter herkese
 Neden herkes bir baş kese
 Madem boş gider her kese
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Neden bu kin, nefret tasa
 Boşa otur her gün yas'a
 Uygulanmaz hiçbir yasa
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Dün doğduk ya herbirimiz
 Büyüdükçe küçüldük biz
 Ayrı yolda emekleriz
 Gün birlik günü değil mi?
 
 Ağladıkça yazar kalem
 Dökülür dillerden kelam
 Necati'den dosta selam
 Gün birlik günü değil mi? 

 

HTML clipboard Beni Gör..
 
 Söktüğün pencereden uçtuğunda sözlerin
 Hayalinde konsa da baktığında beni gör
 Döktüğün incilerden kaçtığında gözlerin
 Gül yüzünde donsa da aktığında beni gör
 
 Bensizlikle örülü uykulara dalarken
 Yalnızlıkla büyülü deryalara akarken
 Sensizlikle bürülü rüyalara çıkarken
 Yanında olmasam da kalktığında beni gör
 
 Hayaline yürürken kaderinden kaçarken
 Kısmetini görürken, bardaktan su içerken
 Saçalarını örerken, ak tellerden seçerken
 Tarağın olmasam da taktığında beni gör
 
 Yıldızlara tutunmuş mehtap seni görürken
 Yalnızlığa sunulmuş bitap günler erirken
 Sonsuzluğa uzanmış kitap sona ererken
 Son sayfamı yırtsan da yaktığında beni gör
 
 04.01.2009
 

 

HTML clipboard OLDU MU YA...   HTML clipboard

Hani yeşil gözlerden kapar idin muhabbet,
Kalbindeki cezamı kesmiştin ya müebbet…
Sürecekti sevgilim aşkımız ilelebet,
Yakıştı mı bu sana, bıraktın oldu mu ya…

Bana köle olurdun gündüzde ve gecede
Adım düşmez gibiydi, müptelaydı diline
Ellerimin hasreti, bitmiyor ellerine
Bomboş bıraktın neden, bıraktın oldu mu ya…

Yağan yağmurla yağar, dökülürdü mısralar
Gözlerim her damlada gözyaşlarını arar
Bana vermiştin hani, benimdi hep dünyalar
Terk ettin dünyaları, bıraktın oldu mu ya…

Sıra trenler gibi, yol alırdık raylarda
Mola yasaktı bize, hedef son istasyona
Sevda taşır gibiydik sanki her bir vagonda
Vagonu ayırdın sen, bıraktın oldu mu ya…

Bir ömür vadetmiştin, bakıp benim yüzüme
Bütün suç bendemiydi, güvenmiştim sözüne
Tamamen aykırıydık tabiatın özüne
Özünden uzaklaştın, bıraktın oldu mu ya…

Soğuk kış günlerinde sokulurdun koynuma
Uzun yollar yürürdük, girerdin de koluma
Madem terk edecektin, neden çıktın yoluma
Yolumuzu ayırdın, bıraktın oldu mu ya…

Hüküm mü verdi bana, kalbindeki hakimler
Verdiğin ceza inan, hücre hapsine benzer
Gardiyanım olsaydı, keşke o kara gözler
Kaçırdın bakışları, bıraktın oldu mu ya…

Ölümüm olabilir, ansızın terk edişin
Aklımı alabilir habersizce gidişin
Sonucuna bakmadan kararını vermiştin
Cayıyorsun sebepsiz, bıraktın oldu mu ya…

O sımsıcak nefesi duyamadan tenimde
Sarhoş gibi yaşarım, değilim ki kendimde
Amansız bir titreme girdi tüm bedenime
Can bedenden ayrıldı, bıraktın oldu mu ya…

 

Yanıldım..

Gönlümde buz eriten o kara gözlerine
Bağlandı yürek gözüm, mıhlar gibi çakıldım
Rüzgârın savurduğu kara saç tellerine
Dağlandı yürek yüzüm, ağlar gibi bakıldım

Yüzünde yanan ışık yansıyorken kalbime
Gözün aklı karışık, inanmaz gördüğüne
Ruhum ruhuna âşık, yanar kendi kendine
Yağlandı yürek sözüm, dağlar gibi yıkıldım

Dil bilgim bile şaştı, yüklem, özne ve zamir
Bilsen ne kadar zordur, kırılan kalbi tamir
Işıldamaz dururken, çalışmazsa ham demir
Sağlandı yürek düzüm, yollar gibi soruldum

Senleyken sensiz olmak, eyvah başıma geldi
Birlikteyken ayrılmak, bütün benliği gerdi
Bu dert birer ok olsa, tüm ömrümü delerdi
Bağlandı yürek sazım, teller gibi gerildim

Sil artık gözlerini, billurların akmasın
Gözden inip kalbine, derin yara açmasın
Mutluluk elindeyken sahiplen de kaçmasın
Dağlandı yürek cüzüm, eller gibi yanıldım..
 

 

HTML clipboard Şu Masa..
 
 Dile gelse anlatsa, kahrolmasa boş yere
 Yüzüme güldü ama, yaşlar döktü şu masa..
 Sayfa sayfa damlatsa, yazılmasa deftere
 Bir bir aldı yürekten, taşlar söktü şu masa..
 
 Yanındaki iskemle, oturunca ağladı
 Önce beni kendine ve masaya bağladı
 Dertlerle dolu bardak, ciğerimi dağladı
 Sürahiye katlandı, dişler sıktı şu masa..
 
 Gördüğüm kabusları anlattım o dinledi
 Taş olsaydı çatlardı, o sadece inledi
 Üstüne yumruk yedi, yoktan yere tınladı
 Kızmadı hiç öfkeme, kaşlar yıktı şu masa..
 
 Kalem, kağıt ne varsa masanın üstündeydi
 Aklıma gelen mazim, defterin üstündeydi
 Masada duran her şey başımın üstündeydi
 Yazdıkça gönlüm açtı, sırlar çekti şu masa..
 
 19.12.2008
 

 

HTML clipboard Yıkıldım Farzet
 
 Dağ gibi görürdün beni karşında
 Karlarla eridim küçüldüm farzet
 Ulu bir çınardım belki bahtında
 Kökümden çürüdüm yıkıldım farzet
 
 Özgürce dağlarda avlanıyorken
 Kızgın demir gibi tavlanıyorken
 Her bana bakanı sen sanıyorken
 Şansımı kürüdüm, sıkıldım farzet
 
 Yaralı ceylandın düştüm peşine
 Gönül yangınımı verdim eline
 Girdaplarda dönüp aşkın seline
 Tersine yürüdüm, takıldım farzet
 
 Aşkın ummanın da beyhude gezip
 Kaçamadım naçar tehlike sezip
 Su içsem kadehten körkütük sızıp
 Ömrümü sürüdüm, çakıldım farzet
 
 Nefesim yetmedi, tıkandı bağrım
 Acep düzelir mi, kıvrılan eğrim
 Akla zarar verir bildiğim doğrum
 Sırlara bürüdüm, yakıldım farzet
 

 

HTML clipboard Deyiver Artık

Kapat gözlerini, düşün geceyi,
Düşünmekle kalma yaşa geceyi,
Dilinde dolaşan iki heceyi,
“Seni seviyorum” deyiver artık…

Kalbinde olunca hisler çarpıntı,
Bakışlar olunca, bentsiz akıntı,
İsmim dilindeyse, sende takıntı,
“Seni seviyorum” deyiver artık…

Her köşe başında görünce beni,
Ateşler kuşatsın, narin bedeni..
Eğer bensem yaşamanın nedeni,
“Seni seviyorum” deyiver artık…

Doğan güneş gibi ışıldayarak,
Aşkın ziyasını, kalbe saçarak,
Bir ömür biter mi, her gün kaçarak,
“Seni seviyorum” deyiver artık…

Sen söyle ki bende sana diyeyim,
İkrarın emirdir, öl de öleyim,
Umutsuz değilim, ama köleyim,
“Seni seviyorum” deyiver artık…

27.07.2007
 

Seni Gördüm

Ellerini koymuş dizin üstüne
Manalı gözlerle bakar yüzüme
İnanır mı bilmem tatlı sözüme
Saçları omzunda taralı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

Bakıp bana doğru omuz çekiyor
Ben adım attıkça, hemen kaçıyor
Nazlı ceylan sanki, sekip gidiyor
Ömrümün biricik maralı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

Savrulur koştukça uzun eteği
Hoplatır yerinden gören yüreği
Beraber geçer mi gönül dileği
Gözleri kömürden karalı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

Başını göğsüme koyup uyusa
Yürek atışımı sayıp uyusa
Ellerim eline alıp uyusa
Gönlüm sana geldi, buralı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

Her sabah, her akşam çıksa yoluma
Ben yolda yürürken girse, koluma
Rabbim yazdı mola acep kuluna
Dertlerim peş peşe sıralı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

Her günde artıyor gönül yarası
Ne yazısı belli ne de turası
Artık kavuşmanın gelsin sırası
Kaldıramam bunca daralı güzel
Seni gördüm gönül yaralı güzel

11/02/2008
 

 

HTML clipboard Hayat..
 
 Avucunda tuttuğun hırçın kuş gibi hayat
 Gelmez fazla sıkmaya, ne özgür bırakmaya
 Bir anda unuttuğun, kurşun ömür’e inat
 Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya
 
 Ömürden kopartılan lokmacık ekmek gibi
 Gözünden çıkartılan, sokmacık mertek gibi
 Yüzünden kabartılan, yapmacık döşek gibi
 Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya
 
 Sende belki de her şey, farkına varmıyorsun
 Özde var ki de bir şey kendine sormuyorsun
 Elde var ki de bir ney, gönlüne çalmıyorsun
 Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya
 
 Ömür kezzaptan olsa, yaksa düştüğü yeri
 Lav olup sanki aksa, eritse bedenleri
 Ham kalsa çok umutlar, bitirse hayalleri
 Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya
 
 Ne kadar sarılsan az, bedende iken hayat
 Senden istenen biraz, göstereceğin sebat
 Fırtına ömre yok naz, sevgilerse çok hoyrat
 Değmez geçmiş yıkmaya, geleceği yakmaya
 
 25.11.2008
 

 

HTML clipboard Aşk Benden Beni..
 
 Hamdı geçmişlerde aradıklarım
 Tamdı geçmişlerde aradıklarım
 Gamdı geçmişlerde aradıklarım
 Her geçen gün aldı aşk benden beni
 
 Yandı bugünlerde aradıklarım
 Kandı bugünlerde aradıklarım
 Candı bugünlerde aradıklarım
 Her geçen gün aldı aşk benden beni
 
 Dündü yarınlarda aradıklarım
 Döndü yarınlarda aradıklarım
 Söndü yarınlarda aradıklarım
 Her geçen gün aldı aşk benden beni
 

 

HTML clipboard Acep..
 
 İçimi doldurdu aşkın boşluğu
 Hayat kıskacında ömrün loşluğu
 Kaç gönül e girdin gönül hoşluğu
 Aşkta vefa bulan canlar mı acep..
 
 Nerelerde kaldı, peşlerimdeydi
 Aldığım nefesi bilmelerdeydi
 Mazide izleri silmelerdeydi
 Gördüğüm rüyayı anlar mı acep..
 
 Yüreğim piştikçe, ham kaldı umut
 Her an her saniye tutulur zabıt
 Huzuru mahşerde önüme kanıt
 Günahım sevabı katlar mı acep..
 
 Ne aşka inandı, coştu sevgime
 Yol yola dolandı, düştü derdine
 Yürekler kanadı, saçtı gönlüme
 Kanayan yüreği tuzlar mı acep..
 
 Baktıkça atiye daraldı ruhum
 Sandım ki pek bedbin berduş güruhum
 İşe yaradı mı dimdik duruşum
 Yattığım toprağı yoklar mı acep..
 
 15.09.2008
 

 

HTML clipboard Erkan OCAKLI’ ya..
 
 Dünyadaki her nefes, nasibince alınır
 Biçilen ömür biter, acı tatlı yaşanır
 Değerler cevher gibi içimizde yaşar da
 Son nefesi verince farklarına varılır
 
 Çileli yüzündeki mütebbessim ifade
 Gurur, kibir arama türkü dolu ömürde
 Duyduğum her türkünün altında senin imzan
 Erkan OCAKLI artık, ölmeyecek efsane
 
 Artık seni anacak Maçka’nın taşlı yolu
 Mısırlar ağlayacak ninemin kuruttuğu
 Gardiyan açacak ta sana tüm kapıları
 Son olacak bu ezan, imamın okuduğu
 
 Yüksekte dalgalanır kaldırdığın bu bayrak
 Karadeniz türküsü yağarken sağnak sağnak
 Ardında bıraktığın yüzlerce güzel türkü
 Dilden dile dolaştı daha da dolaşacak
 
 Bütün Karadeniz’in gözleri ağlamaklı
 Yas tutuyor türküler, sazların ağlamaklı
 Efsane deseler de inan bana az gelir
 Ruhun cennete varsın Türkü baba OCAKLI..
 
 16.11.2008
 

 

HTML clipboard Çekildim önünden gözyaşlarımın..
 
 Kırıldı mazimden camdan fanuslar
 Çekildim önünden gözyaşlarımın
 Saplandıkça cana camdan kırıklar
 Çekildim önünden uykularımın
 
 Yaşadığım her an canlandı sanki
 Taşıdığım her dün sonlandı sanki
 Boşadığım her gün zamlandı sanki
 Çekildim önünden duygularımın
 
 Sanki benden önce yaşayan herkes
 Havayı bitirmiş, kalmamış nefes
 Benliği bürüyen kör nefis kafes
 Çekildim önünden baygılarımın
 
 Yaşam denen zorlu aşılmaz yolda
 Derdi taşıyan güç kalmamış kolda
 Ömür kısaca şu, her zaman zorda
 Çekildim önünden saygılarımın..
 
 Beynimin içinde kopan fırtına
 Anladıkça dertler sarar sırtıma
 Dünya katma değer katar artıma
 Çekildim önünden yaygılarımın..
 
 Başlangıcı belli, sonu da belli
 Kim yaşar dünyada yaşar temelli
 Ecel yaklaştıkça, duvaklı telli
 Çekildim önünden kaygılarımın..
 
 Bedende taşınan ruhumda ki can
 Ebedi hayatta bulacak bir yön
 Ne benim hayatım, ne de yaşam son
 Çekildim önünden kaygılarımın..
 05.11.2008
 

 

HTML clipboard Denir mi?
 
 Dost elinden zehir olsa içilir
 Düşman balı sunsa bile yenir mi?
 Dünyanın kahrını çekenler bilir
 Kahır çekmeyene insan denir mi?
 
 Irmaklara dönüp çağlasa ömrüm
 Karışsa yağmurla ağlasa sabrım
 Dökülse ummana başlasa döngüm
 Yeniden hayata dönsen denir mi?
 
 Gün olur açılır ömürden yumak
 Mümkün değil sorgulardan kurtulmak
 Yanlışı fark edip doğruyu bulmak
 Yeniden bir şansım olsun denir mi?
 
 Gören göz gerçeği göremeyince
 Gönül gülü sevip, deremeyince
 Kuru göle bile giremeyince
 Gözden akan yaşla ıslan denir mi?
 
 Rüzgârdan sallandı yelden sallandı
 Eksilsin dedikçe her gün katlandı
 Toprağın altında havasız kaldı
 Başını uzat ta seslen denir mi?
 
 Baharda toprakla kabaran yürek
 Gerçeği arıyor, derde düşerek
 Buldum zannettikçe çok sevinerek
 Hevesin kursakta kalsın denir mi?
 
 Kaderin attığı büyük denize
 Çırpındıkça sular kaçtı geniz’e
 Kurumuş ot gibi solan beniz’e
 Balık gibi dibe dalsın denir mi?
 
 Güvendiğin dağa yağıyorsa kar
 Zemheride bile sönmüyorsa har
 Her kaya dibinde bir çiçek açar
 Bulduğun kayaya yaslan denir mi?
 
 23.10.2008
 

 

HTML clipboard Tefekkür…
 
 Parmağımı oynatıp baktım da boğumlara,
 Boğumlarda boğuldum, kramp girdi aklıma.
 Hiç akıl sır erer mi, sır dolu doğumlara,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Düşündükçe almadı, kalbim kaç kez atıyor,
 Ne muazzam bir motor, kanımı pompalıyor,
 Bu kadar enerjiyi bu kalp nerden alıyor,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Beynimde oluşuyor, en ince düşünceler
 Saniye de aklıma neler geliyor, neler…
 Sır'la dolu dünyaya açılır pencereler,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Uyurken sanki öldüm, haberim yok dünyadan,
 Dünyanın haberi yok gördüğüm rüyalardan,
 Uyanınca dirildim, farkım yok insanlardan,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Aldığım tek bir nefes, en ücra köşelere,
 Oksijen dağıtıyor, nasılda hücrelere,
 Taptaze hava verir taze hava bedene,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Aklımda var, bilemem nasıl nerde gizlenir,
 İyi kötü düşünce bilmem nerde beslenir,
 Nasıl olurda bunlar, bir ağızda dillenir,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Gözlerim olmasaydı, güzellikler olmazdı,
 Dünyadaki nefaset, gönüllere dolmazdı,
 O zaman güneş batmaz, belki de hiç doğmazdı,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Gönüller var insanda, fethedilmek bekleyen,
 Daha küçük çocuk o, belki de emekleyen,
 Büyüdükçe gönlüyle olmaz dağlar deviren,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 Şükretmek lazım O’na, inanarak gönülden,
 Şükrediyor inan ki, kainatta her sistem,
 Milyarlarca insanın, dünyası ayrı madem,
 Bir şükür bulamadım O Yüce Yaradan'a..
 Büküp boynumu dedim; Allah!
 La İlahe illallah! ’
 
 02.07.2007
 

 

HTML clipboard Erkekler Ağlamaz mı?
 
 Bunu kimler söylemiş, erkekler ağlamaz mı?
 Kurşundan ağır sözler, yürekte dağlanmaz mı?
 Ağlama özgürlüğüm, sırf benim elimdeyse
 Gözden inen damlalar, özümde bağlanmaz mı?..
 
 Dert yüreğe çökünce, duracak mı gözde yaş
 Temeller yıkılınca, sabredecek hangi taş
 Ayaklarım gövdemle başlatacak mı savaş
 Yaralı her babanın derdiyle ağlanmaz mı?
 
 Kor ateşten gömleği üstsüz giydirir kader
 Mahzun görse öksüzü yüzü basmaz mı keder
 Nerde kor ateş görse pervane olur gider
 Gönül iflah olmadan katranla yağlanmaz mı?
 
 Oturup her köşeye, mazilere dalarak
 Her şafakta başlayıp akşamlara kalarak
 Dost bildiğin herkese, ne derse inanarak
 Ömür sona ermeden urganla bağlanmaz mı?
 
 Dünyanın battığı gün içimdeki kıyamet
 Benle doğan dertlerim yaşıyor ilelebet
 Gönül her yaş döküşte bulacaksa selamet
 Gözlere rıza verip, onunla ağlanmaz mı?
 
 Anlatamam günbegün gözü basan selleri
 İki yakamdan tutar feleğin kor elleri
 Taşınan yüreklerde kadın erkek dilleri
 Ağlayan yürek ise, saygıyla anılmaz mı?
 21.09.2008
 

 

HTML clipboard Yok Muydu?
 
 Ellerimde kurudu gönlümdeki güllerin
 Bakıp ta ezilecek solan yüzün yok muydu?
 Seninde bomboş kaldı elimdeki ellerin
 Yıkıp ta gidilecek, dalan gözün yok muydu?
 
 Başka haz’ı almadım, saçların elimdeyken
 Başka gözü görmedim, gözlerin önümdeyken
 Başka sözü duymadım, sözlerin içimdeyken
 Çıkıp ta denilecek yalan sözün yok muydu?
 
 Şu inen yaş şahit ki, başka şeye inmedi
 Gittiğin günden beri bir damlası dinmedi
 Sensiz yediğim lokma içerime sinmedi
 Bıkıp ta verilecek kalan közün yok muydu?
 
 Gün gelip pişmanlıkla dönersen açık kapım
 Aşkını boşaltmadan bekliyor gönül kabım
 Anlatmak ömür ister, bilsen nasıl bitabım
 Yakıp ta silinecek solan hüzün yok muydu?
 
 15.10.2008 

 

HTML clipboard Günün Birinde
 
 Her sabah her akşam bekle yolumu
 Belki de dönerim günün birinde
 Beyhude dolaşıp, görsem zulumu
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Mor dağların başı gurup olanda
 Mor menevşe başı günden solanda
 Mor ışık gönlüne tümden dolanda
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Güneş mecalini kaybettiği an
 Buğdaylar yeşili terk ettiği an
 Karanlık geceyi gasp ettiği an
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Ben diyem sonbahar, sen de ilkbahar
 İncecik kayadan sızıyorken kar
 Gönülde toz bulut, eserken rüzgâr
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Belki de toprağa tohum saçarken
 Belki gelincikler kırda açarken
 Belki de dereler coşup taşarken
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Ilgıt ılgıt yelle, yağarken yağmur
 Karşı toprak yolda dizdeyse çamur
 Benlikten sıyrılıp, battıysa gurur
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Zaman akıp gitse unutma beni
 Yalan sözlerinle avutma beni
 Yanıp tutuşurken soğutma beni
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Gönlündeki aşkla yandığın zaman
 Dilin dolaşarak andığın zaman
 Yalan sözlerime kandığın zaman
 Belki de dönerim günün birinde
 
 Olur ya özlerim her şeye rağmen
 Yutarım sözlerim her şeye rağmen
 Yanarken közlerim her şeye rağmen
 Belki de dönerim günün birinde
 
 03.06.08
 
 İstersen
 
 Solmadan gönül bahçen, çevir gönül suyunu
 Çöldeki vahaların dök üstüne istersen
 Ömrünü boş geçirme, tart ardını, önünü
 Kurumadan güllerin, çek resmini istersen
 
 Gece sema ya dönüp bakınca yıldızlara
 Noktaları birleştir, derinden mana ara
 Gönlünden seni kapan, sendeki hırsızlara
 Satamadan sevgini, dök içini istersen
 
 Şavkı vurunca ayın, gölgene bak gecede
 Sırlar bazen nun-ayın, bazen de bir hecede
 Çözdükçe sır büyüyor, bir nokta bilmecede
 Girdikçe derinlerin, çık dışına istersen
 
 Aydınlanır tepeler, üstüne gün doğunca
 Saklanamaz saklılar, karanlığı boğunca
 Boşa zaman geçirme, her anını yoğunca
 Kibrit kutusu ömrün, yak hepsini istersen
 
 Kan dolanır damarda, ulaşır ücralara
 Gider kuytu yerlere, bulaşır mecralara
 Gönül dünyayı gezer, dalar maceralara
 Eteğinde ne varsa sok mizana istersen
 
 Hayat verilir ama kaydedilir tüm yaşam
 Günah sevap tartıda, terazide yok tasam
 Dönen çarkı felekte, göründükçe ihtişam
 Kürrede zerreyi gör, bak gönülden istersen
 
 Koyunca son noktayı, kapanınca sayfalar
 Her göz etrafa bakıp, bir dost, tanıdık arar
 Dünyaya dönüş yok ki, boşadır tüm çabalar
 Şimdiden al tedbiri, çak gönüle istersen..
 
 30.06.2008
 
 Hatırlar mısın?
 
 Yüreğindeki gizi, hazla döken eline
 Her kalem alışında beni hatırlar mısın?
 Bildiğimiz şarkılar dolanırken diline
 Her ıslık çalışında beni hatırlar mısın?
 
 Sokağa çıktığında, sahillerde yürürken
 Etrafında gençleri, el eleyken görürken
 Kara gözü manalı, bir damla yaş bürürken
 Her yağmur yağışında beni hatırlar mısın?
 
 Oturduğun banklarda kurulan hayalleri
 Karşı geçen gemiden sallanan o elleri
 Saçlarını dağıtan, karıştıran yelleri
 Her rüzgâr çıkışında beni hatırlar mısın?
 
 Başını çevirip te, gökyüzüne bakınca
 Kara gözü mavinin ortasına çakınca
 Kalbinden bedenine kan pervasız akınca
 Her deprem oluşunda beni hatırlar mısın?
 
 Ayakların kararsız, girerken çıkmaz yola
 Tükeniyorum derken, yaklaşıyorken sona
 Bir ışık doğmuş ise demişse biraz mola
 Her yeniden doğuşta beni hatırlar mısın?
 
 Unutamam ben seni, silemem izlerini
 Çıkartamam mıh gibi çaktığın sözlerini
 Avutamam yokluğa ağlayan gözlerimi
 Her gözyaşın akanda beni hatırlar mısın?
 
 25.06.2008
 
 İlmek
 
 Aşkı ilmekleyip, yağlı urgandan
 Saçını bahtıma dolayan güzel
 Titreyen bedeni sarıp yorgandan
 Ömrünü ömrüme dolayan güzel
 
 Can özüne düşer sular toprağın
 Hücresine gider dolar yaprağın
 Gözlerinden iner coşar sağnağın
 Aklına geldikçe ağlayan güzel
 
 Bedenimi sarsar bunca doluluk
 Yakışmıyor bana gözü sululuk
 Eğer yaptığıma dersen delilik
 Günleri benimle kuruyan güzel
 
 Seninle yaşamak sanma kolaydır
 Senden uzaklaşmak bana olaydır
 Yeniden başlamak cana kalaydır
 Cezayı peş peşe ulayan güzel
 
 Peşinden attığım aşkın adımı
 Unutturdu bana benim adımı
 Her yaptığın bana verir tadını
 Tatlıyı acıya bulayan güzel..
 
 06.06.2008
 
 Sakladım
 
 Med cezirle gözümde canlanınca ayrılık
 Hepsi senden kaynaklı korkuları sakladım
 Umutlar tükenince dışa vurdu karanlık
 Gönülde hiç yanmayan ışıkları sakladım
 
 Titredim bedenimi ayrılık her sarışta
 Azar yemiş gibiydim yanına her varışta
 Dizlerim yorgun düştü bu bitimsiz yarışta
 Hücrelerime varan yorgunluğu sakladım
 
 Sensiz geçen geceler, uykuları bölerken
 Gözlerim karanlıkta, hayallere dalarken
 Kan basıncım fırlayıp, tansiyonum çıkarken
 Kalbimin atışını, düşüncemden sakladım
 
 Dizlerinin dibine, oturduğum zamanlar
 Gözlerinin renginde kaybolduğum zamanlar
 Kulağıma inceden aşk sunduğun zamanlar
 Taze bahar her sözü, hafızamda sakladım
 
 Aşkla tanıştığımız o çocuksu gün var ya
 Nasıl da gözlerimde küçüldü koca dünya
 Benliğimde gizlenen o hinoğlu hin var ya
 Çıkamasın hiç diye, kalp hücreme sakladım
 
 Bedenimde zerreler titriyorken adından
 Bir hatıra çıkmadı, her gün kovsam aklımdan
 Kim ne yapacak söyle, laf ettirme ardımdan
 Vurduğun her hançerin, yarasını sakladım
 
 Attığında anladım, papatyadan tacını
 Gönlün mutlu mu oldu, artırdıkça acımı
 Aşkı kesip verdiğin, avcumdaki saçını
 Koynumda taşıdığım, ak keseye sakladım
 
 Ezberimde tüm sözler, zerrelerim anarken
 Ceylandan kara gözler, manidarca bakarken
 Vücuttaki her aza, cayır cayır yanarken
 Kıvılcımlar çaktıran bakışını sakladım
 
 Nasıl yazılmış bilmem silemedim adını
 Dilim çaresiz kaldı, tariflerde tadını
 Sana doğru uçarak, attığım her adımı
 Yürüdüğüm yolların çakılını sakladım
 
 Anılara sığındım, yaş dökerken her gece
 Kalemim isyanlarda, yazılırken her hece
 Nasıl şaşırmayayım, aşk denilen bu güce
 Gönlümdeki rüzgârın ıslığını sakladım
 
 Gönülde bitmek bilmez, ince hesap kabardı
 Benden başka kim olsa, Mecnun olup yanardı
 Aşk deryasında gönül, bir damlayla kanardı
 Her gün içten patlayan, volkanları sakladım
 
 Düşünmemek kolay mı, önceyi ve sonrayı
 Kıyamet bende koptu, batırınca dünyayı
 Her gün tabir ettirdim, korku dolu rüyayı
 Korkumu sarmalayan geceleri sakladım
 
 Necati ŞİMŞEK
 
 İsterim
 
 Hayalimde duran nazlı yüzünü
 Ölmeden son kere görmek isterim
 Benliğime saran hazlı sözünü
 Ölmeden son kere duymak isterim
 
 Kalbim atmıyorsa şu an isminle
 Dilim tatmıyorsa senin sevginle
 Filim kopmuyorsa bitir elinle
 Mutlu sonu senle görmek isterim
 
 Her nereye gitsem oraya gelsen
 Ben gönül’ü açsam içine girsen
 Nasıl bir saraydır ah görebilsen
 Sana ait köşkü vermek isterim
 
 Çalışırken silsen akan terimi
 Kessin bakışınla gözün ferimi
 Gönlünün içinde gönül yerimi
 Dilediğim anda görmek isterim
 
 Ağlarım sen beni anlamadıysan
 Dağlarım yüreği, aşk bulmadıysan
 Bağlarım karalar bağlamadıysan
 Ömrümü önüne sermek isterim
 
 Nasıl inandıysam kara gözüne
 Sen de inan artık benim sözüme
 Başımı dayayıp pamuk dizine
 Gözümü gözüne dikmek isterim
 
 Nerelere varır sonu bir bilsem
 Senden önce sona varsam dikilsem
 Ömrünün sonunu orda beklesem
 Sonsuzluğa senle gitmek isterim
 
 22.05.2008
 
 Olmaz mıydı?
 
 Minik serçe misali kalbim atarken küt küt
 Dağlayan sözlerini, saklasan olmaz mıydı?
 Ömür boyu duracak bana verdiğin öğüt
 Ağlayan gözlerini, saklasan olmaz mıydı?
 
 Tutunca ellerini avuçlarım yanarken
 Ellerim ellerinde gözlerine bakarken
 Kalbim inceden ince, ılık ılık akarken
 Ok gibi kirpiğini sokmasan olmaz mıydı?
 
 Geçirilen her günü yüreğine saklasan
 Yüzüme her bakışta kaşlarını çatmasan
 Sevgi dolu sözlere duygusallık katmasan
 Gönlümdeki ateşi yakmasan olmaz mıydı?
 
 Yürüdüğüm düz yolda aşk denilen engeli
 Sürüdüğüm ayağa vurdu dertten çangalı
 Kaderime ömürle boyna geçen çengeli
 Acıtıp sağa sola çekmesen olmaz mıydı?
 
 Kader yazılmış bize, niye yoktur inancın
 Yaralıyım dedikçe tutuyor yürek sancın
 Sevincin ben olayım, ben olayım kıvancın
 Her olanı kafana takmasan olmaz mıydı?
 
 Yazdıkça yazılacak sonu gelmez satırlar
 Kazdıkça kazılacak dibe varmaz kuyular
 Azdıkça bozulacak sonu ermez arzular
 Bitmeyecek aşkımdan kaçmasan olmaz mıydı?
 
 02.06.2008
 
 Mektubun…
 
 Koskocaman bir ömrü derleyip topladın da
 Nasıl sığdırdın bilmem tek bir sayfa kağıda
 Hüküm mü verdi kalbin, ümit yok mu yarına
 İmzanı göz yaşıyla en altına atmışsın…
 
 Ömürler kağıt gibi ortadan katlanır mı
 Bu gönül acılara daha çok katlanır mı
 Kalp çizdiğin kağıda, kalemler saplanır mı
 Bırak çıkartma kalsın, derinden kanatmışsın…
 
 İçine attığın zarf, bana hücre olacak
 Bundan sonra kimbilir, kim açıp okuyacak
 Ellerinde her zaman, başka zarf mı olacak
 Adresini doğru yaz, postacı aramasın…
 
 Ağzını yapıştır da, düşmeyeyim yerlere
 Düşünce mazi düşer, gezmeyelim dillerde
 O da senden pul olsun, öpücük koy üstüne
 O kadar içten öpme dudak izi kalmasın…
 
 Postacılar arar da belki bulur birini
 Mezarlığa mı verdin değişmez adresimi?
 Bir Fatiha okursun gördükçe eserini
 Anlaşıldı sen benim, sevgim anlamamışsın…
 
 31.05.2007
 
 Ayrılık
 
 Konuşmadan olmaz, hele bir otur
 Bir nefes al önce sonra karar ver
 Yıkma aşkımızı yok mu hiç hatır?
 Ayrılık hem seni, hem beni gerer…
 
 Tamam bitebilir, yollar ayrılır
 Mazide geçenler yok mu sayılır?
 Gün olur o sarhoş gönlün ayılır
 Olursun bir Mecnun, belki derbeder…
 
 Yaşanılan her şey gerçekti gerçek
 Aşk bu, yanan ateş nasıl sönecek
 Kalan ömür sensiz nasıl geçecek
 Ömürden, hayattan oldum bihaber
 
 Eline aldın da keskin bıçağı
 Doğruyorsun aşkta köşe bucağı
 Belli olmaz gönlün ne yapacağı
 Katillik az gelir, el sana ne der
 
 Şimdi senle kesin ayrılacak mı
 Yaşam bağlarımız hep kopacak mı
 Doğru giden şeyler hep sapacak mı
 Bu ayrılık ömrünü edecek heder
 
 Maziye çektin de temiz süngeri
 Konuşturdun beni ileri geri
 Yaşanan günlerin yok mu değeri
 Sitem eder bize yaşanan günler
 
 Ayrılırsak daha yoluma çıkma
 Her görüştüğümde yeniden yıkma
 Köze dönen kalbi daha da yakma
 Bu yaralar geçmez, basarsa keder
 
 Ben seni uzaktan olsun göreyim
 Beni sevme, bırak gönül vereyim
 Zaten ateşinden bir pervaneyim
 Mumlara çevirdin, eriyip gider
 
 Böyle bir ayrılık yıkacak beni
 Nasıl söyleyeyim çok sevdiğimi
 Benliğin sarıyor tüm benliğimi
 Bu ömür böylece çok çabuk biter
 
 08.06.2007 Ankara
 
 Bu Güzel Kim?
 
 Şu bana bakan kız kaşın altından,
 Esmer mi kumral mı seçilmiyor ya.
 Bilekler taşınmaz olmuş altından,
 Gerdanda dizilen zor gelir bana…
 
 Ağamı, paşamı yoksa bey kızı,
 Görenin gönlüne düşüyor sızı,
 Keşke bana çıksa yazılan yazı,
 Karşılıksız sevmek zor gelir bana…
 
 Kaşları kemanın yayları gibi,
 Koşuyor ovanın tayları gibi,
 Coşuyor ovanın çayları gibi,
 Ardından yetişmek zor gelir bana…
 
 Hele bir gülüşü, gülüşü var ki,
 Benliğim ciğerden sökülür sanki,
 Her kahkaha dağdan buluyor yankı,
 Karşısında durmak zor gelir bana…
 
 Derler ya kirpikler ok olmuş batar,
 Bu kirpikler daha ne canlar yakar,
 Yanaklar kiraz ya sanki bal damlar,
 Damlaları tutmak zor gelir bana…
 
 Elleri incecik, narin mi narin,
 Sekerek yürürken, gider efkarın,
 Bugünüm onundur, fedadır yarın,
 Günlerce beklemek zor gelir bana…
 
 Sadece bir kez baktı, çeldi gönlümü,
 Gönlümden vazgeçtim, çaldı ömrümü,
 Acep ölçmek midir benim sabrımı,
 Maksadını bilmek zor gelir bana…
 
 Ne kadar da desem, zordur tarifi,
 Kendisi bilmez ki, yoktur benzeri,
 Bence şu ovanın bir tek zarifi,
 Ondan ayrı düşmek zor gelir bana…
 
 Mevlam yazımızı birlikte yazsın,
 Gönlümdeki bahçe, çiçekler açsın,
 Değilse mezarcı çift kabir kazsın,
 Sen yoksan yaşamak zor gelir bana…
 
 07.08.2007
 
 Gelin Oldun Ha?
 
 Ben sana bakmaya kıyamaz iken,
 Sen ellere baktın, elin oldun ha?
 Yıllardır sandıkta seni bekleyen
 Gelinlik giymeden gelin oldun ha?
 
 Ne olacak şimdi söyle aşkımız,
 Çatladı ortadan sabır taşımız
 Bozulacak aradaki ahdimiz
 Sözünü unutup gelin oldun ha?
 
 Kara gözlerine bakar erirdim
 Dünyaları istesen de verirdim
 Eserini gel gör, işte delirdim
 Kaçıp gittin benden gelin oldun ha?
 
 Düşündün mü nolur şu benim halim
 Aşkta vefa yokmuş, zalimmiş zalim
 Hayatta attığın bu en son çalım,
 Yıkıp gittin beni, gelin oldun ha?
 
 30.06.2007
 
 Attın
 
 Senden uzaklaşınca yaşanıldı burukluk
 Hazanlı gözlerime, ışıksız boğum attın
 Birden farklılaşınca, anlaşıldı ayrıldık
 Hüzünlü sözlerime, çözümsüz düğüm attın..
 
 Aklına mı takmıştın, önceden mi kurmuştun
 Farkına mı varmıştın, birine mi sormuştun
 Rüyaya mı yatmıştın, kötüye mi yormuştun
 Nar gibi közlerime, nar-ı cehennem attın..
 
 Günlerini harcadın, anlamsız şüphelerle
 Hep bahane aradın, manasız sebeplerle
 İçin için kanadın, nedensiz nedenlerle
 Har gibi cüzlerime, sönmeyen ateş attın..
 
 Beyinleri kemirdi, şeytanın vesvesesi
 Bedava sattın bitti, ömrünün sermayesi
 Bu kadar basit miydi bu hayatın gayesi
 Kar gibi özlerime, yunmayan kara attın..
 
 Ömür boyu duracak, çıkmayacak aklımdan
 Aklım sonu vuracak, bıkmayacak aşkımdan
 Aşkım seni saracak, yıkmayacak köşkümden
 Kor gibi gözlerime, yanmayan bakış attın..
 
  17.06.2008
 
 İkimizi de..
 
 Gözlerinden doğan o güneş var ya
 Boğmaya yetecek ikimizi de
 Sözlerinden yağan o ateş var ya
 Yakmaya yetecek ikimizi de
 
 Kökümü kurudu gönül çınarın
 Kaynağı kesildi gözün pınarın
 Alnına kazınan kötü kaderin
 Yıkmaya yetecek ikimizi de
 
 Çilene kul olan çilekeş var ya
 Çekmeye yetecek ikimizi de
 Bilene zul olan yakarış var ya
 Sıkmaya yetecek ikimizi de
 
 Gönül yıkıldıkça bitmez talanın
 Hiçbir aşikârda yitmez yalanın
 Aşkıma kustukça zehri yılanın
 Sokmaya yetecek ikimizi de
 
 Kökümü kurudu gönül çınarın
 Kaynağı kesildi gözün pınarın
 Alnına kazınan kötü kaderin
 Yıkmaya yetecek ikimizi de
 
 04.08.2008
 

 

Anan Kurban Olsun...
 
 Bu yılda hüzünle girdi bayrama,
 Gözlerinde yaşla, çilekeş ana,
 Ördüğü çorabı sokup koynuna;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Sabahtan gözleri o nu aradı,
 Al başlı bir güvey yapmak muradı,
 Elin başa koydu ufku taradı;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Koçu kınalarken şuydu niyazı,
 “Oğul bu kış geçti, geçirme yazı,
 Koçlar kurban olsun, olmasın kuzu,
 Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Vatandan aziz mi sanki canımız,
 Son damlaya kadar helal kanımız,
 Kansız dalgalanmaz bil bayrağımız;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Bayram namazından hemen sonraydı,
 Boş gözlerle köyün meydanındaydı,
 Akranların süzdü ve bir bir saydı;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Nerede gardaşlık ne oldu hani,
 Aranızdan kim götürdü Mehmedi,
 Dizlerine vurdu, düştü elleri;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Herkes zannetti ki feryat kopacak,
 Buğulu gözlerde yaş fışkıracak,
 Mevla’m güç ver dedi gururlanarak;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Hepsine sarıldı bir bir öperek,
 Alevli ateşe buzlar dökerek,
 Yıkılmak yerine göğüs gererek;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Sen gittin be oğul benim yerimi,
 Cennetten mi kaptın söyle köşemi,
 Üç buçuk soysuza vermem neşemi;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
 
 Öyle ya da böyle bitecek ömür,
 Mehmet olan sonra sürecek ömür,
 Feda olsun yurda binlerce ömür;
 “Anan kurban olsun, şehidim sana..”
Son Güncelleme ( Thursday, 23 July 2009 )