| Murat Arıcı |
| Yazar Administrator | |
| Monday, 13 October 2008 | |
|
Ben yılları, yıllar beni izledi. Hayat bir sır oldu, yıllar gizledi. Güzel ne var ise gönül özledi. Öylesine geçip gitti bir ömür. Bir öte koşturduk, bir de beriye. Dönüp de hiç bakmadık ki geriye. Onun şu da varmış, benim yok niye? Derken geçip gidiverdi bir ömür. Uzak yakın olmuş, yakın da uzak. Ölüm canlı için kurulmuş tuzak. Dostun ne kadarmış, düşünce bir bak! Bakma artık, geçiverdi bir ömür. Baba ocağını, yâr kucağını, Gönül bahçesini, sevda bağını, Hem çocukluk hem de gençlik çağını, Bırakıp da gidiverdi bir ömür. Tek tesellim, mazlum âhı almadan, Zalim kapısında köle olmadan, Hazan gelip, yaprak döküp solmadan, Mevsimsizce göçüverdi bir ömür. Kapkaranlık bir boşluğa dalınca, Yalın ayak, başı kabak kalınca, Gözyaşıyla ismim hatırlanınca, Anladım ki bitivermiş bir ömür
Nerede başlayıp nerede biter? Uzayıp kıvrılan yılan bu yollar. Meçhulden gelip de meçhule gider. Sözünü tutmayan yalan bu yollar. Peşine düşerek bir kez yürü de, Bırakırsın eşi dostu geride. Dönmek istesen de daha yarıda, Bırakmaz koynuna alan bu yollar. Kiminin ondadır ekmeği aşı. Sonunda yer alır kiminin düşü. Kolayca halletmez uzatır işi. Ümitler kapısı olan bu yollar. Dağlardan dolanır ovadan geçer. Her zaman kendine yoldaşlar seçer. Kimini tenhada bırakır naçar. Gurbetten gurbete salan bu yollar. Hasret kokan günler yıla dönünce, Yürekteki yangın biraz sönünce, Görünüp kaybolur kendi gönlünce. Serap misalidir solan bu yollar. Bakmam hiç desen de daha yüzüne, İnanırsın bir gün yine sözüne. Yürüyünce dönmek için özüne, Tükenmez geride kalan bu yollar. Hayalle bir olup kapıp götürür. Ummadık belayı başa getirir. Vade tamam eder ömür bitirir. Nice hayatları çalan bu yollar.
Senin kucağına doğmuşum ben yıllar önce. Vurulmuşum adeta karşımda seni görünce. O yıllara dönünce, bu günün bitiminde, Birkaç anı canlandı, gönlümün derinliğinde. Kızıl kabuktan silahım, kamıştan atlarım vardı. Koşardık yalın ayak sekerek, dünya koşardı. Bir yeşil mutluluktu, o günler ve saatler. Limon yeşili, ardıç yeşili ve tüm yeşiller& O yılların eseri ilk gönül ağrısı da, İlk buluşma, ilk hasret, ilk sevda çağrısı da. Ne zaman ki ayrıldım yaşlı gözlerle senden; Anladım ki koparılan senmişsin yüreğimden. Sen ki mavi gözlerin, yeşil elbiselerin vardı. Saçların her baharda, başka bahar kokardı. Özlemini yaşadım, yaşadım uzun yıllar. Getirdi beni sana, yoldan çıkmış bu yollar. Uçmuştum mutluluktan, geldim diye ben sana. Çok şeyler değişmişti, o yıllardan bu yana. Yeşil artık yok olmuş, mavi de taşınmıştı. Yeşilimsi Dolarla dedem de tanışmıştı. Kel bir başa dönmüş Torosun dağı taşı. Yalın ayak koşan dünya sattırmış arkadaşı. Adın Erdem olunca olunmaz ki erdemli. Arkadaş satmak ile kalınmaz ki erdemli. Yaratılmış ne varsa seversen Yunus gibi. O gün belki olursun, adın gibi Erdemli ! Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
|
| Son Güncelleme ( Sunday, 26 October 2008 ) |